Özgürlük Hareketi’nin 1 Haziran 2004 yılında başlattığı devrimci halk savaşı hamlesi on birinci yılına girdi. 1 Haziran hamlesi, 15 Ağustos hamlesi kadar anlamlı bir hamledir. Sonuçları da çok önemlidir. Bu hamle yapılmasaydı Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye ile karşılaşabilirdi. Nitekim 2003-2004 yıllarında PKK içinde çıkan tasfiyecilik, esas olarak da 2004 hamlesinin önlenmesini esas almıştı. Zaten 2004 1 Haziran gerilla hamlesi de tasfiyecilik aşılarak gerçekleştirilmiştir. Bu hamlenin başlatılması, sürdürülmesi ve başarıyla yürütülmesinde belirleyici olan şehitlerimizi minnetle anıyor, gazilerimizi saygıyla selamlıyoruz.
1998 yılında Kürt Halk Önderi’nin Ortadoğu’dan çıkarılmasıyla başlayan uluslararası komplo, 15 Şubat 1999’da Kürt Halk Önderi’nin esaretiyle sonuçlandı. Bu komplonun esas yürütücüsü ABD ve İsrail’di. NATO da işin içindeydi. Kürt Halk Önderi’nin esaretiyle hedeflenen birçok sonuç vardı.
Birincisi, ABD bölgeye yapmayı planladığı askeri ve siyasi müdahale öncesi PKK’yi zayıflatıp müdahalesi için engel olmaktan çıkarmaktı. Böyle bir müdahalede PKK aktifleşip Ortadoğu’da etkin bir güç haline gelebilirdi.
İkincisi, böyle bir komployla Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye edilip işbirlikçi güçler öne çıkarılmak istenmiştir. Kürtler adına bu güçler etkin kılınmak hedeflenmiştir. Diğer önemli bir hedef ise, bu komployla Türkiye ile Kürt Özgürlük Hareketi arasında süreklileşen bir savaşa yol açma temelinde Türkiye daha fazla dış güçlere bağlanıp Ortadoğu’daki hakimiyetlerini kökleştirmeyi planlamışlardı. Zaten Türk devleti Kürt Özgürlük Hareketi karşısında çaresiz kalınca NATO’dan yardım istemişti. Türkiye’nin bu sıkışıklığından yararlanıp Ortadoğu’ya yönelik müdahalede kullanmayı hedeflemişti. Böylece Türkiye’de ABD’nin müdahalesine karşı duracak kesimler etkisizleştirilerek Türkiye üzerinden bölgeye müdahale meşrulaştırılacaktı.

Komplonun boşa çıkarılması

Uluslararası komplo sonrası Kürt Özgürlük Hareketi sert bir fedai savaşına hazırlanmıştı. Kürt Halk Önderi uluslararası komplocuların bir amacının da bu olduğunu görerek hem komplocuları boşa çıkarmak, hem de Türkiye’ye demokratik siyasal çözüm için şans tanımak amaçlı gerilla güçlerini sınır dışına çıkartmıştır. Komplonun boşa çıkarılması ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni yeni koşullarda mücadeleye hazırlanması da bu sınır dışına çekilişin diğer bir amacıdır. Bu geri çekilmenin önemli ve gerekli bir adım olmasının bir nedeni de demokratik çözüm sağlatacak yeni mücadele dönemine hazırlanmaktı. Bu adım komplonun birçok amacını boşa çıkarmıştır.
Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi geri çekilmeyi siyasal çözüme şans tanımak için ele alırken, Türk devleti ve uluslararası güçler ise bu süreci Hareketi tasfiye etmek için kullanmak istemişlerdir. Ertuğrul Özkök gibi o dönemin derin devletin hık deyicisi bile “Toprağa gömülen savaş baltaları bir daha çıkmaz” diyerek bu işin bittiğini söylemiştir. Türk devleti, Kürt Halk Önderinin gerillayı sınır dışına çıkarmasını bir zayıflık olarak ele almış ve  Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiye sürecine girdiğini düşünmüştür. AKP lideri Tayyip Erdoğan ise Kürt sorunu kendisine sorulduğunda devlet politikasını dillendirerek “Düşünmezseniz böyle bir sorun da olmaz” cevabını vermiştir.
Zaten ne AKP öncesi hükümetler ne de AKP Kürt Özgürlük Hareketi’nin defalarca adım atılmalı çağrısını ciddiye almışlardır. Bu çağrıları bir blöf ve şantaj olarak görerek çözümsüzlükte ısrar etmişlerdir. Kürt sorununun çözümü konusunda adım atma yerine, ‘terörün zeminini bitirme’ adını koydukları siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel tedbirler almışlardır. Daha doğrusu, psikolojik savaşla birlikte toplumu siyasal duyarlılıktan uzak, toplumsallığı dağıtılmış biçimde kültürel soykırım sistemine entegre etme hedeflenmiştir.

Zayıf unsurlar kullanıldı

Bu politika yanında uluslararası güçler ve işbirlikçi Kürt çevreleriyle birlikte PKK içindeki zayıf unsurları harekete geçirmişlerdir. Zaten uluslararası komplo Apo ve PKK ile olmaz dedirtmek için gerçekleşmiştir. Böylece PKK’nin yarattığı tüm değerler ve birikim işbirlikçi Kürtlere teslim edilmek öngörülmüştü. Özellikle Kürt Halk Önderinin PKK’de yenilenme yaratma ve daha etkili mücadele eder kılma projesini tersine çevirerek PKK’yi mücadele edemez bir karaktere kavuşturmak için harekete geçmişlerdir. Uluslararası komplonun PKK içindeki uzantıları olarak ortaya çıkan tasfiyecilik, bu amaçla PKK içinde bir darbe girişiminde bulunmuşlardır. Bu darbe girişimiyle PKK tamamen tasfiye edilecek ve mücadele edemez hale getirilecekti. Tasfiyecilerin tek amacı buydu. Bu amacı gerçekleştirmek için emperyalist kapitalist güçler, işbirlikçi Kürt çevreleri ve AKP Hükümetiyle birlikte çalışmışlardır. Ancak Kürt Halk Önderi’nin yarattığı PKK bu gerçeğe karşı direnmiş, Önder Apo tasfiyeciliği fark ederek müdahale etmiştir.
Tasfiyeciler uluslararası komplonun, işbirlikçi Kürtlerin ve AKP’nin istediği biçimde Kürt Özgürlük Hareketi’ni mücadeleden alıkoyamayacağını anlayınca kaçmışlardır. Zaten Kongra Gel Genel Kurulunda mücadele etme kararını engelleyemeyince komploculara ve işbirlikçilerine sığınmışlardır. Düşkün yaşamlarını sağlamak için işbirlikçi Kürtlerin işbirlikçiliğini en çarpıcı biçimde yapmışlardır. Türkiye’de yıllarca itirafçıların yaptığını bunlar da düşkün yaşamlarını sürdürdükleri Güney Kürdistan’da yapmışlardır. Bunlar, PKK’yi tasfiye ederek gerçek yüzlerini örteceklerini hesaplamışlardı. Herkes kendileri gibi olduğunda onların düşkünlüğü de görülmeyecekti. Onlarca yıldır teslimiyetçi uşak bazı grup ve kesimlerin PKK’yi tasfiye edip kendi gerçek yüzlerini saklamak istemeleri gibi!

Özel savaş boşa çıktı

1 Haziran hamlesi, komplocuların, işbirlikçilerin, hainlerin, Türk devleti ve onun özel savaş AKP Hükümetini boşa çıkarmıştır. Herkesin gerçek yüzünü açığa çıkarmıştır.
1 Haziran hamlesi başladıktan sonra da bu hamleyi etkisiz kılmak ve boşa çıkarmak için çok çaba gösterilmiştir. Bunun için de bilcümle işbirlikçi Kürtler, yeminli Apo ve PKK düşmanları kullanılmıştır. Yeni kurulan Güney Kürdistan Federasyonunun tasfiye edileceği tezi üzerinden Özgürlük Hareketi’ne saldırılmıştır. AKP ve işbirlikçi Kürtlerle birlikte bu hamlenin Genelkurmay ve Güney Kürdistan’ı yıkmak isteyen çevrelerin eliyle yapıldığı gibi alçakça ve çirkince bir kara propaganda yürütmüşlerdir. Böylece bu hamleyi engelleyeceklerini hesaplamışlardır. Ancak fedai şehitlerin kararlılığıyla bu kirli kampanya da boşa çıkarılmıştır. Hamlenin sürmesi açığa çıkarmıştır ki, eğer bu hamle olmasaydı Güney Kürdistan’daki federasyon bile ayakta kalamazdı.

Nitekim Türkiye PKK’nin tasfiye edilmesi konusunda ABD ve bazı işbirlikçi güçlerin desteğini alma karşılığında Güney Kürdistan’ı resmen tanımıştır. Öyle ki, Baykal CHP’si bile PKK’nin tasfiye edilmesi karşılığında Güney Kürdistan’la ilişki kurulması gerektiğini söylemiştir. PKK’nin varlığının ve direnişinin Kürt işbirlikçiliğinin temel yaşam kaynağı haline geldiği bir daha görülmüştür. 1 Haziran hamlesini en fazla engellemek isteyen yeminli Apo ve PKK düşmanlarının hiçbir ulusal ve siyasal kaygıları olmadığı, tek dertlerinin PKK’nin onların işbirlikçi, hain, uşak ve düşkün yaşamlarının açığa çıkarmasını engellemek olduğu daha iyi anlaşılmıştır.


PKK varlığını sağlamlaştırmıştır
1 Haziran hamlesi, komplocuları da, hainleri de, işbirlikçileri de, Türk devletini de beklemediği bir direniş olarak gerçekleşmiş, her türlü saldırıya rağmen gelişerek sürmüştür. Böylece Kürt Özgürlük Hareketi’nin 1970’li yılların başından bu yana yarattığı değerler korunmuştur. En önemlisi de Kürdistan devriminin tarzını kendinde somutlaştıran PKK’nin varlığını koruması ve kendisini güçlendirmesi sağlanmıştır. Kürt Halk Önderinin direnişçi özgürlük çizgisi korunmuştur. Böylece Kürt’ün özgür ve demokratik yaşam güvencesi sağlanmıştır. PKK’nin tasfiyesi Kürt’ün tasfiyesi anlamına gelecekti. Çünkü PKK’nin mücadele tarzı olmadan Kürt’ün Ortadoğu’da demokratik ve özgür yaşama kavuşmasını sağlamak mümkün değildir. İşte bu nedenle 1 Haziran 2004 hamlesi tarihi bir hamle olmuştur.
Eğer bugün Kuzey Kürdistan ve tüm parçalarda Kürt’ün özgür ve demokratik yaşamı canlı biçimdeyse, Rojava’da devrim yaşandıysa, bunda 1 Haziran 2004 hamlesinin büyük payı vardır. Bu hamle, 15 Ağustos hamlesinin kesintiye uğrayamayacağını, Kürtler özgür ve demokratik yaşama kavuşana kadar süreceğini ortaya koymuştur. Böylece toprağa giren savaş baltaları bir daha gün yüzüne çıkmaz diyen Türk devletinin hesaplarının büyük bir yanılgı olduğu da görülmüştür.
1 Haziran hamlesi sonrası Kürdistan’da serhildanlar yeniden yükselişe geçmiştir. Türk devleti Kürt halkının direnişini durduramayacağını anlayınca politika değişikliğine yönelmiştir. Kürtleri muhatap aldığını gösteren bir yaklaşım içine girmiştir. Öyle ki aracılar yoluyla Oslo’da PKK yönetimiyle ve İmralı’da Kürt Halk Önderi’yle görüşmeler yapmak zorunda kalmıştır. Hala da Kürt Halk Önderi’yle İmralı’da gidip görüşmektedir. Kürt sorununda çözüm politikası olmasa da zaman kazanmak ve psikolojik savaş yürütmek için bu yola başvurması, aynı zamanda ne kadar zorlandıklarını ve sıkıştıklarını da göstermektedir. Bu da mücadelenin siyasi alanda da şiddetlendiğinin dışa vurumudur.

Başarısız generaller tutuklandı

Türk devleti 1999 sonrası Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiye olduğunu düşünürken mücadelenin bu noktaya gelmesi 1 Haziran hamlesinin sonucudur. 1 Haziran hamlesi etkili gelişince, o güne kadar Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı savaşan güçlerin etkisi kırılmış, karizması çizilmiştir. Eğer birçok general cezaevlerine atılmış, PKK’ye karşı savaşanların itibarı düşmüşse bunu sağlatan 1 Haziran hamlesiydi. Bu hamle olmasaydı bırakalım bir generalin zindana atılması, bir on başının düğmesine bile dokunamazlardı. Yoksa bu generalleri ne AKP ne de Fethullahçılar mahkeme karşısında çıkarmıştır. 1 Haziran hamlesi başarılı olunca bunların otoritesi kırılmış, bunun sonucunda kendilerini mahkeme karşısına bulmuşlardır. Yoksa AKP askeri vesayete karşı çıktı, darbecileri mahkeme karşısına çıkardı demek gerçeğin esasını değil, sonucu görmektir.
1 Haziran hamlesi olmasaydı Türkiye’deki katı inkarcılık yüzünü yumuşatarak Kürtlerin karşısına çıkmayacaktı. Kuşkusuz AKP’nin Kürt politikası eskinin devamıdır; sadece yöntem değiştirmiştir. Ancak Türk devletini bu noktaya getirmek aynı zamanda Kürtlerin güçlenmesi anlamına gelmektedir. Bunu sağlatan da 1 Haziran hamlesidir. Kürt Halk Önderini komployla esaret altına alanlar, idam verenler, zindanda çürütmek isteyenler her sıkıştıklarında İmralı’ya gidiyorlarsa bunu sağlatan da 1 Haziran hamlesidir. Bu hamlenin ruhu sürerse İmralı kapıları açılarak Önder Apo özgürleştirilecektir. Kürt halkı özgür ve demokratik yaşama kavuşturulacaktır.
1 Haziran hamlesi bugüne kadar PKK’nin kazanan tarzını koruyup geliştirerek özgür ve demokratik yaşam mücadelesinin zeminini korumuş ve güçlendirmiştir. AKP’nin politikaları karşısında yeni bir 1 Haziran hamlesine ihtiyaç vardır. Kuşkusuz yeni bir 1 Haziran hamlesi Önder Apo’nun yeni paradigmasına uygun olacaktır. Demokratik Özerkliği inşa etme ve koruma yeni hamlenin karakteri olacaktır. Ne sadece inşa, ne sadece meşru savunma savaşı! İkisinin iç içe geçtiği yeni bir 1 Haziran  halesine ihtiyacı vardır. AKP Hükümetinin politikası bundan başka bir seçenek bırakmamıştır. 15 Ağustos hamlesi nasıl başarılı olmuşsa, 1 Haziran hamlesi nasıl başarılı olmuşsa, yeni paradigmanın öngördüğü yeni mücadele hamlesi de mutlaka başarılı olacaktır. Çünkü Önder Apo’nun ortaya koyduğu direniş çizgisinin yenilmesi mümkün değildir. Yeter ki, Önder Apo çizgisinde örgütlenilsin, yaşanılsın, Demokratik Özerklik inşa edilsin ve meşru savunmayla korunsun! Kürtlerin buna gücü vardır. Özgür yaşamı inşa ve demokratik kurtuluş hamlesi de mutlaka başarılı olacaktır. Bunu önlemek mümkün değildir.
15 Ağustos ve 1 Haziran ruhu her türlü başarıyı getirecek güce sahiptir.

MUSTAFA KARASU