
Yoğun tartışmaların ardından PolitikART’ta karar kılındı. 16 sayfalık ekin her sayısında, bir dosya yer alacaktı. O güne kadar her cumartesi gazetenin içinde 4 sayfadan oluşan Ek Politika’daki portre, okurlarca yoğun ilgi gördüğünden devralınacaktı. Ayrıca her sayıda bir şarkının, fotoğrafın, filmin vs. hikayesi anlatılacaktı. Diğer sayfalarında okurlara öykü, deneme, güncel makaleler sunulacaktı.
Hemen hazırlıklara başlandı. Ve ilk sayı, 8 Kasım 2008’de çıktı. İlk etapta kuşkusuz belli acemilikler de kendini gösterdi. Ama hep daha iyisini bulmaya çalıştık. Zaman içinde değişiklikler de yaptık. Mesela ilk sayılarda kullandığımız logo yerini, Doğan Güzel’in hazırladığı logoya bıraktı. Daha çok yazıya yer vermek amacıyla „Bulmaca“ ve „Mizah“ sayfalarını 3. yayın yılımızda kaldırdık, cezaevindeki ‘abone’lerimizin yazıları için „İçeri’den“ adını verdiğimiz bir sayfa açtık. Halil Uysal’ın başlattığı geleneğin mirasçıları içinse „Dağın Dili“ sayfasını ayırdık.
8 Kasım 2008’den bu yana tam 100 sayımız çıktı. Her sayı ile birlikte hep daha iyisini yapmak, PolitikART’ın niteliğini biraz daha artırmak, okurlarımızın görmek istediği konuları tespit edip işlemek, yine gözden kaçan hususlara dikkat çekmek için emek ve çaba harcadık. Bu çabalarımız, bundan böyle de devam edecektir.
Başlarken...
PolitikART’ın ilk sayısı, hem biçim hem de içerik olarak bugünün sayılarından farklıydı. ‘Anlatısı güçlü dil ölmez’ başlığıyla çıkan ilk sayının dosyasında Kürtçe edebiyatın kısa tarihçesine, Kürtçe çeviri sorunlarına ve Ehmedê Xanî’nin külliyatında Mem û Zîn eserinin yerine yer verildi. PolitikART’a özel Hikaye sayfasında, ilk sayıdan bugüne fotoğrafların, şarkıların, dağların, direnişlerin, şiirlerin ve efsanelerin öyküsü paylaşıldı.
Kirmanckî ek
Kürt Dil ve Eğitim Hareketi TZPKurdî tarafından 2010 sonbaharında başlatılan anadil kampanyası vesilesiyle PolitikART, bir ilki gerçekleştirerek baştan sona Kürtçe’nin Kirmanckî/Zazakî lehçesinde çıktı. Bir sayıyı tümüyle en fazla tehdit altında olan bu lehçemizde hazırlamak hiç de kolay olmamıştı. Çünkü Kirmanckî/Zazakî yazanların sayısı da sınırlı. Buna rağmen 16 sayfada güncel değerlendirme, öykü, deneme ve şiirlerden oluşan bir özel sayı çıkarmayı başardık. Bu başarının önemli bir kısmı, Kirmanckî sayımızın editörlüğünü üstlenen Kamer Söylemez’e ait.
En dokunaklı sayı
PolitikART’ın, okuyanın boğazını düğümleten sayılarından bir tanesi de kuşkusuz, Cumartesi Anneleri’ne adanan 19. sayı oldu. „Gülüşleri çalınan çocukların anaları“ başlığıyla çıkan sayı için İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Leman Yurtsever, Türkiye’deki en uzun sivil itaatsizlik eyleminin tarihçesini yazarken, Reyhan Yalçındağ ile tutuklu gazeteci İsmail Yıldız, kayıp adreslerden gelen insan çığlıkları ve geride kalanların hikayelerini kaleme aldı. Her satır derinden etkilerden, PolitikART ekibini de en çok sarsan, gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan’ın „Akıbetini bilmediğim babamın ardından...“ başlıklı yazısı oldu.
Kadınların sesi olduk
Yayın hayatı boyunca çok sayıda kadın konulu dosya hazırlayan PolitikART, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün 100. yılında da kadın özgürlük mücadelesini mercek altına alan „100. yıla taşınan bayrak“ başlıklı sayı ile çıktı. 35. sayı dosyamız için Özgür Sevgi Göral, Besê Şîmal, Fatma Koçak ve Hürriyet Doğan, hem dünyadaki feminist mücadeleleri hem de Kürt kadın özgürlük hareketinin vardığı noktayı değerlendirdi. PolitikART, namus ve tecavüz kültürü gibi kavramları da dosyalarla kapağına taşıyıp, mücadeleci kadınların sesi oldu.
Tutsaklara özel sayı
18 Mart Siyasi Tutsaklarla Dayanışma Günü’nü de bir özel sayı ile karşıladık. 86. sayımızı, „Duvarlara sığmayan hayatlar“ başlığıyla tümüyle siyasi tutsakların yazı ve şiirlerine ayırdık. Özgür Gündem gazetesinde çıkan bir duyuru üzerine, çok sayıda cezaevinden onlarca çalışma ulaştı. Onlar arasında seçim yapmak hiç de kolay olmadı. Bizi en çok mutlu eden ve güç sunan ise özel sayıyı ulaştırdığımız siyasi tutsakların güzel dilekleri oldu.
12 Eylül
PolitikART’ın özel sayılarından biri de, tanıkların anlatımlarından oluşan 12 Eylül sayısıydı. Darbenin 30. yıldönümü vesilesiyle 4 Eylül 2010’da çıkan ve kapağı Doğan Güzel tarafından hazırlanan bu sayıda, aralarında Sennur Sezer, İdris Güzel ve Cumhur Yavuz’un da bulunduğu darbe mağdurları, kendi hikayeleriyle birlikte o günü ve sonrasını nasıl yaşadıklarını; gözaltı, işkence ve sürgünü anlattı.
Müzisyenler rap’i tartıştı
„İsyan mı yozlaşma mı?“ başlıklı 30. sayımız da özellikle Rap ve Hiphop müziği ile ilgilenen ve dinleyenlerin yoğun ilgisini gördü. Rap’in isyancı mı yozlaşma mı olduğu konusunu bizzat müzisyenler Mehmet Atlı, Vedat Yıldırım, Harun Ataman, Rotinda, Serhado ve Koma Pel’den Cumali PolitikART için tartıştı.
Futbola da dokunduk
„Futbol sadece futbol değildir!“ başlıklı dosyası ile 37. PolitikART da, en çok akıllarda kalan sayılardan biri. Endüstrileşen futbol, futbol ve milliyetçilik, Kürtler ve futbol gibi konuların mercek altına alındığı dosyamızın yazıları, Doğan Durgun, Doğan Barış Abbasoğlu, Ragıp Duran ve Dicle Anter tarafından kaleme alındı.
Irkçılığın aynası Wan
Wan’da meydana gelen depremin ardından sergilenen ırkçılığı „7.2 şiddetinde ırkçılık!“ başlığı ile 77. sayımızı taşıdık. Kapak resmi Serpil Odabaşı’na ait sayıda Esra Arsan medyanın rolünü irdeledi, Cengiz Alğan da Türkiye’de ırkçılığın portresini çizdi. Selaheddîn Biyanî’nin „Parmakarası terlik, kokan kazak, mayo, bayrak û bijî biratiya gelan“ başlıklı yazısı açlıkla terbiye konusunu bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyordu.
‘Taş yok mu taş!’
Akıllarda kalan sayılardan bir tanesi de kuşkusuz, „Neden taş atar bu çocuklar?“ manşetli 15. PolitikART. ‘’Taş atan çocuklar“ teriminin hafızalara yerleştiği ve binlerce Kürt çocuğunun tutuklandığı bir dönemde, odağı çevirmek istedik. Zira özellikle medya yoluyla suç, çocukların ailelerine yüklenmek istendi. 23 Mayıs 2009’da çıkan sayımız için Çocuklar İçin Adalet Girişimi’nde yer alan Şırnak Barosu’ndan Rüya Elçi ile söyleşi yapıp, Evrim Alataş ve Şeyhmus Diken’den, Kürt çocuklarının taş atma nedenlerini yazmalarını rica etmiştik.
Karamsarlıktan iyimserliğe: PolitikART
GÜNAY ASLAN
Bundan 4 yıl önce hayatımıza yeni bir ‘yayın eki’ girdi. Gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın sanat-edebiyat ve düşün eki PolitikART Kasım 2008’de bir hafta sonu bize ‘merhaba’ dedi. Doğrusunu isterseniz ilk başlarda PolitikART’ın uzun süreli bir ‘ek’ olacağını düşünmemiştim. Daha önce denenmiş ve kısa sürede sessizce hayatımızdan çekilmiş ‘ek’ler gibi, bazı güçlüklerin üstesinden gelemeyeceğini ve yayın hayatına kısa sürede son vereceğini düşünmüştüm. Hem kabalık etmiş olmayayım hem de arkadaşların moralini bozmayayım diye de bu düşüncemi açıkça söylememiştim!
Son yıllarda iletişim teknolojisinin baş döndürücü hızla gelişmesinin de etkisiyle basın yayın hayatında önemli değişimler yaşanmaya başlanmıştı. Hayat basın başta olmak üzere her alanda hızlanmıştı. Elektronik gazetecilik süreciyle birlikte hızlanan haber ve yorumları sıcağı sıcağına izlemenin zorluğu, ortadaydı. Ayrıca sosyal medyanın da katkısıyla kaynaklar çeşitlenmiş, sanat-edebiyat ve düşün alanındaki yayın ve yazılar çoğalmıştı. Dolayısıyla her tarafa yetişmek imkansızdı. Okur ister istemez seçici olacaktı ve rekabet sınavından başarıyla geçenleri tercih etmek durumunda kalacaktı. Böyle bir ortamda, kıt kanaat imkanlarla, bir de gazeteden arta kalan zamanla klasik bir gazete ekinde nitelikli bir yayın yapmak kolay değildi. PolitikART, editöründen mizanpajına, makalelerinden yazarlarına, gazetenin dağıtım sorunlarından basım maliyetine kadar kısa sürede birçok sorunla yüz yüze gelecekti.
Doğrusu bu sorunlara rağmen nitelikli bir yayın yapacağı ve uzun soluklu olacağına inanmak kolay değildi. Ancak oldu. PolitikART nitelikli ve uzun soluklu olmayı başardı. Özgür basın camiası nitelikli bir yayın daha kazandı. Onu tasarlayan ve hayata geçirenler bu zorlu çabanın da üstesinden geldiler. Böylece benim gibi karamsarları da mahcup ettiler.
Şimdi iyimserim ve PolitikART’ın her yeni sayısını heyecanla bekliyor, okumak için sabırsızlanıyorum. Zira, ona ayıracağım zamana değeceğini biliyorum. Her sayısında neredeyse yeni bir yazarla tanışıyor ya da yeni bir eserle karşılaşıyorum. Bazıları zindanda nitelikli genç yazarlarla onların hiçbir yerde yayınlanmamış ürünleriyle karşılaşmanın ayrıcalığını yaşıyorum. Zengin yazar kadrosu, makaleleri, denemeleri, öykü, şiirleri, Kürdistan’ın dört parçasından ve diasporadan çekip çıkardığı nitelikli ürünleriyle PolitikART’ın mütevazi adımlarla başladığı yayın hayatı giderek tarihi bir önem kazandı.
Elbette 100’üncü sayıya ulaşma başarısını sağlayan bütün arkadaşları yürekten kutluyorum.
Nazime BEYAT (Almanya)
PolitikART’ı beğenerek ve büyük keyif alarak okuyorum. Her sayısında ele alınan değişik konularıyla eğitici olduğuna inanıyorum. Özellikle cezaevlerindeki arkadaşların yazılarından, onların esaret altında kaleme aldıkları her bir satırından etkilendiğimi ve doğumsuz bir tat aldığımı belirtmek istiyorum. Okurken düşündürüyor ve düşündürürken de eğiticilik açısından sana bir şeyler veriyor. Bu şekilde bir konsepti düşünüp de hayata geçirilmesine vesile olan arkadaşı ya da arkadaşları tebrik ediyorum.
Ömer Hayri KONAR (Sincan F Tipi Cezaevi)
Bütünü itibariyle kültür, sanat ve düşün dergisi PolitikART’ın içeriği, işlediği konuları ilgiyle okuduğumu belirtmek isterim. Teknolojinin de katkısıyla ülkede yaşananların sıcağı sıcağına oralara yansıması derginin de gündemini ve işleyeceği temel konuları belirliyor. Böylece biz okurlar PolitikART dergisini okurken, güncel gelişmelerle beraber, işlenen diğer konulara dair de bilgilenmiş oluyoruz. PolitikART dergisinin beğenilen yönü, her sayısında kimi temel konuları dosya tarzında ele alıp, tarihsel temelleri, nedenleri ve sonuçlarıyla işlemesidir. Derginin beğenilen bu yönü aynı zamanda, eksik bulunan yönü de oluyor. İşlenen konu ve olayların araştırmalarla zenginleştirilmesi, bilgilerle donatılması beklentilerimiz arasındadır. Hepinize sevgi ve saygı dolu selamlarımı gönderiyorum, çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum.
Nuri ASLAN (Ressam)
PolitikART çıktığından beri içerik açısından oldukça umut verici bir gelişme göstermiştir. Kürt basınının içinde olduğu zorlukları göz önüne alarak yaptığım bu tespitin ötesine gitmek elbette hepimizin istemidir. Ancak bütün eksiklerine rağmen 100. sayıya ulaştırılan bir sanat yayınını ve ona emek veren basın emekçilerini kutlamak gerekir. Bundan sonraki yayın hayatında daha başarılı olabilmesi veya istenilen bir konuma gelmesi için elbette yapması gereken birçok şeyin olduğunu öneriler düzeyinde sıralamak mümkündür:
- Hitap ufkunu daha da geniş tutmak.
- Sanatla siyaset arasındaki terazide sanat kefesini ağır tutmak.
- Sayfalarında sanatın bütün alanlarına dengeli şekilde yer vermek.
PolitikART’ın yüzüncü sayısını kutlar, gelecek yayın hayatında başarılar dilerim.
Ayşe KISMET (Sosyolog - Fransa)
Politikanın edebiyatla beslenmesi açısından önemli bulduğum bir ektir. Özellikle dosya konularıyla büyük bir boşluğu dolduruyor. Aslında kültür, sanat ve edebiyat eksik kaldığımız bir alan. Zaman zaman toplumsal hafızamızı güncelleyip, değerlerimizi hatırlatıyor. Bunu sanatsal bir üslupla yapmaya çalıştığı için güncel gazete haberciliğini de aşıyor. Böylesi bir derginin 100. sayıya ulaşmış olması gurur verici. Ancak iddialı olan bir derginin politika ile sanatı daha iyi bir biçimde buluşturması gerekiyor. Bu anlamda bir okur olarak beklentim büyük. Güçlü kalemler yetiştirme noktasında bir okul olabilir ama bunun biraz daha zaman ve emeğe ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Mirhem YİÐİT (Yazar - Kürt Enstitüsü)
PolitikART, bir boşluğu ciddi bir şekilde dolduruyor. Üç açıdan çok önemli buluyorum. Birincisi, belirlenen konular üzerinde derinlikledir ve yazan kişiler de konuya hakim olup donanımlılar. Araştırmacı bir yönü var. Öbür açıdan da hem gazetede hem de okurları için soru sorma, kendini aktif kılma, bilgi ve enformasyon sahibi olmanın bir organıdır. Ve her sayısı da arşivliktir. PolitikART’ın çıkacağı her gün gözlerim yollarda, acaba bu sefer hangi konu ele alınmış diye büyük bir merak ve heyecanla beklerim.
Mehmet Masum SÜER (Fotoğraf Sanatçısı-Amed)
Kürt kültür ve sanat yaşamının özellikle Avrupa ayağında, tek başına, önemli bir boşluğu dolduran PolitikART’ın 100. sayısına ulaşmış olmasından dolayı, bu değerli dergiyi yayımlayan ve katkı veren tüm arkadaşları kutluyorum. Bir fotoğrafçı olarak, birkaç fotoğrafım ve bir yazımla PolitikART’a katkıda bulunmuş olmanın mutluluğunu ve onurunu ben de yaşadım. Bundan sonra da her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumu belirtiyorum. Bundan sonrası için dileğim, PolitikART’ın genel sayfa sayısının ve Kürtçe sayfa sayısının arttırılmasıdır. Ayrıca derginin (her ne kadar internet üzerinden ulaşıyorsa da) Türkiye ve Kürdistan’a da ulaştırılması olanaklarının araştırılmasıdır. PolitikART’a gelecek 100 sayılar için başarılar diliyor, dergiyi hazırlayan arkadaşları tekrar kutluyorum.
Selma AKKAYA (Gazeteci)
Politika ve sanatın buluşma noktası olan bir derginin öncelikle varlık gerekçesi asıl önemli olandır. Toplumsal bilinç dönüşümde işlevi, dili, kimliği, edebiyatı yok sayılmış bir halkın yokluklarına karşı açılmış savaşın mücadele alanı olması boyutuyla PolitikART önemli bir yol kattetti. Kimi zaman portre olup geçmişi günümüze taşıdı, kimi zaman dilin edebiyatla buluştuğu ince telden yüreğimize dokundu, kimi zaman fotoğrafla hayatın karelerini evimize taşıdı… Tüm bu çaba sırasında kimi amatör, kimi yetişmiş kalemi bir okulda buluşturdu. Bu yönüyle eksik, kimi yerde gedikler olsa da PolitikART kalıcı bir yüz sayılık bir iz bırakarak yol yürümeye devam edecek… Emeği geçen herkese teşekkür…
Edip GÜLERYÜZ (Almanya)
Her cumartesi gazeteyi elime alır almaz, bugün PolitikART günü mü diye direkt gazetenin arasına bakıyorum. Oradaki özgün resimler olsun, şiirler olsun, belirlenen konu hakkında yazarların anlatımları olsun, yani her 15 günde bir PolitikART günü, Yeni Özgür Politika’nın benim için en güzel gün diyebilirim. Hem eğlenceli hem de düşündürücü ve eğitici buluyorum. Çok beğenerek okuyorum ve hatta haftada bir çıkmasını istiyorum.