1 Mayıs yirminci yüzyıl boyunca hep insanlığın en büyük bayramı olarak kutlandı. İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü tüm ezilenleri ve emekçileri mücadele meydanlarına çekti. Özgürlük, eşitlik ve demokrasi ilkeleri sürekli yeni taraftarlar kazandı. Adına sosyalist denen devletler tarihin en büyük güç gösterisini yaptı. Dünya emekçilerinin birliği 1 Mayıs meydanlarında ete kemiğe büründü.
Reel sosyalist çözülüş bu heyecan ve coşkuda geçici bir azalma yaratmış olsa da, yenilenen demokratik sosyalist çizgide bu coşkunun yeniden büyüme süreci yaşanıyor. Yirmibirinci yüzyıl sosyalizminin daha demokratik ve bilimsel olacağı anlaşılıyor. 2013 yılı 1 Mayıs kutlamaları bu süreçte çok önemli bir dönemeç oluşturacağa benziyor. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm ezilenlerin özgürlüğü ile birleşen emekçi devriminin giderek yeniden yükselişe geçeceği görülüyor.
Türkiye büyük 1 Mayıs coşkusunu yirminci yüzyıl boyunca her zaman yaşadı. Egemen sistemin ne azgın baskı ve terörü, ne de 1 Mayıs’ı özünden boşaltıcı hileleri Türkiye emekçilerini sosyalizm yolundan ve mücadelesinden alıkoyabildi. Her 1 Mayıs sosyalizm bilincinin ve mücadelesinin aşama kaydettiği yeni bir dönemeç oldu. Onlarca şehit ve yüzlerce tutuklu vermesine rağmen, Türkiye emekçileri 1 Mayıs’ı sahiplenmekten ve sosyalizm mücadelesi vermekten geri durmadı.
Kürdistan’da demokratik sosyalist çizgide gelişen özgürlük ve demokrasi mücadelesi Türkiye’deki demokratik emekçi hareketini sürekli besledi ve güçlendirdi. Yirmi birinci yüzyıl başından itibarense onu hem teori ve hem de pratik alanda yenileyerek dünyanın en iddialı sosyalist ve demokrasi hareketi haline getirdi.
Şimdi 2013 yılı 1 Mayıs’ında bu konuda yeni bir hamlesel çıkış yaşanıyor. Kürdistan’da kırk yıllık mücadele ile yaratılan sosyalizm ve demokrasi değerleri bütünüyle Türkiye’ye taşırılıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Newroz’da ilan ettiği yeni süreç, her şeyden önce bu anlama geliyor. Bu temelde Türkiye’nin demokratikleştirilmesi ile Kürt sorununun çözüm süreçleri çok daha fazla iç içe geçirilmiş oluyor.
Türkiye 1 Mayıs 2013’ü yeni ve umut dolu bir ateşkes süreci içinde yaşıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile gerçekleşen bu yeni ateşkes süreci, ilk kez Kürt çatışmasını sona erdirme ve barışı elde etmede bu kadar güçlü bir umudun yeşermesine yol açmış bulunuyor. Savaştan bunalan Türkiye toplumunda ilk kez böyle bir barış umudu ve nefeslenme ortaya çıkıyor. Kuşkusuz bu durum 1 Mayıs meydanlarına yansıyacak. Başta kadınlar olmak üzere yüzbinlerce barış yanlısı meydanları doldurarak barış istemini haykıracak.
Türkiye 2013 yılı 1 Mayıs’ını tüm kesimleri içine alan büyük bir demokrasi konferansının hazırlıkları içinde yaşıyor. Daha şimdiden tüm demokrat ve barışçıl çevreleri böyle bir konferansın heyecanı sarmış durumda. Çünkü, söz konusu Türkiye demokrasi konferansı yeni çözüm sürecinin başarıyla yürümesinin en önemli adımlarından biri olacak. Böyle bir konferans, Kürt inkârının aşılması ve Kürt sorununun çözüm yoluna sokulması temelinde Türkiye barışı ve demokrasisinin temel ilkelerini yaratacak. Kuşkusuz bu durumunda 1 Mayıs meydanlarının dolması ve kutlamaların yeterli mesajlarla dolu olması üzerinde büyük etkisi olacak.
Böylece Türkiye toplumu, tüm ezilenleri ve emekçileri tarihi 1 Mayıs’ı yaşamaya hazırlanıyor. Barış ve demokratikleşme yolunda 2013 yılı 1 Mayıs’ını yeni bir dönemeç yapacağa benziyor. Kürt Halk Önderi’nin çağrısı ile Kürt tarafının geliştirdiği yeni sürece Türkiye cephesinden gereken yanıtı vereceği görülüyor. Türkiye’nin tüm ezilen ve emekçilerinin böyle bir bilinç ve sorumlulukla bu 1 Mayıs’ı yaşayacağına inanıyoruz. 1 Mayıs şehitlerine duydukları büyük saygı ve bağlılıkla “Haydi Taksim’e”, “Haydi 1 Mayıs’a!” diyerek 1 Mayıs meydanlarını doldurmaya çağırıyoruz.
Kürtler 1 Mayıs’ı zaten yeni bir Kürt bayramı haline getirmeyi çoktan başardılar. Özgürlük ve demokrasi mücadelelerini 1 Mayıs’ın temsil ettiği sosyalizm mücadelesiyle çoktan birleştirdiler. Newrozları, 8 Mart’ları tarihin derinliklerinden çıkartıp bugüne taşımayı başardıkları gibi, 1 Mayısları da tarihten çıkartıp güncel hale getirdiler. Ezilen Kürt toplumunun derin emekçi karakteri açığa çıktıkça 1 Mayıs da güçlü bir Kürt bayramı haline geldi.
Şimdi bunlara bir de Önder Abdullah Öcalan’ın ilân ettiği yeni çözüm süreci eklenmiş bulunuyor. Kürt toplumu bu 1 Mayıs’ı ateşkes ortamında yaşıyor ve geleceğe çok büyük bir umutla bakıyor. Önder Abdullah Öcalan’ın ilan ettiği demokratik kurtuluş ve özgür yaşam hamlesini başarıya taşımanın tarihi adımları olan “Demokratik çözüm konferanslarını” gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Tam bir seferberlik halinde demokratik siyasal mücadele hamlesini yürütüyor. Bu hamleyle “Önder Apo’ya Özgürlük ve Kürdistan’a Statü” hedefine ulaşmak istiyor.
Tarihi 15 Şubat komplosunu bu temelde lanetledi. Kürt kadını 8 Mart coşkusunu bu temelde yaşadı. Bütün zamanların en büyük Newroz’u Amed’te bu temelde yaşandı ve yaşatıldı. 4 Nisan’da Kürt halkı özgürlüğe yeni doğuşunun büyük coşkusunu yaşadı. Şimdi 1 Mayıs kutlamaları da bu sürecin bir devamı olacak. Başta Kürdistan olmak üzere Kürtler bulundukları her yerde 1 Mayıs kutlamalarına yeni sürecin özünü yaşama ve yaşatma temelinde katılacak. Yaşadığı coşku ve heyecanı, taşıdığı büyük gelecek umudunu tüm ezilenlerle ve halklarla paylaşacak.
Kürt ve Türk emekçi halklarının birlikte gerçekleştirecekleri tarihi 1 Mayıs kutlamaları hem Önder Abdullah Öcalan’ın başlattığı yeni sürecin ne kadar güçlü sahiplenildiğini ortaya koyacak, hem de her türlü faşist-milliyetçi gericiliğe karşı konulmuş en kesin ve keskin tutum olacak. 1 Mayıs’la birlikte Türkler ve Kürtler başta olmak üzere Türkiye’de yaşayan tüm halklar ve kültürler kendi kaderlerini birlikte ele alacak. Bu da bizi güçlü bir demokratik dönüşüme ve çözüme götürecek!
Bu umut ve inançla tüm 1 Mayıs şehitlerini saygıyla anıyor, herkesin 1 Mayıs özgürlük ve dayanışma bayramını kutluyoruz!..