HDP 7 Haziran’da barajı kıl payı aşıp parlamentoya girseydi, bu HDP ve HDP bileşenleri açısından büyük bir zafer olarak kutlanacaktı. Tıpkı 7 Haziran seçimlerinden sonra yapılan kutlamaların aynısı olacaktı. Fakat 1 Kasım seçimleri sonrasında HDP’nin 2.5 puan oyunun düşmesi merkez ve yandaş medyada büyük bir hezimet olarak lanse ediliyor. 1 Kasım seçimlerine HDP açısından bakmak ve irdelemek gerekir. HDP yetersizliklerini ve eksiklerini 1 Kasım seçimlerine giderken yeterince bertaraf edemedi. Bu nedenle beklenenin altında bir düşüş de yaşadı.

7 Haziran seçimleri HDP açısından, emek, çaba ve olağanüstü çalışmanın ve azmin zaferiydi. 7 Haziran başarısı HDP’de açıkça zafer sarhoşluğu da yaratmıştı. AKP’nin tek başına iktidar olmaması, HDP’nin MHP’yle aynı milletvekilliği sayısına ulaşması açık söylemek gerekirse bir kibir de yaratmıştı. Parlamentoya giren AKP’ye koalisyon kapılarının kapalı tutulması da işin bir başka boyutuydu. Gerçi HDP koalisyon kapılarını açık tutsaydı dahi, AKP Türkiye’yi 1 Kasım seçimlerine götürme kararlılığındaydı. Yapılan koalisyon görüşmeleri de bunu gösterdi. AKP açısından ise kendisinin iktidar olmasını engelleyen tek partinin HDP olduğu tesbitiydi. Ve bu nedenle tüm seçim çalışmalarında hem Başbakan, hem de Cumhurbaşkanı HDP’yi tüm açıklamalarının odağına koymuşlardı.

Suruç Katliamı sonrasında yaşanan gelişmeler, Çözüm sürecinin askıya alınması ve yeni çatışmalı sürecin başlaması yeni bir dönemin de işaretiydi. Eylül ve Ekim aylarında özellikle batı kentlerinde HDP il ve ilçelerine yönelik gerçekleştirilen 400’ü aşkın saldırıyla HDP adeta terörize edildi. Alanya ve daha birçok yerde Kürtlere yönelik saldırılar organize edilerek, HDP marjinelize edilmeye çalışıldı.

Ankara’da 10 Ekim’de gerçekleştirilen katliam sonrasında HDP’nin yas ilan etmesi ve seçim çalışmalarını bir süreliğine askıya alması yeni bir durumda yarattı. Yastan sonra ise HDP’nin çalışmalarını salon toplantıları şeklinde sürdürmesi, 10 Ekim saldırısının HDP seçmeninde yarattığı travma seçimin coşkusunu, heyecanını tümden alıp götürdü. 15 Ekim’den sonra salon toplantıları, esnaf gezileriyle başlayan süreç, 7 Haziran’a giderken yürütülen çalışmanın ve kampanyanın yanında “hiç” olarak kaldı.

10 Ekim Ankara Katliamından bir gün sonra Amed’in sokaklarındaki bilboardlarda Çocuk gelinlerine yönelik yürütülen kampanyada, internetten seçilen bir karikatürün yarattığı travma ise işin bir başka boyutuydu. İlgili belediyenin özür açıklamaları kamuoyunda yeterli yer bulmazken, bu bilboardlar, bölgede yürütülen seçim kampanyasının ana unsurunu oluşturdu. Başbakan ve Cumhurbaşkanının açıklamalarına kadar yansıdı. Ama HDP seçmeni, HDP’nin bu konuda hala ne tür uygulama yaptığı yönünde ki bilgiye bugün bile sahip değil.

HDP’nin Hüda-Par’ın seçime katılmaması ve kamuoyuna açıkça deklere edilmese dahi kendi içinde yürüttüğü çalışmalar ile AKP’ye destek olacağı bilinmekteydi. Bu nedenle Van, Mardin ve Diyarbakır’da HDP’nin birer milletvekilinin gitme ihtimalinin çok yüksek olduğunu sağır sultan dahi biliyordu. Yine Iğdır’da bir milletvekilliğinin Azeri seçmen eğilimine göre AKP ya da  MHP’ye gideceği biliniyordu.

HDP açısından Erzurum, Ağrı, Ardahan, Kars, Urfa, İstanbul, Adana, Mersin, Antep, Bursa, Kocaeli sonuçlarının iyi irdelenmesi gerekir. HDP açısından bu kentlerde iyi sonuçlar alındığını söylemek mümkün değil. Bunu da “Halk ekonomik istikrar istiyor, güvenlik istiyor” açıklamalarıyla geçiştirilemez. 

Bu nedenle 7 Haziran sonrası gelişmeleri iyi okumak gerekir. AKP bölgede alttan alta bir çalışma yürüttü. Adaylarını değiştirerek, aşiretler, Milli Görüş, ANAP ve DYP geleneğinden gelen adaylara ağırlık verdi. Yine orta sınıfa yönelik ekonomik ve güvenlik konsepti üzerinden çalışmalar yürüttü. Bunun dışında bölgedeki, korucu aşiretleri, geçmişte ANAP, DYP, MHP’ye çalışmış çeşitli aşiretler ile bazı din adamları Ankara’ya götürülerek, seçimde destek istendi. Yine AKP örgütlerinin istemediği adaylar, AKP örgütüyle çelişen adaylar değiştirildi.

 Yüzde 60 bloku oluşturan üç siyasal partinin Meclis’de, Meclis başkanı dahi seçememesi, bu partilere oy veren seçmenlerde bir kırgınlık yarattı. Yine HDP’ye yönelik batıda estirilen şiddet dalgası, HDP’ye oy veren seçmen üzerinde etkili oldu. 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye 23 bin sandıkta oy çıkmazken bu oran 1 Kasım seçimlerinde 35 bine çıktı. HDP’ye batıda birçok sandıkta 3-5 oy çıkarken, özellikle Kürtlerin yoğunlukta yaşamadığı bölgelerde Kürt seçmen oyunu HDP’ye veremedi.

Kürdistan’a baktığımızda Hakkari ve Şırnak dışındaki tüm kentlerde katılım oranı Türkiye katılım oranının üstüne çıkmadı. Konya, Sakarya, Kocaeli, Ankara gibi kentlerde katılım oranı yüzde 90’ları bulurken, bölgede katılım oranları genel olarak düşüktü. Bu oran Ağrı’da yüzde 75’e geriledi. 

Diyarbakır’da AKP 60 bin oy artırırken, HDP’nin 60 bin oyu azaldı. Bu oyların AKP’ye gittiğini düşünmek ise ayrı bir yanılsamadır. AKP’li seçmen sandığa giderken, HDP’ye oy vermesi beklenen seçmende ise sandığa karşı bir ilgisizlik açığa çıktı. AKP Hüda-Par’dan gelen oylar ile 7 Haziran’da sandığa gitmeyen seçmeni sandık başına götürdü. Yine iki bağımsız adayın aldığı 18 bin civarındaki oyun önemli bir kısmı da geçen seçimde HDP’ye verilen oylardı. Yine 7 Haziran’da Van’da Küresinlilerin sandığa gitmemesi HDP’nin oy oranını ciddi oranda artırmıştı.

1990’lı yıllardan bu yana seçimler irdelendiğinde 7 Haziran seçimlerine kadar HDP Diyarbakır’dan yüzde 65’in üzerinde oy almamıştı. Aynı durum Van, Mardin, Ağrı gibi kentlerde de geçerliydi. Bu nedenle HDP 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde Amed, Van, Mardin, Batman, Muş, Siirt, Ardahan, Erzurum gibi kentlerde yürüteceği çalışmalarda oy potansiyelini nereye kadar artırabileceği de bu iki seçimde açığa çıktı.

Son olarak HDP ve Türkiye açısından bakıldığında, seçim barajının yerle bir edildiği, AKP’nin tek başına iktidar olduğu bu seçimde de ortaya çıkmıştır. Yine Kürtler açısından bakıldığında ise Kürtlerin ezici çoğunluğunun HDP’ye destek verdiği görülmektedir. Bunun dışındaki yorumlar, açıklamalar ise HDP’yi Kürtler nezdinde ötekileştirme ve hiç’leştirmeye yönelik algı operasyonundan başka bir şey değildir.