Saroyanesk bir klasik... Aram Derler Adıma


William Saroyan’ı ‘Yalınlığın Dehası’ olarak tanımlıyorlar. Hatta Amerikan edebiyatında onun tarzı, adıyla anılıyor: Saroyanesk.

Hikâyesini bizim için ilginç kılan detay ise aslında bir Bitlisli olması. William Saroyan, Bitlis’ten Amerika’ya göç etmiş bir Ermeni ailesinin çocuğudur ve asıl adı Aram Karaoğlanyan’dır. 31 Ağustos 1908’de Fresno kentinde doğar ama köklerine hiçbir zaman sırt dönmez. Sürekli anar, Bitlis’le olan bağını.

‘Aram Derler Adıma’ (My Name is Aram), Saroyan’ın en fazla sevilen kitabı. Orijinal dilinde ilk baskısı, 1940 yılında yapılmış; Türkçe’deki ilk baskısı ise 1964 yılında, Varlık Yayınları tarafından. Ermenilere dair önemli yayınları Türkçe’ye kazandıran Aras Yayınları ise Şubat 2017’de yepyeni bir baskıyla okur karşısına çıkardı kitabı. Kitap, tanıtım metninde şöyle anlatılıyor:

“Saroyan'ın tüm dünyaya mal olmasını sağlayan Aram Derler Adıma, yazarın çocukluk yıllarına, aile, okul ve komşulardan ibaret çevresine dair gözlemlerine dayanıyor. Saroyan'ın alamet-i farikası olan sıcak, muzip, insancıl ve çoğu zaman son derece geveze bu öykülerde, insanı insan yapan değerlerin çocuk gözüyle keşfine tanıklık ediyoruz. Bitlis'ten Amerika'ya göçmüş bir ailenin çocuğu olan Saroyan, Los Angeles'ta, İtalyan, Portekizli, İspanyol, Ermeni, Çinli, Yahudi göçmenlerden oluşan bir harmanda, bir yandan Amerikan ruh halinin izlerini ararken, bir yandan da ‘eski memleket’in, Anadolu'nun, daha çocuk yaşta kimliğine damga vuran türlü öğelerini anımsıyor, fakir bir Ermeni çocuğun Amerika'da hayata nasıl tutunabildiğine ayna tutuyor. Aras'ın son yıllarda Türkçe’ye çevirdiği kitaplarla Türkiye'de yeni bir okuyucu kitlesi edinen büyük yazar, dünya edebiyatında öykü türüne farklı tanımlar getiren isimlerin başında geliyor. Eğlendiren, güldüren, zaman zaman hüzünlendiren bu öykülerde, herkes kendinden ve kendi çocukluğundan bir şeyler bulacak.”

Tam da Ermeni Soykırımı’nın yıldönümüne gelen şu günlerde alın, okuyun.




( Aram Derler Adıma )    ( William Saroyan )      ( Aras Yayınları )


Novecento, nam-ı diğer 1900: Faşizmi tokatlayan film!


Orijinal adıyla Novecento; nam-ı diğer 1900. Alessandro Baricco’nun kitabından uyarlama; Bernardo Bertolucci’nin elinden çıkma. Filmi pek çok kişi, ‘bir sinema şaheseri’ olarak tanıtıyor. Başrollerde Robert de Niro, Gerard Depardieu ve Donald Shuterland’in harika oyunculuğu ve akıcılığıyla film, uzun metraj bir film için oldukça uzun olmasına rağmen sıkmıyor, yormuyor. Hatta “Neden bitti ki!” diye düşünürken buluyor insan kendini.

Filmde 20. yüzyılın ilk yarısında İtalya var. Ülkenin siyasi çalkantılarla dolu bu döneminde iki erkeğin yaşamını, onların yaşamı üzerinden de olan bitenin bütününü görüyoruz. Bu sırada faşizm, sağlı sollu bir hayli tokat yiyor; iki dünya savaşı arasındaki gerilimlerde film, halkın, gerçeğin yanında saf tutuyor.

Alfredo ve Olmo, 1900 yılının aynı günü doğar. İkili arasındaki ilişki, yaşları büyüdükçe keskinleşen sınıf farklılıkları ve ülkenin yaşadığı siyasi sorunlar nedeniyle arkadaşlıktan düşmanlığa dönüşür. Savaşa katılan Alfredo, Marksist Olmo’nun gözünde yok edilmesi gereken bir faşist liderden başkası değildir.

Uzunluğunu dert etmeyin, uygun bir zamanda mekânı ve zamanı hazırlayıp kendinizi bu büyük seyir keyfinin kollarına bırakın.



( Novecento )  ( Bernardo Bertolucci )   ( İtalya )   ( 1976 )