Rojavayê Kürdistan diyorum! Kürdistan’ın bu parçasının ismi çeşitli aşamalardan geçti. ”Binê Xetê-Serê xetê” diyorlardı. Aslında coğrafi olarak doğru bir tabir olmasa dahi Kürdistanî anlamda doğru bir tabir idi. Batı’nın emperyalist efendileri (İngiltere-Fransa) ve onunla işbirliği içerisinde olan sömürgeci sistemler petrol ve diğer stratejik nedenlerden dolayı Cızıra-Botan’ı bir ip şeklinde uzanan tren hattı ile Kürtlerin iradesi dışında ikiye bölmüşlerdi. Tren hatının altı “Bin xet”, üstü ise “Serê xet” oluyordu Kürtler açısından. Bin xetê ve Serê xetê’de yaşamak zorunda bırakılan Kürtler birbirlerini 90 yıldır tel örgülerin arkasında görüp birbirlerine soruyorlardı; ”Benim adım Mısto, Benim adım da Mısto. Kim ayırdı o zaman bizi birbirimizden?..”
Mıstolar onları ayıranların kim olduğunun bilincine vardıklarında artık tel örgüler, barikatları tanımıyorlardı. Mıstolar’ın önderi Serê Xet’te koşulların zorlaştığını görünce güçlenebilmek yeniden varoluşu sağlamak için bir arkadaşı ile birlikte huduttaki askere rüşvet vererek Binê xet’e geçiyordu. Bir taraftan kendi Mıstolarını eğitimden geçirirken, diğer taraftan da her dönem diğer parçalardaki Mıstolar zor durumda kaldıklarında onlara kucak açan binê xetê’deki Mıstoları örgütlüyordu. Xet’in üstündeki ve altındaki Mıstolar birlikte eğitiliyorlar, aynı karavanadan yiyorlar, siyah çaydanlıktan demledikleri çayı birlikte içiyorlar, özgür vatan için birlikte ter döküp, birlikte toprağa düşüyorlardı.
Başurê Rojavaya Kürdistan’ın ismi bir dönem “Başurê Biçuk” (Küçük Güney) olarak adlandırıldı.
Her zaman, her zeminde bu tabire karşı çıktım. Başurê Mezin, Başurê Biçuk coğrafi tabirler değildi. Her ülkenin belirlenmiş coğrafi yönleri olduğu gibi bizim ülkemizinde belirli coğrafi yönlerinin isimleri vardı. Kaldı ki “Başurê Biçuk” denilen parça hiçte öyle “küçük” değildi. 1925’ten itibaren Kürt yurtseverliğinin, Kürt dili ve kültürünün gelişmesine analık yapmıştı. Onun için gelin hep birlikte Kürdistan’ın bu onurlu parçasına sadece ”Rojava” demeyelim. Rojavayê Kürdistan ya da gerçek coğrafi ismi ile “Başurê Rojavayê Kürdistan” diyelim. Dostlarımız, düşmanlarımız da bu bölgenin Kürdistan’ın bir parçası olduğu öğrensin.
Başurê Rojavayê Kurdistan üzerinde çeşitli oyunlar oynanmak isteniyor. NATO’nun, Batı’nın, AB’nin “terörist” olarak gördüğü El Nusra grubu NATO’nun üyesi batının müttefiği, AB adayı TC’i tarafından korunuyor kollanıyor, silahlandırılıp “Demokratik Özerklik”in ilk örneği olan Başurê Rojavayê Kürdistan’ın üzerine gönderiyor. Bu parçada yaşayan halkımıza gıda, ilaç, petrol ambargosu uygulanıyor. Ambargoyu hafifletmek için bu yıl tüm Kürt Müslümanlar fitre ve zekatlarını Kürdistan’ın bu parçasına ulaştırmalıdırlar. Yoksa yaptıkları ibadetleri boşa gider. Sen tok iken aç kardeşlerinin halinden haberin olmazsa ne Kürt, ne Müslüman, ne Alevi, ne de Êzîdî olabilirsin.
1. Onur Yılı Bin Xet’te olduğu gibi, Serê Xet’te de coşku ile kutlandı. Kürdistan’ın kuzeyinde aynı aynı coşkuyu paylaştı. Mıstoların acısı da, sevinci de, mutluluğu da birdir. Bir olmak zorundadır. Aksi davranış 21. yy’da Mıstoların ikinci bir felaketi kendi elleri ile yaşamasına neden olur. Bu nedenledirki sayın Mesud Barzani Ulusal Kongre çağrısını sadece kendi adına değil, Mam Celal ve sayın Öcalan adına’da yaptığını söylüyor. Ve de Öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyor.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Loussan (Lozan) şehrinde yapılan anlaşma ile Kürdistan bir kere daha dört parçaya bölündü.
* 25 Temmuz 1930 tarihinde İran devletinin sözlerine kanan Simko Uşnaviye’de kendisine kurulan bir tuzak sonucunda oğlu ile birlikte öldürüldü. Cesedi Urmiye’ye götürülüp üç gün teşhir edildi.
* Halkın Emek Partisi’nin (HEP) yaptığı “Onurlu ve Özgür bir Yaşam” yürüyüşü 25 Temmuz 1990 tarihinde Diyarbakır’da yapılan kitlesel miting ile son buldu.
* 26 Temmuz 1990 tarihinde HİK (Hareketa İslamiya Kürdistan) kuruluş kongresi Kürdistan’ın güneyinde Zelê’de başladı. On gün süren kongre sonunda HİK kurucu başkanlığına merhum Melê Evdırahman Dürre getirildi.
* 28 Temmuz 1943 tarihinde Van’ın Özalp ilçesi Yukarıkoçkıran Köyü Sefo deresinde 33 Kürt köylüsü 3 . Ordu Komutanı Orgeneral Muğlalı’nın emirleri ile kurşuna dizildi. Muğlalı bu soykırım suçundan dolayı ilk önce müebbet hapis cezasına çarptırıldı, daha sonra bu cezası Temyiz Mahkemesi’nce bozulan Muğlalı yeniden yargılanarak 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.