7 Haziran 2015’teki seçim sonuçlarına göre AKP yerlerde sürünüyordu. AKP, dağılma aşamasındaydı. AKP 7 Haziran’a kadar kontrollü çatışma ve kaos taktiğini bir adım daha öteye götürerek, açıktan sivil katliamlara hız verdi. Baskı politikalarını tırmandıran AKP savaş hükümetinü devam ettirdi. Koalisyon kurdurmamak için akla hayale gelmez taktikler üretti. 24 Temmuz’da ise yüze yakın uçakla PKK’ye yönelik büyük hava hareketleri başlattı. 

Yani savaşı tırmandırarak, savaş hükümeti içinde kendisini yaşatmayı amaçladı. Ve tam da bu arada Tayyip Erdoğan devlet içinde kendisine karşı olan bütün güçleri bir araya topladı. PKK’ye karşı topyekün savaş konsepti konusunda askerlere ve devletin diğer organlarına “Sarayda kalma şartı ile sonuna kadar savaş yürüteceğinin sözünü verdi.” Böylelikle de Yüksek Askeri Şura’da ordu içindeki yapılanmayı da AKP’ye ve kendisine bağladı. Ve asker de Kürdistan’da AKP’nin sopası haline gelerek, özellikle seçimlere kadar ve seçim gününde AKP için çalıştı. 1990’lar ve sonrasındaki seçim süreçlerinde olduğu gibi Kürdistan’ı baskılayarak, Türkiye’de de milliyetçiliği tırmandırarak oyların AKP’ye geçişi sağlandı. 

Ancak AKP kendi başına seçimlerden böyle bir sonuç çıkabileceğine emin değildi. Ve hile ve hırsızlıkta bilinen bütün yöntemlerin dışında bir sistemle oylarla oynadı. Öyle bir oynadı ki, 1 Kasım’da AKP’lilerin bile şaşıracağı çoğunlukta oy aldı. 

Oy oranları, sandık başına giden seçmen ve partiler arasındaki oy geçişlerine baktığımızda sözkonusu durumun siyasi ve tekniki bir hile ile yapıldığı daha iyi anlaşılacaktır. 

7 Haziran 2015’te seçmen sayısı 56 608 817; 1 Kasım 2015’te ise seçmen sayısı 56 965 099 yani 356 262 seçmen sayısı artmış. 

7 Haziran’da kullanılan oy sayısı 47 507 467, 1 Kasım’da ise 48 019 985 kişi oyunu kullanmış. Yani 512 bin seçmen fazladan sandık başına gitmiş.

7 Haziran’da geçerli oy 46 163 243, 1 Kasım’da ise 47 345 301 geçerli oy var. Yani 1 182 058 oy 7 Haziran’dan daha fazla geçerli sayılmış.

7 Haziran’da katılım oranı yüzde 83,9, 1 Kasım’da ise 85.2 yani katılımda 1.4 oranında artış var.

Şimdi bu oyların partilere göre dağılımına bakalım:

7 Haziran’d AKP 18 867 411 kişinin oyunu almış. 1 Kasım’da ise 23 669 933 kişinin oyunu almış. Yani oylarını 4 802 522 artırmış. (Bu rakamı aklınızda iyi tutun ve diğer partilerdeki düşen oylarla kıyaslayın)

7 Haziran’da CHP 11 518 139 oy, 1 Kasım’da ise 12 108 801 kişinin oyunu almış. CHP oylarını 590 bin artırmış. (CHP’nin aldığı oyların büyük bir bölümünün HDP’den geldiği varsayılıyor!)

7 Haziran’da MHP 7 520 006 oy, 1 Kasım’da ise MHP’nin oyları 5 691 035’e düşmüş. Yani 1828 971 oy kaybetmiş MHP. (Yapılan yorumların çoğunda MHP’nin bütün bu oylarının AKP’ye geçtiği varsayılıyor.)

7 Haziran’da HDP 6 058 489 kişinin oyunu almıştı. 1 Kasım’da ise 5 144 108 kişinin oyunu. HDP 914 281 kişinin oyunu alamamış. (HDP’nin oylarının metropollerde CHP’ye Kürdistan’da ise AKP’ye gittiği varsayılıyor)

Saadet Partisi ile Büyük Birlik Partisi 7 Haziran’da blok olarak seçime girmiş 949 178 oy almış. Bu iki partinin 1 Kasım’da ayrı girse de toplam oyları 588 633. Yani 360 545 kişinin oyunu kaybetmişler.

1 Kasım’da bu altı partinin dışında 13 Parti ile çok sayıda bağımsız aday seçime girmişti. 

7 Haziran’da bu diğer partiler 1 250 020, 1 Kasım’da ise sadece 142 791 oy almış. 1 107 229 oy ise eksilmiş. Aralarında AKP ve Erdoğan düşmanı olan 13 partinin bütün seçmenleri de 1 Kasım verilerine göre AKP’ye oy vermiş!...

Bu tablonun verileri YSK, Anadolu Ajansı ve CNN Türk verilerinden derlenmiş. Şimdi sosyolojik olarak bu oyların bu kadar uçtan uça kaymasının zemini var mıdır? Sözkonusu farklı partilerdeki seçmenler AKP’nin hırsızlığını, cenazelerin askeri araçlar arkasından sürüklenmesini, mezarlık, cemevi, camilerin bombalanmasını, AKP’nin tecavüzcü DAİŞ çetelerine verdiği desteği, çoluk çocuk, kadın yaşlı insanların katledilmelerine destek mi verdiler! Hiç sanmıyorum. 

Halk kendi değerlerine karşı inşa edilen AKP iktidarına böylesine angaje olmaz. Belki algı operasyonlarıyla, medya operasyonları ile bazı sonuçlar alabilir ama böylesi bir durumla sonuçlanması aritmetik olarak zor görünüyor. Ayrıca Kürdistan’da her yerde bir iki puanlık HDP’nin oylarındaki düşüşün de siyasal eğilim farklılaşması mı yoksa AKP’nin merkezi bir hilesi ile oyların değiştirilmesi mi sorusunu da sormakta fayda var.