1 Mayıs işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin “Birlik, mücadele ve dayanışma günü”dür. Emekçilerin ezilen halkların bayramıdır.

Türkiye’de ise hep bir “sorun” olagelmiştir. Daha doğrusu yönetenler tarafından hep sorun haline getirilmiştir.
Osmanlının son yıllarında ve cumhuriyetin kuruluş yıllarında 1 Mayıs kutlamaları yapılmıştır. Ama Şeyh Said isyanından sonra 4 Mart 1925’te çıkarılan Takrir-i Sükun kanunuyla sadece Kürtler değil tüm muhalifler susturulmuştur. Bu dönemden sonra 1 Mayıs kutlamaları da yasaklanmıştır. Değil parti ve sendika, işçi derneği kurmak bile suç sayılmıştır.
1946 ve 1950 sonrasında bazı sendikalar kurulmuştur. Ama 1 Mayıs yasağı 1975 yılına kadar yani 50 sene sürmüştür. Bu 50 sene boyunca devletin 1 Mayıs korkusu da sürmüştür. Komünist ve solcu olarak bilinen kişiler her 1 Mayıs öncesinde gözaltına alınır ve 1 Mayıs’ı nezarette geçirirdi.
50 yıl sonra 1 Mayıs yasağı kırıldı. 1975 1 Mayıs’ı, TSİP tarafından İstanbul Tepebaşı’nda bir salon toplantısıyla kutlandı.
1976 1 Mayıs’ı DİSK tarafından İstanbul Taksim meydanında kutlandı. Diğer demokratik örgütlerin, sol partilerin katılımıyla yapılan yığınsal kutlama devletin gözünü korkuttu.
1977 1 Mayıs kutlaması gene DİSK tarafından Taksim meydanında kutlanıyordu. Taksim dışında birçok yerde de 1 Mayıs kutlamaları yapıldı. Ama en kitleseli Taksim’deydi. 1 Mayıs’ı yasaklamak olanaksızdı. O zaman iktidarda olan Demirel’in Milliyetçi Cephe(MC) hükümeti gizli çetelerini harekete geçirdi.
Katılım o kadar büyüktü ki, İstanbul’un değişik noktalarından Taksim’e akan kitlelerin tamamı alana girememişti. Aynı anda değişik noktalardan kitleye ateş açıldı. Polis araçları kitlenin üzerine sürüldü. Açılan ateş ve panik sonucu 37 gösterici katledildi. Sayısız gösterici yaralandı. Bugüne kadar bu katliamın sorumluları bulunup yargılanmış değil.
1978 yılında hükümet değişmişti. Mitinge yasak konmadı, kimsenin burnu kanamadan 1 Mayıs kutlandı. 1979 yılında aynı Ecevit hükümeti devrinde sıkıyönetim tarafından 1 Mayıs yasaklandı. Yetmedi, sokağa çıkma yasağı kondu. O günden sonra 1 Mayıs yeniden “yasadışı” gösterilerle kutlandı. Devlet güçleri saldırılarını arttırdılar.
12 Eylül sonrası zulme rağmen 1 Mayıs mücadelesi bitmedi. İşçiler ve halk yasaklara boyun eğmedi. Gözaltılara, işkencelere ve ölüme rağmen direndi. AKP’nin ilk yılları da aynı şekilde geçti. Halkın direnişi yasakları aştı. 1 Mayıs yasal olarak kabul edildi. Bu nedenle 2010, 2011, 2012 1 Mayısları yasal olarak kutlandı. Ama devletin korkusu bitmedi, yeniden azdı. Vesayete karşıyım diyen AKP, toplumu kendi vesayetine boyun eğdirmeye kalkıştı. 2013 1 Mayıs’ında Taksim’i yasakladı. Şimdi bu yasağı sürdürmeye çalışıyor. Bu hukuk dışı bir tutumdur.
1 Mayıs 1977’de, 37 arkadaşları devlet tarafından katledilince işçiler bu meydana “1 Mayıs alanı” adını vermişlerdi. Şimdi de “1 Mayıs’ta 1 Mayıs alanında” diyorlar. İşçiler ve halk Newroz ile 1 Mayıs’ı birleştirerek özgürlüğünü haykırıyor.
AKP ve devlet yasaklamalar yerine 1 Mayıs 1977’nin ve tüm devlet katliamlarının faillerini ortaya çıkarmalıdır. Yoksa suç ortaklığını kabul ediyor demektir.
1 Mayıs direnişlerinde can veren tüm emekçileri saygıyla anıyorum.
YAŞASIN 1 MAYIS!
BİJÎ 1 GÛLAN!