Kürdistan’da ve Türkiye’de 1 Mayıs; emekçiler, kadınlar, gençler, devrimciler, demokratlar ve insan hakları ve demokrasi gibi temel konularda duyarlı olan tüm kesimler tarafından meydanlara çıkılarak karşılandı.

Kürdistan ve Türkiye’de olduğu gibi dünyanın birçok ülkesinde de aynı duyarlılıkla 1 Mayıs emekçilerin; birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak karşılandı. Bu şekilde uluslararası alanda 1 Mayıs’ın en yaygın bir katılımla gerçekleştiği ülkelerin başında Rusya yer aldı. Basın-yayın organlarına yansıdığı kadarıyla o gün Moskova’da bir buçuk milyon insan bir araya geldi.

SSCB’nin çözülmesinden sonra Rusya toprakları üzerinde böyle bir 1 Mayıs karşılama gösterilerinin gerçekleşmesi tarihsel bir öneme sahip olmuştur. Özellikle de, böylesine güçlü ve etkili şekilde gerçekleşmiş olan 1 Mayıs gösterilerinin aynı zamanda Rusya emekçilerinin, sosyalistlerinin 1917 yılında gerçekleşmiş olan Bolşevik Devriminin 100. yıl dönümünü önceden selamlaması anlamına gelmiş olduğunu da burada belirtmek gerekmektedir. Demek ki, Rusya emekçilerinin, sosyalistlerin bilinci sosyalizm fikri, birlik-dayanışma ve mücadele ruhu canlılığını korumaya devam etmektedir.

Bu gerçekliğin Rusya devleti yöneticileri tarafından ne kadar dikkate alındığını bilemeyiz. Fakat Rusya emekçilerinin, sosyalistlerinin dünya emekçilerinin, mazlumlarının, ezilenlerinin, kadınlarının, gençlerinin yaşadıkları sorunlar karşısında duyarsız kalmadıklarını ve onlarla bir dayanışma ve ortaklaşma içerisinde olduklarını söylemek mümkündür. Özelliklede Ortadoğu’da yaşanan ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ gerçekliği karşısında bunun böyle olduğunu söylemek gerekmektedir. Çünkü, bölge dışında da olsa Ortadoğu’da yaşanan bu savaştan en fazla etkilenenler arasında yerini almaktadırlar.

DAİŞ ve El Nusra çetelerinin Rusya halkına, emekçilerine karşı gerçekleştirdiği saldırılarda böyle bir gerçekliğin yaşandığına işaret etmektedir. Bunu Rusya halkı ve devlet yönetimi de herkesten daha iyi bilmektedir. Sadece bunun bilinmesi ile de yeterli kalmadıkları da bilinmektedir. DAİŞ, El Nusra ve diğer çeteler gruplarının ardında TC devletinin olduğuna dair ellerinde çok somut bilgilerde bulunmaktadır. Zaman zaman bunu kendileri de açıklamaktadırlar. Nasıl DAİŞ çetelerinin, TC devleti tarafından eğitildiği, askeri araç-gereç donatıldığı, DAİŞ’in kara paralarının bankası haline geldiği, başta petrol olmak üzere birlikte kaçakçılık yaptıkları yine bizzat Rusya devlet yetkileri ve sözcüleri tarafından belgelenerek uluslararası kamuoyuna da sunulmuş bulunmaktadır. Bunun en somut örneği de Rusya’nın Ankara Büyükelçisinin katledilmesini, TC devletinin resmi muhatap olarak kabul ettiği ve açıktan destek verdiği El Nusra’nın resmi internet sitesinde üstlenmiş olduğu gerçekliği de orta yerde durmaktadır.

Böyle bir gerçeklik orta yerde dururken, Rusya halkının, emekçilerinin, kadınlarının, gençlerinin DAİŞ’e, El Nusra vb. çete gruplarına ve onların arkasında olan TC devletine karşı mücadele içerisinde olan ve büyük bedeller ödeyen Kürdistan halkının ve onun öncülüğünü yapan özgürlük ve demokrasi hareketinin yanında olması ve desteklemesini beklemekten, istemekten başka daha doğal ne olabilir ki?

Bu gerçekliğe rağmen TC devleti ve onun resmi temsilcisi olan R.T. Erdoğan ve Devlet Bahçeli faşizmi, kendilerine Rusya halkından ve devletinden destek ve yardım beklemekten ve bunun gerçekleşeceğini ummaktan da geri kalmamaktadırlar. Her fırsatta Rusya halkına karşı düşmanlığını ortaya koymaktan ve onlara ağır hakaretler yağdırmalarına rağmen, Ruslardan, Kürtlere karşı kendilerine destek sunmalarını bekleyebilmektedirler. Geçtiğimiz Nisan ayının ortalarında Şengal’e ve Rojava Kürdistan’ına bombalar yağdırarak onlarca Kürdü katlederken ve yaralarken de aynı beklentiler içerisine girmişlerdir.

Büyük Bolşevik Devriminin yüzyılına gireceği 2017 yılında, 1 Mayıs’ı tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekecek bir şekilde karşılayan Rusya halkından, emekçilerinden, kadınlarından, gençlerinden olan beklentilerde; uluslararası alanda emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadelesinin de bir somut göstergesi olarak TC. Devletinin ve onun çetelerinin Kürdistan halkı karşısında izlemiş olduğu bu sömürgeci soykırım politikaları ve saldırıları karşısından 1 Mayıs’ta olduğu gibi, aynı tutum ve sahipleniş içerisine girmeleri olmaktadır.

Böyle bir beklenti sadece Rusya halkı ve emekçilerinden değil, tüm dünya halkları ve emekçilerinden de beklenilmektedir. Çünkü başta Avrupa halkları, TC devleti ve onun birer beslemesi olan DAİŞ, El Nusra vb. gibi çete grupların açık saldırı hedefi halindedirler. Bunu R.T. Erdoğan çok açık bir şekilde de Avrupa halklarını tehdit ederek dile getirmiştir.

O nedenle, 1 Mayıs Dünya Emekçiler gününü uluslararası alanda emekçilerin; birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak karşılayan başta Avrupa halkları olmak üzere tüm dünya insanlığının Kürdistan halkının yanında TC devletine ve onun çetelerine karşı mücadelede ortaklaşma içerisinde olmaları gerekmektedir.

2017 yılında, dünya genelinde büyük bir coşkuyla karşılanan 1 Mayıs karşılamaları halklar, emekçiler, kadınlar, gençler vb. arasında uluslararası alanda böyle bir ruhun canlandığı gerçekliğini ortaya koymuştur. Kürdistan ve Türkiye’de de izlerine rastlandığı gibi egemen- iktidar güçlerinin 1 Mayıs’ın ruhunu öldürme, amacından saptırma ve özünü boşaltma gerçekliğine rağmen böyle bir gerçeklik ortaya çıkmıştır.