Yılmaz BARAN

1 Mayıs İşçi ve Emekçilerin Birlik, Dayanışma, Mücadele etme ve bu uğurda canlarını veren işçi ve emekçi şehitleri anma günü olarak direnişi büyütme dönemidir. Dünyamızı kuşatan kapitalist-moderniteyi ötelemek, “başka bir dünya mümkün” perspektifini gerçek hayata geçirmenin coşkusuyla el ele vermenin zamanıdır. Doyumsuz finans-kapitalin kendini küresel ilan etmesine karşı, mücadeleyi de toplumsal ve evrensel boyutlarda geliştirmek, başarıya olan inançla yürümek, zaferi getirecektir. Özellik hegemonik güçlerin sömürü ve hükümranlıkları uğruna, insanlığın başına bela ettikleri III. Dünya vekalet savaşı ve KORONAVİRÜS denilen biyolojik silahlarla başlattıkları yıkımları ve ölümleri durdurmak mümkündür. Yeter ki umudu canlı, inancı diri ve mücadeleyi birlik ve dayanışma içinde yürütebilelim.

Son günlerin, iktidari popüler söylemi olan “evinizden çıkmayın”, “eve kapanın” vb. sözlerle insanları hareketsiz kıldılar. Sokağa çıkma yasaklarını bile “önlem” adı altında ilan ettiler. İnsanları a-sosyal kılmak, taleplerinden uzaklaştırmak, ekonomik, sosyal ve siyasal içerikli ağır sorunları yok saymak için salgın hastalık tehditiyle çığırtkanlık yapar oldular. Fakat ne kadar güçsüz, yetersiz ve afetlere karşı hazırlıksız olduklarını adeta ilan ettiler. Aslında ilan edilen iktidarın bitişidir. Bu duyuruyla hiçbir devletin nezdinde toplumların öneminin olmadığı açığa çıktı. Halk arasında söylenen “bir musibet bin nasihatten evladır” sözü, tam da içinde yaşadığımız dönemi tanımlamaktadır. İktidarların-devletlerin tek derdi sermayeyi kollamak, toplumları sömürmek ve doğayı talan etmektir. Bunun için de her türlü baskı ve şiddet araçlarını (kanunlar, mahkemeler, cezaevleri, polis gücü, ordu kuvveti vb.) kullanmaktır. Bunların başında da günümüz itibarıyla kimi basın-yayın kurumları gelmektedir. Tv, gazete, internet ağı vb. medya kuruluşlarının devletçi yayınları ve iktidari tutumları başattır. Ezici çoğunluğu adeta devletlerin papağanı gibi hareket etmektedirler.

Tüm bu çetrefilli hallere rağmen, Hegemon güçler dünyaya yeniden düzen vermekte ısrarlılar. Ne III. Dünya vekalet savaşından vazgeçtiler ne de oluşturdukları savaş alanlarını terkettiler. Üstelik hızlandırarak sürdürdüler. Salgın hastalıkların hızla yayılma süreçlerinin savaşla olduğu tarihi olaylarla sabittir. On milyonlarca, yüz milyonlarca insan veba, grip vb. hastalıklarla ölürken tek sebep salgın halinde olmasıdır. Buna sebepte savaşlardır. Geçmişe baktığımızda yaratılan büyük savaşların tümünde hastalıklar salgın hale dönmüştür. Ölümlerin bir kısmı savaş meydanlarında olurken, yüzlerce katı ise salgın hastalıklarla gerçekleşmiştir.

1 Mayıs tüm bu ölümlere, iktidari savaşlara ve salgınlara karşı en büyük mücadele zeminidir. Salgın hastalıklara yönelik tedbirler ve önleyici mekanizmalar işletilirken, esas olan ise, 1 Mayıs’ın Birlik ve Dayanışma özüyle harekete geçmektir. Mücadelenin karakterini ve özelliklerini ifade eden cevherine uygun davranmaktır.

Zaman birliğin, dayanışmanın, yardımlaşmanın ve ortak mücadelenin dönemidir. 1 Mayıs’ın ruhuyla ayağa kalkarak, onun tarihsel şekillenişine göre davranmak, tedbirleri de elden bırakmadan işçinin, emekçinin ve bir bütün toplumsallığın taleplerini haykırırken aynı zamanda söylenenleri gerçekleştirmektir.

Zaman dayanışmayı, yardımlaşmayı ve birlikte hareket etmeyi geliştirip, mücadeleyi bu kapsamda yürütmek aynı zamanda III. Dünya vekalet savaşına ve salgın hastalıklara karşı da dur demek olacaktır. Sadece bununla da yetinilmeyecek, verili iktidari yaşamın dışında olan demokratik-modernitenin de adım adım örülmesidir. Yeni hayatı yaşamsal kılmaya başlamak, 1 Mayıslarda canlarını verenlerin, acılar içinde bedel ödeyenlerin umutlarını ve amaçlarını gerçekleştirmek olacaktır. Onlara bağlılığın gereği, insanlığın kurtuluşudur. Bundan sakınmak, gerekçelere sığınmak ise, devletlere boyun eğmek, sömürüye yol vermek ve kölece yaşamı kabullenmektir.

Son günlerin hali ortadadır. Faşist Erdoğan ve AKP iktidarı içerdeki tükenişin ve çaresizliğin üstünü örtmek için, dış dünyaya yardımlar yaparak gizlemeye çalışmaktadır. Yardımlar yapmak insani bir olgudur. Ancak faşist-Erdoğan’ın yaptığı ise, salgın hastalığa karşı, içte yardım kampanyası başlatıp, dilencilik yaparken, Türkiye insanını her türlü önlem dışı ve tedbirlerden yoksun bırakıp, testlerden mahrum tutarak, dış dünyaya kendini yamalamadır. Üstelik kimi basın kuruluşları da bunları, Erdoğan ve iktidarının bir propaganda aracı haline getirmektedirler. Öte taraftan ise, cani çeteleri eğitip, donatarak, yüksek maaşlar vererek, büyük meblağlar harcayarak, ülke içinde para-militer yapılar oluşturup, iç baskıları artırırken, ülke dışında ise bunları hegemon odakların çeşitli kirli emelleri için kullanmaktadır. Rojava’dan, Güney Kürdistan’a Libya’dan Yemen’e kadar bu çeteler seferber edilmiştir.

Faşist Erdoğan/Akp iktidarıyla Türkiye’de gerçekleştirilen sömürü, gasp ve talanla beraber, yüz milyarlarca dolarlık iç ve dış borç kapıya dayanmıştır. Salgın hastalıkla başbaşa kalan Türkiye halkına masraf yapamazken, dışa dönük ise hibelerin ve savaşların sınırı yoktur.

İşte tüm bunlara karşı 1 Mayıs’ın birlik, dayanışma, yardımlaşma ve ortak mücadele ruhu ve eylemi adeta derman gibidir. Salgına dönük tedbirler alınarak, çeşitli ve renkli eylem biçimleriyle sömürüye, savaşa ve salgın hastalıklara hayır diyelim. İşçinin, emekçinin, köylünün, küçük esnafın, işsizin ve özelliklede kadın ile gençliğin dinamizmiyle buluşarak, adım adım yeni yaşamı inşa ederken, 1 Mayıs’ın ruhuna ve özüne uygun mücadeleyi yürütelim. Durmak tükenmektir, susmak itaat etmektir. Hep beraber yürüyelim, hep beraber haykıralım, hep berber 1 Mayıs’ın karakteri ve özelliğiyle yaşamı örelim…