Alison Buckley, Avustralyalı bir yazar. Son romanı ‘Rite of Honour’da (Onur Ayini) DAİŞ’e karşı savaşan Kürt kadınlarını konu edinen yazar, ilk iki romanına ise Zerdüştleri konuk etmişti.

Siyaset ve tarih alanında eğitimini tamamladıktan sonra İngilizce ve Tarih Öğretmenliği yapan Buckley, ardından hukuk ve din araştırmaları eğitimi almış. Kürt halkının yaşamına ve mücadelesine büyük ilgi duyan Avustralyalı yazar, romanlarına da hep Kürtleri konuk etmiş. Kürtlerle ilk nasıl karşılaşmasını ise şöyle anlatıyor: “Kürtleri ilk Halepçe vahşetiyle duydum. Başlangıçta onların sadece silik bir aşiret grubu olduğunu düşünmüştüm; yoksa Batılı güçler böylesi bir katliamı durdururdu, diye düşünüyordum. Hükümetim ve Batı ittifaklarının insanlık için doğru olanı yaptığına artık inanmıyorum.”


Kürt kadınlarıyla ‘tanışma’

Keşfettiği ilk Kürt kadının ise Yahudi Eski Ahit Esther Kitabı’ndan Kraliçe Vaşti olduğunu anlatan Buckley, devam ediyor: “Kitaptaki birçok kadın karakter gibi o da görünüşe göre erkeklere meydan okuyabilecek hiçbir hakka sahip değildi ve erkeklerin belirlediği acımasız kararların kurbanıydı. Bu kadınlara empati ve ilgi eksikliğinin beni hayretlere düşürmesi üzerine internetten Kraliçe Vaşti’yi araştırmaya başladım ve Kürt bir adamın ismine Google’da rastlayana kadar inandırıcı hiçbir şey bulamadım. Onun halkının tarihine yönelik kısmen Esther ve Daniel Eski Ahit kitaplarından tamamladığı çalışmalarını inceledikten sonra Vaşti’nin bir Med olduğu ve Antik Çağ insanlarının Kürtlerin ataları olduğuna inancım baskın gelmeye başladı.”


İlk iki kitap

Yazar, bu çalışmasında topladığı bilgilerle, 2013 yılında yayımlanan ‘Antik Medler Kraliçesi: Vaşti’ ve ‘Medler’in Gizem Kraliçesi: Esther’ kitaplarının çatısını kurabilmiş. Bu kitaplar, İngilizce kaynaklarda hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulunmayan Vaşti’ye ve medeniyetine dair önemli kaynaklar haline de gelmiş. Buckley, “Bu kitaplarla hem bugünün Kürtlerinin profilini hem de meşrulukları ve bir etnik grup olarak önemlerini anlatmak istedim” diyor.


‘Gerillaya katılmak özgürleştiriyor’

Buckley, Avustralya’nın iç bölgelerinde, bir çiftlikte büyümüş. Kürt kadın savaşçılara ilgisinin de buraya dayandırılabileceğini düşünüyor: “Kadın savaşçılar fikrine anında ısındım çünkü ben erkek ve kadının hemen hemen aynı işi yaptığı bir çiftlikte büyüdüm. Üniversitede Batı feminizminin ikinci dalgası sırasında eğitim gördüm ve eşit haklara ikna olmuştum. Ancak nispeten güvenlikli bir ortamda yaşayan Avustralyalı bir kadın olarak Kürt kadınlarının aile, ev ve kariyer arzularından vazgeçip yaralanma ve ölüm riskine rağmen uzak dağ kamplarında yaşamaları nasıl olur diye merak ediyorum. Fakat bununla birlikte, Med İmparatorluğu’nun çöküşünden ve özellikle son yüz yıldan bu yana Kürtlere yönelik şiddetli zulüm ve sürekli hak ihlallerine dair daha fazla bilgi edindiğimden, gerillaya katılmanın onlar için ne kadar özgürleştirici bir şey olduğunu fark etmeye başladım.”


Yazma süreci

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirlerinin Kürt kadın mücadelesinin öncü ışığı olduğunu da kaydeden Buckley, son kitabını yazma sürecini ise şöyle özetliyor: “Kitabı yazmadan önce uzun bir süre gerillalar ile iletişim kurmaya çalıştım ve sonunda Avrupa’dan eski bir Kürt savaşçı ile internet üzerinden tanıştırıldım. Ondan sonra gerillalar ve ideolojileri hakkında bilgi edinmek için Öcalan’ın yazılarını okumaya başladım. Sonra halen gerilla olan biriyle görüştüm. Bir de Kürdistan’da yaşayan Avustralyalı bir kadın akademisyenle tanıştım. Bana günde dört Kürt kadınının ‘namus cinayeti’ adı altında katledildiğini söyledi. O zamandan bu yana bu adaletsizlikle mücadele ediyorum. Saddam Hüseyin’in aile üyelerinin tecavüzü Kürtlere karşı nasıl bir savaş silahı olarak kullandığını öğrendiğim zaman, Kürt kadınlarını esaret ve utancın ötesinde, tümden bağımsız ve zafer halinde yazmaya hazırdım.”


Kitabın ‘mesajı’

Kitabıyla bir yandan Kürtlerin insanlık adına mücadele eden önemli bir ulus olduğunu diğer yandan ise kadınların her türlü engeli mücadele ederek aşabileceklerini anlatmak istediğini belirten Buckley, “Özetle kitap, durumları birbirinden çok farklı olsa bile insanların karşılıklı empati kurabileceğini ve insanlığın kardeşliğinin kötülükten daha güçlü olduğunu söylüyor. Daha ileriki sayfalarda ise ‘terörist’ olmaktan çok uzakta olan Kürt savaşçıların tüm Ortadoğu’da insani ilkelere dayalı yeni bir toplumu inşa ettiklerini ileri sürüyor” diyor.


SUNA ALAN / LONDRA