
Kutup Çizgisi Aşıkları
Bu Oscar ödülü almış bir film değil. Zaten böyle filmler Oscar’a aday da gösterilmez.
Neruda, “Filmler yazılmaz, izlenir, yazanları da anlamam” der, ama biz yine de ustadan izin alıp kısaca anlatmaya girişelim…
Yüzlerce küçük tesadüfün ilmek ilmek ördüğü bir aşk hikayesini anlatıyor Kutup Çizgisi Aşıkları. Hem de Alberto İglesias’ın çok güzel müzikleri eşliğinde. İspanyol yapımı film, Otto ve Ana’nın tesadüfler üzerine gelişen aşkına odaklanıyor. İnsanların hatıralarının hem simetrik hem asimetrik olabileceğinin güzel bir örneği olan filmin, mükemmel bir bütünlük içinde sunulmasının en büyük nedeni ise kuşkusuz ki Julio Medem’in elinin hem senaryoya hem de kameraya değmiş olması. Filmde birçok defa karşılaştığımız yol ayrımları, bizi yormak yerine sadece kurguyu zenginleştirerek heyecanı arttırıyor.
Kaderleri çok önceden çizilmiş olan Otto ve Ana… Onların alın yazısını birleştiren bir aşk. Önce Ana’nın babası ölüyor, sonra Otto’nun babası annesinden boşanıyor. Aradan seneler geçiyor, anne baba ayrılıp kendilerine başka hayatlar kuruyor. Ana ve Otto birbirlerinden ayrı düşüp başka hayatlar yaşıyor ama birbirleri için yaşamaktan da hiç vazgeçmiyor.
Çizgi nerede ve nasıl sona erecek?
Neyse, yolları Madrid’te başlayan Ana ve Otto’nun Finlandiya’da son bulan hikayesini anlatan filmi oturup izleyin…
Kutup Çizgisi Aşıkları
Orijinal ismi: Los amantes del Circulo Polar
Yönetmen: Julio Medem
Oyuncular: Najwa Mimri ve Fele Martine
Müzik: Alberto İglesias
Yapım yılı: 1988
Merkez Komitesi’nde Cinayet

Fernando Garrido, her zamanki şıklığı ile elinde eksik etmediği sigarasıyla toplantı salonuna girer. Garrido, faşist Franco rejimine karşı yarattığı örgütlemeyle efsane olmuş İspanyol Komünist Partisi’nin genel sekreteri. Artık legaliteye yeni çıkmış partinin ilk merkez komite toplantısı birazdan başlamak üzeredir.
Garrido, ‘700 km ötedeki yoldaşlar gelmişler, ama yarım saatlik mesafedekiler daha gelmemiş. Eskiden böyle değildi’ dediği bir sırada ışıklar söner. Tekrar yandığında Garrido bıçaklanmış vaziyete masaya kapaklanmıştır.
Cinayeti kim işledi? Katil Merkez Komitesi’nden biri mi? Madrid hükümeti mi? Avrupalı komünistlerden hoşlanmayan KGB mi? Yoksa CIA mı? Katil kapkaranlık bir salonda hedefini nasıl bu kadar isabetli bir şekilde bulmuştur?
Cinayet öylesine ciddi boyutlar içermektedir ki, hükümetin atadığı resmi görevlinin yanı sıra Komünist Partisi de kendi soruşturma görevlisini tayin eder.
Şaraba, yemeğe düşkün dedektif Pepe Carvalho Barcelona'da ziyaret edilir. Ondan, Garrido'nun katilini araştırmasını isterler. Dedektif Carvalho bir zamanlar partiye sızan bir ajan aslında.
Katilin, Carvalho tarafından araştırılması parti içinde huzursuzluk yaratmıştır. Carvalho biraz mızmızlansa da soruşturmayı üstlenir. Madrid'e gidecektir. Carvalho kimisi kendi geçmişinden tanıdık katil adayları ile görüşmeye başlar.
Merkez Komitesinde Cinayet, İspanyol yazar ve gazeteci Manuel Vazquez Montalban'ın entelektüel boyutlu polisiye romanı. İlk olarak 1981 yılında yayımlanan ve pek çok dile çevrilen kitap politik polisiye romanın en önemli birkaç eserinden biri.
80’lerin İspanyası’nın genç, yaşlı komünistlerin davranış ve düşünce alışkanlıklarını son derece gerçekçi bir duygu içinde anlatan yazar, bu gerçekçi ortama gerçek olmayan bir cinayeti monte etmiş. Hem de çok sağlam bir kurguyla.
Kitap boyunca sürekli bilmediğimiz bir sürü malzemeyle yapılan İspanyol yemeklerine de tanık oluyoruz. Aç karnına kitabı okumak ise bir işkence. Sakın denemeyin, mideniz kaldırmaz! Velhasıl Merkez Komitesinde Cinayet, politik bir polisiye romanı olduğu kadar yemek tariflerinin anlatıldığı bir kitaptır da aynı zamanda.
Merkez Komitesi’nde Cinayet
Manuel Vazquez Montalban
Afa Yayınları / 1992