BDP, Kürt sorununun çözümüne yönelik daha önce Meclis'e sunduğu teklif ve önerilerinin yer aldığı 25 maddelik demokrasi paketini Haziran ayı başında AKP Hükümeti'ne sundu. Ardından BDP Eşbaşkanları ve Grup Başkanvekilleri'nin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile Meclis'te yaptıkları görüşmede, Türk Hükümeti'nin yasal düzenlemeleri içeren bir paket hazırlığı içinde olduğu, BDP'nin paketinin de inceleneceğini söylendi. Aradan geçen 2 ayı aşkın zamana rağmen BDP'nin paketine ilişkin herhangi bir açıklama yapmayan Türk Hükümeti, kendi paketini de henüz açıklamadı. Hükümetin uzun süredir üzerinde çalıştığı "demokratikleşme paketi"nin hazır olduğu, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan başkanlığında bu hafta yapılacak zirvede son şeklinin verileceği belirtiliyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ise barış sürecinin ikinci aşamasına dair hükümetin atacağı yasal adımların kamuoyuyla paylaşılması için 1 Eylül tarihini vermişti. Hükümet cephesinden bugüne kadar pakete ilişkin yapılan açıklamalar içeriğine ilişkin kaygıları beraberinde getirse de, Kürt tarafı bu ay sonuna kadar Türk Hükümeti'nden paketini açıklamasını bekliyor. Paketin, Kürt ve demokratik kamuoyunun beklentisini karşılayıp karşılamayacağı ise kuşkulu.
BDP'nin sunduğu demokrasi paketi ikinci aşama için ilk elden yapılması gereken, yapabilecek yasal adımları içeriyor. BDP'nin Acil Demokrasi Paketi'nde; Terörle Mücadele Kanunu (TMK), Türk Ceza Kanunu (TCK), Seçimler Yasası, 2911 Sayılı Yasa, Ceza Muhakeme Kanunu (CMK), Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu, Milletvekili Seçimi Kanunu, Siyasi Partiler Yasası, Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'na (PVSK) ilişkin bir dizi yasal değişiklik talebi yer alıyor. Talep edilen maddeler, Kürt sorunu kadar Türkiye'nin demokratikleşmesine de katkı sunabilecek içerikte.

TMK tümden kalksın

BDP, Terörle Mücadele Kanunu'nun tümüyle kaldırılmasını istiyor. BDP, TMK'deki hiçbir suçlamanın TCK'de yaptırımsız bırakılmadığına, Ceza Muhakemesi Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'nda düzenlemeler bulunduğuna dikkat çekiyor.

TCK'de değişiklikler

BDP, Türk Ceza Kanunu'nun 215, 220 ve 314'üncü maddelerinde değişiklikler istiyor. "Suçlu ve suçluyu övme" hükmünü içeren 215. maddede yapılacak değişiklikle "İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" hükmünün "bir yıla" düşürülmesini isteniyor.
TCK 220 ve 314'üncü maddeler ise 'KCK davaları'nda sıkça karşımıza çıkan, siyasetçiler, aktivistler, insan hakları savunucuları, hukukçular, gazeteciler gibi geniş bir çevreyi mağdur eden maddeler. BDP, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma"yı içeren Madde 220'nin 6-7 ve 8. fıkraların tümden kaldırılmasını istiyor. 6'ncı fıkra "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır"; 7'inci fıkra "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır"; 8'inci fıkra "Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır" hükmünü içeriyor. Bu 3 fıkranın iptaliyle uzun tutuklulukla mağdur edilen çok sayıda KCK tutsağının tahliyesinin önü açılabilir.
Madde 314 ise 'silahlı örgüt üyesi, kurucu ve yöneticilerine' ilişkin düzenleme. Ancak örgütle bağlantısı olmadığı halde bu maddeden yargılanan çok büyük bir topluluk var. BDP, bu maddenin 3'üncü fıkrasının şu şekilde değiştirilmesini öneriyor: "Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan ve şiddet fiilleriyle doğrudan bağı tespit edilemeyenler örgüt üyeliği ve yöneticiliğinden cezalandırılamaz."

5275 Sayılı Kanun

BDP, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nda "Koşullu salıverme"yi içeren Madde 107/5'de değişiklik yapılmasını istiyor. Kanunun mevcut halinde "Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır" deniliyor. BDP bu yaşın 15'e çekilmesini, hükümlünün 55 yaşını doldurmuş olması halinde infaz kurumunda geçirdiği bir günün iki gün olarak; 65 yaşını doldurmuş olması halinde infaz kurumunda geçirdiği bir günün üç gün olarak; 75 yaşını doldurmuş olması halinde infaz kurumunda geçirdiği bir günün dört gün olarak; 85 yaşını doldurmuş olması halinde infaz kurumunda geçirdiği bir günün beş gün olarak sayılmasını talep ediyor.

2911 Sayılı Yasa

BDP, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösterileri Yürüyüşleri Kanunu'nda da bir dizi değişiklik istiyor. Gösteri ve yürüyüşlere zaman kısıtlaması getiren 7. Madde'nin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmasını öngörüyor.
BDP'nin paketinde "Hükümet komiseri ve yetkileri"ni düzenleyen Madde 13'ün tümden yürürlükten kaldırılması isteniyor.
BDP, "Toplantının ertelenmesi veya bazı hallerde yasaklanması"nı öngören Madde 17'ye ilişkin de değişiklik talebinde bulunuyor. Ertelemenin 1 haftayı aşmamak suretiyle yapılmasını, yasaklamanın ise tümden kaldırılmasını talep ediyor. "İl veya ilçelerde bütün toplantıların ertelenmesi ve yasaklanması"nı öngören Madde 19 için de BDP bir ay denilen erteleme süresinin bir haftaya çekilmesini isterken, "ile bağlı ilçelerin birinde veya birkaçında bütün toplantılar bir ayı geçmemek üzere yasaklanabilir" ibaresinin ise kaldırılmasını istiyor.

Ceza Muhakemesi Kanunu

BDP, kolay ve uzun tutukluluğun önüne geçmek için ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nda değişiklik talebinde bulunuyor. Madde 100 "Tutuklama nedenleri"ni düzenliyor. BDP, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların da aralarında yer aldığı bir dizi suçlamaya ilişkin 'kuvvetli şüphe' olursa tutuklama nedeni sayılabilir" denilen 3'üncü fıkranın tümüyle yürürlükten kaldırılması gerektiğini belirtiyor.
"Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez" denilen 4'üncü fıkrada "3 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez" yönünde değişiklik istiyor.  
BDP, Madde 100'e ayrıca özellikle "hasta olan kişiler hakkında tutuklama kararı ve cezaevlerinde tutulma koşulları"na ilişkin ek bir fıkranın düzenlenmesini de öneriyor. BDP'nin bu konudaki önerisi şöyle:
-  Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarındaki tedavi ve bakımının iyileşmesini sağlayamayacağı, ceza infaz kurumunda kalmasının hastalığının ilerlemesine sebebiyet vereceği veya artık tek başına ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığı tam teşekküllü devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, üniversite hastanesi sağlık kurulu tarafından verilen rapor üzerine saptanan şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilemez.
- Tutuklunun ceza infaz kurumunda tedavi edilmesinin mümkün olduğuna ilişkin tam teşekküllü devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, üniversite hastanesi tarafından verilen rapora tutuklu veya üçüncü dereceye kadar bir yakının talebi halinde ilk raporu veren hastane dışındaki hakem bir hastanenin sağlık kurulu tarafından tekrar karar verilir.
-  Tutuklama kararı verilmesinden sonra maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği veya tedavisi, iyileşmesi, bakımının mümkün olmadığı tam teşekküllü devlet hastanesi, eğitim ve araştırma hastanesi, üniversite hastanesi sağlık kurulu tarafından verilen raporla tespit edilen tutuklu sanıklar hakkında tutuklama nedenleri ortadan kalkmış kabul edilerek tahliyelerine karar verilir.
-  Kararda ilgilinin tabi olacağı yükümlülükler kendisine tebliğ edilir. Şüpheli veya sanık tarafından, tedavi ve bakımın devamı süresince bulunacağı yer Mahkemeye bildirilir.
-  Şüpheli veya sanığın sağlık durumu sağlık kurulu raporunda belirtilen sürelerde, belli bir süre belirtilmemiş ise altışar aylık dönemlerde, raporu veren sağlık komisyonu veya aynı nitelikteki bir başka sağlık komisyonu tarafından değerlendirilerek ilgili mahkemeye bildirilir. İnceleme sonuçlarına göre iyileştiği belirlenen şüpheli veya sanık hakkında Mahkemece yeniden bir karar verilir.

Cezanın İnfazı Hakkında Kanun
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nda ise cezanın infazının ertelenmesini içeren maddelerde değişiklik talep ediliyor. Madde 16, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesini içeriyor. Bu maddenin 3'üncü fıkrasına göre tutsağın cezaevinde kalıp kalamayacağına ilişkin yetki Adli Tıp Kurumu'nda (ATK). Verdiği birçok tartışmalı kararla tepki çeken ATK'nin sınırsız yetkisine karşı çıkan BDP, şu öneriyi yapıyor: "İnfazı geri bırakma kararı; tam teşekküllü devlet hastanelerinin, eğitim ve araştırma hastanelerinin, üniversite hastanelerinin sağlık kurullarınca düzenlenen rapor üzerine infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Hükümlünün ceza infaz kurumunda tedavi edilmesinin mümkün olduğuna ilişkin verilen rapora hükümlü veya üçüncü dereceye kadar bir yakının talebi halinde; kararı veren hastane dışındaki bir başka hakem hastanenin sağlık kurulu tarafından karar verilir."

Hastalar polise teslim
Birçok hasta tutsak ise "cezaevinde kalamaz" yönünde ATK raporu almayı başarsa da yine de tahliye edilemiyor. Madde 16'nın 6'ncı fıkrasında "Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir" deniliyor. Bu şu anlama geliyor: Hasta tutsak sağlık koşulları nedeniyle cezaevinde kalamayacağını ispatlasa bile 'toplum için tehlikeli olup olmadığı' gözönünde bulunduruluyor. Mahkemelerin bu konuda ise başvurduğu yer, Emniyet. 12 Temmuz 2013'te Adli Tıp tarafından "cezaevinde kalamaz" raporu verilen iki kolu kesik hasta tutsak Ergin Aktaş'ın tahliyesi, Terörle Mücadele Müdürlüğü'nün "Toplum güvenliği için tehlikeli olduğu" raporuyla reddedildi. BDP, bu ibarenin 6'ıncı fıkradan çıkarılmasını, hükümlünün toplum güvenliği açısından tehlikeli olduğu yönünde bir kanat varsa da "denetimli serbestlik hükümleri" çerçevesinde cezasının infazının ertelenmesini öneriyor. 


Milletvekili Seçimi Kanunu
Türkiye'de demokratik siyaseti engelleyen önemli hususlardan birisi de seçim barajı. Avrupa'da en yüksek seçim barajı Türkiye'de. BDP, yüzde 10 olan seçim barajının yüzde 3'e çekilmesini istiyor. İktidar partisinin sıcak bakmadığı seçim barajıyla ilgili BDP, ikinci alternatif olarak başka bir teklif daha sunuyor. Bu teklif ise, "Geçerli oyların %10’unu geçemeyen partiler milletvekili çıkaramazlar. Ancak ülke genelinde toplamda 5 seçim çevresinde birinci çıkan partiler de ülke barajını geçmiş sayılırlar" şeklinde.

Siyasi Partiler Yasası
Türkiye'de mevcut durumda yüzde 10 barajını aşan partilere Hazine'den ödeme yapılıyor. Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de sınırlı olarak devlet yardımı yapılabiliyor. BDP, bu sınırın % 1'e çekilmesini aynı zamanda Meclis'te 5 vekili olan partilerin de devlet yardımından yararlanması gerektiğini belirtiyor. Buna istinaden BDP 2820 Sayılı Kanunu'nun Ek 1. Maddesi 5'inci fıkrasının değiştirilmesini öneriyor.

Türkçe dışında propaganda

BDP'nin üzerinde durduğu konulardan birisi de Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de siyaset yapabilmek. Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 58'inci maddesinde; siyasi partiler ve adaylarının sadece Türkçe propaganda yapabileceği belirtiliyor. BDP ise, "Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarıyla, diğer seçim propagandalarında Türkçe'nin yanısıra farklı dil ve lehçelerin de kullanılabilir" olmasını istiyor.
Aynı zamanda Siyasi Partiler Kanunu'nun "Önseçimde propaganda ile ilgili hükümler" bölümüyle ilgili 43'üncü maddede yer alan "Aday adayları, mensup oldukları partinin programı, büyük kongresinin ve yetkili merkez organlarının kararları ile partinin seçim bildirisi dışında, milli mahalli yahut mesleki çapta herhangi bir vaadde bulunamazlar ve Türkçe'den başka dil ve yazı kullanamazlar" hükmündeki dil yasağının madde metninden çıkarılmasını talep ediyor.

Eşbaşkanlık önerisi

Meclis'te bulunan partiler içerisinde tek eşbaşkanlık sistemini uygulayan parti olan BDP, Siyasi Partiler Kanunu'nda "Genel Başkan" ili ilgili düzenlemeleri içeren 15'inci maddeye şu ek öneriyi yapıyor: "Siyasi partiler, tüzüklerinde olmak kaydıyla isterlerse Eş Genel Başkanlık sistemini uygulayabilirler. Bu durumda her iki Eş Genel Başkan, bu kanunda belirtilen hak ve sorumluluklara genel başkan sıfatıyla ayrı ayrı sahiptirler. Eş genel başkanlardan birinin kadın olması zorunludur."

PVSK’de değişiklik
BDP, tartışmalı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'na ilişkin de birçok hususta değişiklik öneriyor. "Parmak izi ve fotoğrafların kayda alınması"nı düzenleyen Madde 5'e göre birçok nedenden dolayı kişilerin parmak izi alınabilir ve sisteme kayıtlı parmak izi ve fotoğraflar, kişinin ölümünden itibaren 10 yıl, kayıt tarihinden itibaren 80 yıl geçtikten sonra sistemden siliniyor. BDP, parmak izi ve fotoğrafların kaydına ilişkin şu kıstasların getirilmesini istiyor: "Polis sadece gözaltına alınan şüpheli veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde ve Cumhuriyet Savcısının izniyle yahut bu yönde verilmiş bir mahkeme kararı üzerine parmak izini alır. Alınan parmak izleri ait olduğu kişinin kimlik bilgileri ile birlikte, ne zaman ve kim tarafından alındığı, alınma sebebi de belirtilmek suretiyle, parmak izi alınma nedeni ortadan kalktığında silinmek üzere, bu amaca özgü kolluktan bağımsız bir sisteme kaydedilir."
Aynı kanunun 9'uncu maddesi polise kişilerin üstleri, araçları, eşyalarını arama konusunda geniş bir yetki veriyor.  Miting, toplantı ve toplantı gibi etkinliklede 'sakınca bulunan bir hal varsa' herhangi bir emir veya karar olmadan arama yapılabileceği, kimlik ibrazının zorunlu olduğu belirtiliyor. BDP bu alanda yaşanan hukuksuzlukların önüne geçmek için, "Polis, yüksek güvenlik gerektiren, güvenliğini sağladığı binalarda, tehlike ve suçun oluşabileceği durumlarda herhangi bir emir veya karar olmasına bakılmaksızın, üstünü, aracını ve eşyasını teknik cihazlarla kontrol etmeye ve aramaya yetkilidir. Kişinin sağlık durumu bu cihazlar ile aranmaya elverişli olmadığı hallerde kolluk, kişinin talebi doğrultusunda kişiyi rencide edici boyutta olmamak kaydıyla elle arama yapabilir. Kişinin bu konuda şikâyet ve tazminat hakkı saklıdır" yönünde bir düzenleme öneriyor.

Polise öldürme hakkı

Polisin kişi veya kitlelere yönelik müdahalesi ise PVSK'nin 16'ncı maddesinde düzenleniyor. Madde, polise silahını sınırsız kullanma hakkı tanınıyor. BDP, polisin "yaşam hakkına zarar vermeyecek ölçülerde silah kullanmaya yetkili" olmasını istiyor ve ekliyor:
- Ancak, bu amaçları gerçekleştirmek için daha hafif yöntemler yetersiz kalmadıkça bu yetki kullanılamaz. Her halukarda, kendisinin veya başkasının yaşamını hedef alan şiddetin maddi unsurlarını herkesin anlayabileceği şekilde ortaya çıkması durumunda sadece yaşamı korumak için kesinlikle zorunlu olduğu zaman kasten öldürücü silah kullanılabilir.
- Polis, silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak şiddet unsurlarıyla direnişe devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kişinin şiddet unsurlu direnişte ısrar etmesi ve ele geçirilmesinin başka bir yöntemle mümkün olmaması halinde ise kişinin sağ yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
- Polisin ateş etmesi ise polisin gördüğü eğitim yapılan ateşin geri dönüşü olmayan vehameti kapsamında orantılı ve ölçülü olmalıdır.
 BDP ayrıca hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde polise verilen silah kullanma yetkisinin de kaldırılmasını talep ediyor.  

Hakim kararıyla dinleme
BDP, polisin delil toplama konusundaki usulsüzlüklerine de son verilmesini istiyor. PVSK Ek Madde 7'de şunu öneriyor: "Polis, kuvvetli şüphe sebepleri ve başka surette delil elde edilmesi imkanının olmaması durumunda hakim kararı ile dinleme yapabilir."

İbadet yerlerinin adı
BDP, ayrıca koruculuk sisteminin lağvedilmesini, ibadet yerlerine "camii, cem evi, mescit, kilise, sinagog, havra" olarak değiştirilmesini, uluslararası sözleşmelerdeki çekincelerin kaldırılmasını istiyor. Bunların başında, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi yer alıyor.



ARZU YILDIZ/HABER MERKEZİ