"1 Kasım" diyecektim bugünkü yazımda. "Haydi alanlara" diyecektim; "Kobanê önünde şapka çıkarmak için, bütün Dünya, haydi alanlara!" Çağımızın bu onurlu direnişini yazacaktım bugünkü yazımda baştan sona.
***
Dünya Kobanê’yi selamlayacak. İnsan iradesinin o muhteşem gücünü yeniden kanıtlayan YPG’yi YPJ’yi selamlayacak dünya. Ezilen halkların ve emekçi sınıfların örgütlü gücünün büyük değiştirici etkisi üzerine yazılan her satırı tarih sayfalarından silmeye çalışan Fukuyama ve şürekasını kovacak insanlık bugün, insanın evrensel öyküsü içinden. Antonio Negri’ye mendil sallayacak zaferlerini kutlayan yoksul halklar, sömürgecilere ve imparatorlara inat. Samuel Huntington bir Êzîdî’nin yarasını silmekte olan bir Süryani’nin kalemiyle yazacak belki de Müslüman bir deftere Hıristiyan harfleriyle yeniden uygarlıklar arası dayanışmanın örneğini. Bir Alevi dönerken Halkların Kardeşliği Semahını, bir ateist okuyacak insanlığın paylaşımcı yeni manifestosunu.
1 Kasım’da o onurun bir zerresine tutunmak için alanlarda olacağız. 1 Kasım’da Kobanê olmak için, Kobanêce direniş andını içmek için, Kobanêce konuşmak için alanlarda olacağız.
***
Ben Reyhaneh Jabbari’nin mektubunu taşıyacağım alanlara, yüreğimde. YPJ’ye ve YPG’nin kadın gerillalarına taşıyacağım Jabbari’nin vasiyetini. Tecavüzcü erkeği öldürdüğü için erkeğin hukukuyla erkeğin darağacında idam edilen Reyhaneh Jabbari’nin laneti üzerinize olsun diyeceğim erkek sistemine. Ve onları Kobanê kahramanları gerilla kadınların adaletine teslim edeceğim.
1 Kasım alanlarına Soma’lı işçilerden yadigar kalan toz ve kömür dolu kanlı bir mendil ve Karaman işçilerinden bir bardak su götüreceğim içinde fırtınalar koparmak için. Torunlar işçilerinin selamlarını aktaracağım YPG ve YPJ gerillalarına. "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganımı taçlandıracak "bütün işçiler birleşin! sloganı, 1 Kasım alanlarında.
***
Artık çocuklarımıza aktaracağımız hiçbir masal gerçek dışı olmayacaktır.
IŞİD’in babası olan AKP’yi eleştiren Aysel Tuğluk’u eleştirmiş Oral Çalışlar. AKP-IŞİD ilişkisini "yok" sayarak rolünü oynuyor kendince. Tuğluk’un yazısında Oral’ı vuran iki nokta var: "1. AKP kesin olarak çözüm sürecinin partneri olmaktan çıkmıştır. 2. Seküler güçler hızla sorumluluk almalıdır." Oral ikinci bulgudan tartışarak "Sen darbe mi hazırlıyorsun?" demeye getiriyor. AKP’nin son günlerdeki iddiasının tekrarlıyor sadece. Yani, AKP’ye biatı reddeden bir anlayışı teslim alma çabası.
Tuğluk neden yanlış söylemiş olsun ki? Dünyanın bütün sekülerleri, bütün demokrasi, özgürlük ve devrim savunucuları dinlere karşı değil, ama IŞİD, El Nusra ya da El Kaida ya da NAZİ’ler ya da Faşistler ve bilcümle benzeri insanlık düşmanı cinayet örgütlerini dünya üzerinden silip atmak için mücadele etmelidirler. Elbette "Orada asıl öne çıkan mesele; laiklik-dindarlık kavgası değil" ama savaşta insan öldüren silah savaşın kendisi değil savaşın sürdürülmesine yarayan bir araçtır ve bu konumuyla da savaşın bir parçasıdır ve susturulması gerekir.
Üstü kapalı ulusalcıların yaptığı gibi "Batı’nın islamfobi paranoyasını gerekçe göstererek" İslam'ı aklamak Oral’a düşse de bana düşmez. İslam kendi kirini kendi temizlesin. "Ortadoğu'nun altını üstüne getiren, Irak'ı işgal ederek, IŞİD'in ortaya çıkmasına yol açan bataklıktaki" en büyük paya sahip olan Türkiye AKP’sini es geçip Batı’ya saldırmak, Metiner klasiği içinden tanımlandığı için, artık kurnazlık bile sayılmaz.
***
1 Kasım’da onuru alkışlamak, onursuzluğu taşlamak için alanlarda olacağız.