1 Haziran 2004 gerilla atılımının 15. Yılını Kürt Özgürlük Hareketinin “Zafer Hamlesine” dönüştürdüğü bu günlerde yükselen gerilla ve Kürt halkının direnişi karşısında faşist Türk devleti, büyük bir hezimeti yaşamaktadır. Artık Kürt Özgürlük Mücadelesi bu gerilla atılım ruhu ile zafere yürümektedir.
PKK’nin ortaya çıkması ile birlikte “Meftun olmuş bir halkın” yeniden canlanması yaşandı. Bu yeniden canlanma 12 Eylül 1980 yılında Türkiye’de gerçekleşen darbe ardından Amed zindanında tasfiye edilmeye çalışılan bir halk hareketinin direnişine dönüştü. Bu direniş ise 1984 15 Ağustos’unda PKK’nin Efsanevi Komutanı Agit (Mahsum Korkmaz) öncülüğünde gerçekleşen ilk kurşunun sesi oldu. Bu ses, dağlarda özgürlüğe yürüyen binlerce özgürlük savaşçısının özgürlüğe çağıran çığlığına dönüştü.
Bu çığlık, 1990’lı yıllarda Kürt halkı tarafından serhildan seline dönüşerek, artık yenilmez, tasfiye edilemeyecek bir halkın nihaye zafere yürüyüşü oldu. Bunun farkına varan faşist Türk devleti ve emperyalist-sömürgeci güçler, Ortadoğu’da yükselen ve öncü haline gelen bir hareketin büyümesinden ve zafere yürümesinden endişelenmeye başlayarak, PKK hareketini tasfiye etme planlarını derinleştirip, Önder Apo’yu “Devletlerarası” bir komplo sonucu rehin alarak Türkiye’ye teslim etti.
Emperyalist, sömürgeci güçler, bu şekilde Kürt Özgürlük Mücadelesinin tasfiye olacağını, özgürlüğe yürüyen özgürlük seslerinin kesileceğini umut etmişlerdi. Ancak Önder Apo şahsında gerçekleşen ve birçok devletin içerisinde olduğu bu komplo karşısında Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi “Güneşimizi Karartamazsınız” şiarı ile kendini yakma ve fedai eylemlere geçerek bu komployu boşa çıkardı.
Kürt halkının komplo karşısındaki bu direnişinden korkan faşist Türk devleti ve emperyalist güçler, Önder Apo ile görüşmeler yaparak, Ortadoğu’nun kaderini belirleyen bu direnişi sindirmenin içerisine girerek, var olan kargaşa, kaos durumundan kurtulmaya çalıştılar.
Bu çerçevede Önder Apo’nun çağrısı ile Kürt Özgürlük Hareketi tarafından 1 Eylül 1999 tarihinde 5. Ateşkes ilan edilerek, gerilla grupları Kuzey’den Güney’e geri çekilmeye başladı. Ancak Önder Apo’nun ve PKK hareketinin bu barışçıl yöntemlerle Kürt sorununun çözümüne –gelişmesiyle önemli rol oynayacak bu geri çekilme sürecine- karşı işgalci Türk ordusunun ise imha saldırıları hız kesmeden sürdü.
Bu saldırılar altında geri çekilen gerilla güçlerinde şahadetler yaşanırken, Önder Apo süreci durdurmayarak, bu süreci barışa evriltmek istedi. Önder Apo’nun tüm barışçıl, demokratik çözüm önerilerine karşı herhangi bir adım atmayan emperyalist ve bölgedeki işbirlikçi-gerici güçler, PKK’yi tasfiye etme arayışına girdiler. Bu çerçevede saldırılarını artırdılar.
Tasfiye amaçlı gelişen bu saldırılar karşısında PKK, Meşru Savunma çizgisi temelinde 2004 yılında ateşkesin bittiğini ve aktif direnişe geçeceğini duyurdu. Bu çerçevede hazırlıklar yapan PKK, 1 Haziran 2004 yılında gerilla atılımına başlayarak Kuzey Kürdistan’a gerilla güçleri gönderip yeni bir sürecin yolunu açtı.
Bugün 1 Haziran 2004 gerilla atılımının üzerinden 15 yıl geçti. Geçen her gün, her ay ve her yıl gerilla açısından önemli direnişlerin yaşandığı zamanlar oldu. 1 Haziran 2004 gerilla atılımı bir ruh olarak her geçen gün büyüdü ve tüm dünyaya yansıdı.
PKK, 1 Haziran Gerilla Atılım ruhu ile 2010 yılında da savaş tarzını değiştirerek “vur-kal taktiği” ile şehirleri kuşatmaya aldı. Bu dönemin ruhu Şemzînan, Çelê ve Beytüşşebap’ta atıldı. Ve bu ruh ile harekete geçen gerilla güçleri karşısında ağır kayıplar veren Türk devleti, yeniden İmralı’ya Önder Apo’nun yanına giderek, Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözme amaçlı görüşmeler gerçekleştirdi.
Bu görüşmeler ardından Önder Apo’nun 21 Mart 2013 Amed Newrozu’nda tüm dünyaya deklere ettiği mesaj ile yeni bir sürecin startını verdi. Buna karşı PKK ise 25 Nisan günü ateşkes ilan ederek geri çekilmeye başladı. Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi tarafından verilen olumlu mesajlar karşısında faşist Türk ordusu DAİŞ, El Nusra gibi insanlık suçu işleyen cinayet şebekeleriyle Kürt Özgürlük Hareketine yönelik bir vesayet savaşı yürüttü. Bu çerçevede 19 Temmuz 2012 yılında ilan edilen Rojava devrimine saldırdı.
Özellikle 15 Eylül 2014 yılında Türk devleti DAİŞ eliyle Kobanê’ye saldırarak, bu devrimi tasfiye etmek istedi. Meydanlarda “Kobanê düştü düşecek” mesajları veren Erdoğan’ın, masada planladığı hesapları pratik sahada tutmayarak, DAİŞ’in önü alınarak, zayıflatılmaya başladı. Bunu gören Erdoğan, Rojava devrimini ve Kürt Özgürlük Mücadelesini tasfiye edemediğinden kaynaklı gizli MGK kararları ile yeni tasfiye ve “Çöktürme Planları” yaptı. Bu çerçevede Kürt Özgürlük Mücadelesine ve Kürt halkına saldırdı. Ancak Kürt Özgürlük Mücadelesinin direnişi ile karşılaştı.
Özellikle ilan edilen Sivil Savunma Birlikleri (YPS, YPS Jin) Kuzey Kürdistan’da aylarca süren tarihi kahramanlıklar, direnişlerle, tarihe yeni Stalingradları, Dımdım Kalelerini ekledi. Bu tarihi direnişlerle Kürt Halkının Onurlu, Özgürlük Mücadelesinin kaçınılmaz zaferle sonuçlanacağını duyurdu.
Ve Kürt Özgürlük Mücadelesi 40 yıllık direniş kültürü ile Ortadoğu’da öncü bir rol oynayarak tüm ezilen halkların umudu oldu. Bugün 1 Haziran Gerilla Atılım ruhu 15 Ağustos atılımının devamı niteliğinde zafer dönemine girmiştir. Artık Kürt halkının özgürlük mücadelesi faşizmin sonunu getirerek Kürdistan’ı özgürleştirecek. Böylesi tarihi anlamlı günlerden geçtiğimiz bu günlerde Kürt Özgürlük Mücadelesinin direnişi tüm dünya ezilen ve bölge halklarının umudu olarak dünya tarihinde yeni gedikler açacaktır.
Bunun için bu atılım ruhu ile yeniden meydanlara akarak var olan Erdoğan-Bahçeli faşizmine karşı dağlardan şehirlere ve zindanlara doğru akan direnişi ruhunu taşırarak zaferle sonuçlandırmayız. Bunun için direnişi büyütmeli, her alanı direniş meydanlarına çevirmeliyiz.