Bielefeld DKTM’ye baskın düzenleyen Alman polisi, kapıları kırarak içeri girdi. Polis, 24 yıldır duvarda asılı duran Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının yanı sıra, Kürt sembolleri, kitap ve HDP’nin seçim afişlerine el koydu.

MURAT MANG / BİELFELD

Almanya’nın Bielefeld kentindeki Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ne (DKTM) dün sabah saat 06.00 sıralarında polis tarafından kapılar kırılarak baskın yapıldı.

Polis, baskına 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve 21 Mart Newroz günü etkinliklerde taşınan ve ‘yasaklı‘ kabul edilen Kürt sembolleri ve bayraklarını gerekçe gösterdi. Bielefeld DKTM Eşbaşkanları Zeynep Alpboğa ve Naif Alkış, baskını kabul edilemez bulduklarını vurguladı.

Kapıları kırarak girerek girdiler

Bielefeld DKTM’nin kapılarını kırarak içeri giren Alman polisi, yine Türk meslektaşlarını aratmadı.

Dernek içindeki malzemeleri dağıtan polis, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1994’ten bu yana asılı duran fotoğrafının yanı sıra şehit gerillalar ve şehit Sakine Cansız’a ait fotoğrafa el koydu.  Ayrıca, Sterka Ciwan, Ronahî, Kurdistan Report, Kürt Halk Önderi Öcalan ve Sakine Cansız’ın kitaplarının da aralarında bulunduğu birçok yayın götürüldü.

Kürdistani sembol, bayraklar ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) seçim afişleri de polisin el koyduğu malzemeler arasındaydı. Yaklaşık 4 saat süren baskın saat 09.30’da sona erdi. DKTM yönetimi, hukuki süreci başlattıklarını bildirdi.

DKTM Eşbaşkanı Zeynep Alpboğa, baskını duyar duymaz geldiğini ifade ederek, şunları belirtti: “Polis içeri girmeme izin vermedi. Kitaplara, şehit fotoğraflarına, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 94’ten bu yana asılı bulunan posterine el koydular. Kabul edilir değil. Herşeyi alt üst ettiler.”

   

Gerekçe 8 Mart’taki bayraklar

DKTM Eşbaşkanı Naif Alkış ise, baskının çıkan yeni polis yasasıyla da bağlantısı olduğunu belirtti. Alkış, olayın oluş biçimini şöyle anlattı: “Gerekçeleri 8 Mart’ta kullandığımız bayraklar. Sabah dış kapıyı kırıp, içeri girdikten sonra, ‘gelin, içerdeyiz’ şeklinde haber vermeleri çok manidar. Yasak buldukları her şeyi alıp götürdüler. Kabul edilir bir yanı yok bu baskının. Alman demokrasisine yakışmıyor. Tepkisiz kalmayacağız.”

NAV-DEM: Baskını kınıyoruz

Alman polisinin Bielefeld Kürt derneğine baskını kınayan NAV-DEM, Türk devletiyle kirli iş birliği olunduğuna dikkat çekti ve tüm Kürtleri desteğe çağırdı.

NAV-DEM baskına ilişkin yaptığı açıklamada; Alman devletinin, Türk devletiyle sürdürdüğü kirli ilişkilere bağlı olarak Kürtlere saldırdığına dikkat çekildi.  Bielefeld Demokratik Kürt Kültür Derneği’nin basılmasını kınayan NAV-DEM, “Kürt kurumları üzerinde baskı ve engelleme politikası, Kürt halkının giderek tansiyonunu yükseltmektedir” dedi. Açıklamanın sonununda “Başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokratik kamuoyunun Kürt toplum merkezlerine desteğe çağırıyoruz” denildi.

 
 

Bu ilk değil

 

Erdoğan rejimi ile yakın işbirliği içerisinde olan Almanya’da bu yıl birçok DKTM’ye baskın düzenledi.  12 Ocak’ta Hamburg DKTM, polisler tarafından basıldıktan sonra kapı kilidi değiştirilmişti.

5 Nisan’da 7-8 araçlık konvoy ve 50’den fazla polis eşliğinde Hannover DKTM’ye baskın düzenlenmiş ve arama yapılan dernekteki eşyalara da el konmuştu.13 Haziran’da ise DKTM derneği ve Civaka Azad’ın bürosunun kapıları kırılarak baskın düzenlenmişti. DKTM, yöneticilerinin de evleri basılmıştı. Polis, 3 Aralık 2017 günü Efrîn için yapılması planlanan ancak gerçekleşmeyen bir gösteriyi gerekçe yapmıştı.

Kürtlerle dayanışma da suç

Kürtlerle dayanışma içinde olanlar da krıminalizasyon politikalarının hedefi haline geliyor. Mayıs ayında Kassel kentinde yapılan Karl Marks’ın 200.doğum günü kutlamasında YPG/YPJ bayrağı açtığı gerekçesiyle Sol Parti’nin eyalet parlamenteri Marjana Schott hakkında soruşturma başlatılmıştı. 2 Mart 2017’da İçişleri Bakanlığı, ‘PKK yasağının güncellenmesi’ başlığıyla eyaletlere gönderdiği eyaletlere gönderdiği genelgeyle aralarında YPG, YPJ ve PYD bayraklarının da bulunduğu Kürtlere ait çok sayıda sembolün taşınmasının yasaklandığını bildirmişti.

Sosyal medya paylaşımları da yasak

Türk devleti ile yapılan suç ortaklıkları, tahammülsüzlük, baskıcı uygulamalar, internet kullanıcılarına kadar uzandı. Nisan ayında Bayern eyalet polisi YPG/YPJ bayraklarını sosyal medya hesaplarında paylaşanları hedef aldı. Eyaletin başkenti Münih’teki emniyet birimleri açıkladıkları yıllık suç raporlarında ‘Siyasi motifli suçlar-yabancılar’ başlığında bölümüne YPG/YPJ bayraklarını sosyal medya hesaplarında paylaşan Almanları da eklemesi dikkat çekmişti. Polisin açıklamasında geçen ‘29 yaşındaki Alman’ ise Münih kentinde öğretim üyesi olan Kerem Schamberger’di. Kasım ayında da, YPG ile dayanıştığı bahanesiyle Schamberger’in evine baskın yapılmıştı.

Kitap ve müzik ürünleri de hedef

Yasaklar bayrakları, sosyal ağlardaki paylaşımlar ve barışçıl protesto eylemlerine müdahalelerle de sınırlı kalmadı. Artık kitaplar ve müzik ürünleri de hedefte. Mart ayında Mezopotamya Yayınları ve Mir Multimedia’ya yapılan baskınlarda üç gün boyunca aramalar yapıldı. Binlerce kitap, CD ve şarkı arşivine el konuldu. El konulan kitaplar arasında Kürtçe-Almanca sözlük, çocuk eğitim kitapları da vardı.