Kürdistan Kültür Sanat Akademisi, dostları, yoldaşları, Paris Pere Lachaise Mezarlığı’nda tarihe son sözünü söylemiş ve kimliğini ortaya koyduğu için Avrupa’da sürgünde ölmeye zorlanmış Ahmet Kaya’yı anıyor. Mezar başında karanfilleriyle, çiçekleriyle kışa yol almış Paris’in hüznüyle 12 yıl önce "Kürdüm" diyen Kaya’nın nasıl linç edildiğini anlatıyor. Milyonların "Bahtiyar" abisi Ahmet Kaya'nın ölümü ve yaşamı  bir halkın tarih sayfasında onurla anılmaya devam ediyor. 
Ahmet Kaya "Önümüzdeki kasette Kürt asıllı olduğum için Kürtçe bir şarkı yapıyorum. Bu şarkıyı yayınlayacak yürekli televizyonlar arıyorum" dedi ve demesiyle ölüm yolculuğuna ırkçı ve şoven ağızlardan akan küfürler, fırlatılan çatallar vb. uğurlanmıştı. Ahmet Kaya’dan sonra onun şarkılarına konu olmuş acılar, özgürlük sorunu katmerlenerek devam ediyor. "Kurtlar sofrasına düştüm, hani benim gençliğim anne" diyen Ahmet Kaya'nın şarkılarına yansıyan tabloda hala çocukların umutları, sevinçleri, özlemleri telörgülere takılıp duruyor.
Elinde çatal, dilinde küfür Müge Anlı şimdi Van için nefretini kusuyor. İktidarlar hala en iyi Kürt ölü Kürt'tür diyor... "Ahmet Kaya öldü, Vatan bölünmekten kurtuldu" diyenler hala kinlerini biliyor. Ahmet Kaya’nın ardından Türkiye gerçekliğinde  değişmeyen bir şeydi bu... Ama değişmeyen bir şey daha vardı: umudunu yitirmemiş, özgürlük özlemini kuşanmış milyonlar, kimliği, özgürlüğü için yol almaya devam ediyor. Kendi kimliğinde vurulanlar hala ülke özlemiyle hayatı ve tarihi haklı adaletine teslim etmeye çalışıyorlar... Onlar halkların adaletli bir yaşam sürmesi gerektiğini unutmağı gibi Ahmet Kaya’yı da unutmuyor... Yine toplanmışlar mezar başına ve Mezopotamya’nın çocukları şarkılarını söylemeye devam ediyor...


SELMA AKKAYA/PARİS