Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın Kasım ayında hasta tutsaklarla ilgili "düzenleme hazırlığımız var" açıklamasından sonra somut hiçbir adım atılmazken, son 10 gün içinde 3 hasta tutsağın tabutu cezaevinden çıktı.
31 Aralık'ta, 2009'da Kandil'den gelen Barış Grubu üyesi Lütfü Taş, 5 yıldır tutuklu bulunduğu Diyarbakır D Tip Cezaevi'nde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Taş'ın ölümüne ilişkin hem cezaevindeki arkadaşlarının hem de sağlık ekibinin tuttuğu rapora göre, Taş'ın cezaevi ve sağlık ekibinin ihmali nedeniyle yaşamını yitirdiği belirlenmişti. Taş'ın ardından Siirt E Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Haşem Arduçlu isimli tutsak da 31 Aralık'ta yaşamını yitirdi. Arduçlu da Taş gibi rahatsızlanmasına rağmen cezaevinde doktor olmadığı için tedavi edilememiş ve akşam saatlerinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmişti.
2014 yılında Seyithan Taşkıran, Şeyhmus Yetek, Celal Kılıçaslan, Ramazan Özalp, Lütfü Taş, Haşem Arduçlu, 2015'in ilk günlerinde Abdülmecit Arslan yaşamını yitirdi.

Talepler

İHD Amed Şubesi, Lütfi Taş'ın yaşamını yitirmesi ardından Diyarbakır D Tipi Cezaevi önünde açıklama yapmış, cezaevleriyle ilgili şu talepleri sıralamıştı:
* Mahpusların evrensel hukuk çerçevesinde ve en temel insan hakları esas alınarak yaşam koşulları düzeltilmeli; şiddet, işkence/kötü muamele ve yaşam hakkı ihlallerinin önüne geçilmeli, sorumlular yargı karşısına çıkarılmalıdır.
* Hasta mahpusların tedavilerinin önündeki her türlü yasal/idari engeller kaldırılmalı, kelepçeli tedavi, asker nezaretinde tedavi, bodrum katlarında tedavi gibi insanlık dışı uygulamalardan vazgeçilmelidir.
* Hükümet, hasta mahpusları siyasi pazarlık konusu yapmaktan vazgeçmeli, hapishanelerde yaşamını tek başına idame ettiremeyen veya ölümcül hastalıkları bulunan tüm mahpuslar bir an önce tahliye edilmelidirler.
* Hasta mahpuslar açısından yasal düzenlemeler acilen yapılmalı ve uygulanabilir olmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
* İnfazların ertelenmesi hususunda gecikmelere neden olan ve objektif olmayan kararlarda imzası bulunan Adli Tıp Kurumu bir an önce devreden çıkarılmalı, tam teşekküllü devlet hastanelerinin ve üniversite hastanelerinin vereceği raporlar yeterli görülmelidir.
* İnsan hayatını güvenlik politikalarıyla aynı kefeye koymaktan vazgeçilmeli, ‘toplum güvenliği’ kriteri yasa metninden tamamen çıkarılmalıdır.
* Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olan hasta mahpusların tedavi ve infazlarının ertelenmesinin önünde engel oluşturan 5275 sayılı kanunun 25. Maddesinin son hükmü yasa metninden çıkarılmalıdır.

* İnfaz rejimindeki ‘ayrımcılık yasağı’ ve ‘kanun önünde eşitlik’ ilkelerine aykırı hükümler kaldırılmalıdır.




Onu da öldürmek istiyorlar

 75 yaşında, 4. kalp krizi

Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan 75 yaşındaki Mehmet Emin Özkan, 4. kez kalp krizi geçirdi. Hastanede ailesiyle bile görüştürülmeyen Özkan yeniden cezaevine gönderildi.
Mehmet Emin Özkan, 1993 yılında Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın öldürülmesi olayına karıştığı gerekçesiyle müebbet hapse mahkum edildi. Cinayetin JİTEM tarafından yapıldığı ortaya çıkmış olmasına rağmen, 19 yıldır cezaevinde tutuluyor.
İnsan hakları kuruluşlarının en ağır hasta tutsaklar listesinde bulunan Özkan, aynı cezaevinde bulunan Lütfi Taş'ın yaşamını yitirmesi ardından 4. kez kalp krizi geçirdi. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Özkan, hastane hücresinde tutulurken ailesi ile görüştürülmedi. Hasta tutsak Özkan

Aynı zamanda zehirli guatr hastası ve solunum yolu hastalıkları ve 90'lı yıllarda gördüğü işkenceler nedeniyle beyin hasarı bulunan Özkan, cezaevine yeniden gönderildi. Eşi Emine Özkan, "Onu ölünce mi görmemize izin verecekler" diyerek hastanede görüştürülmemelerine tepki gösterdi.

AMED