Araştırma, SYDGM'nde Proje Yöneticisi Şebnem Avşar Kurnaz, BÜ Ekonomi Bölümü'nden Prof. Dr. Şemsa Özar, Sosyal Politika Forumu'ndan Dr. Burcu Yakut Çakar tarafından tanıtıldı.
'Erkeksiz kadınlar' araştırması, kadınların sosyal güvencesizliğine ilişkin ilginç veriler içeriyor. Eşi ölen, boşanan, eşi tarafından terk edilen ya da terk eden ve eşi cezaevinde olan bin 220 kadınla anket çalışması yapılarak hazırlanan araştırmaya göre, kadınlar, sosyal güvence hakkına ancak bir erkeğin gölgesinde ulaşabiliyor.
Sosyal güvenceleri yok
Yapılan araştırmaya göre, Türkiye'de eşi ölmüş ve boşanmış kadınların dörtte üçü üçü yiyecek, yakacak, giyecek, ev eşyası ve çocukların eğitimi gibi temel ihtiyaçları karşılayamıyor, sadece yüzde 31'i gelir getirici işlerde çalışıyor. Kadınların yüzde 63'ünün esnafa, ev sahibine borcu var.
Eşi ölen kadınların yüzde 52.2'sinin boşanmış kadınların yüzde 51.6'sının ve evli kadınların yüzde 73.4'ünün sosyal güvencesi bulunmuyor. Araştırmaya göre, sosyal güvence içindeki kadınlardan eşleri ölenlerin yüzde 70.6'sı eşinden dolayı sigortalı olduğunu söylüyor. Öte yandan boşanmış kadınların yüzde 45.1'i hak sahibiyken, yüzde 43.5'lik önemli bir kısmı ise babası üzerinden sosyal güvence kapsamında bulunuyor.
Kadınlar kimseden destek alamıyor
Araştırmaya göre, kadınlar ailelerinden ve kamu kurumlarından maddi ve manevi desteği alamıyor. Bunun nedeni; kadınlara karşı cinsiyete dayalı eşitsizlik ve ayrımcılığın yanında son yıllarda artan güvencesiz çalışma yaşamı ve sosyal güvenlik sisteminin yetersizlikleri. Ayrıca, sosyal güvence kapsamındaki eşleri ölen kadınlar ya da boşanma sonrası nafaka hakkı kazanan kadınlar bile gelir kaybı ve yoksullaşma yaşıyor.
Raporu okuyan Şemsa Özar, boşanmış, dul, eşini terk etmiş/ terk edilmiş, eşi cezaevinde olan kadınların yeni hayatlarında maddi güçlüklerle karşılaştığını belirterek, bunun yanında gündelik hayatlarında her türlü ayrımcılık içeren toplumsal yargılarla baş etmek durumunda kaldıklarını ifade etti.
'Sorunu çözmek yerine nedenini engelle'
"Uygulanacak politikalar, çalışma koşullarını, gelir adaletsizliği ile birlikte toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikleri ve ayrımcılığı dönüştürmeyi hedeflemelidir" diyen Özar, sunulacak politikaların sorunları en acil bir biçimde çözmeye yönelik olması gerektiğini vurguladı. Sorunlar ortaya çıktıktan sonra onların yol açtığı yıkımlara karşı çözüm aramak yerine, bu sorunların ortaya çıkmasına neden olan toplumsal yapı ve ilişkileri dönüştürmeye yönelik politikalar üretilmesinin, toplumsal gelecek adına önem taşındığını düşündüklerini belirten Özar, kadınların erkeğe veya ailesine bağlı kalmadan yaşayabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını istedi.
İSTANBUL