100. yılda demokratik cumhuriyetin vazgeçilmezliği

Hatice ERGÜN Haberleri —

  • Cumhuriyet’in 100. yılında bayrak eksenli kutlama, Türklükle Sünni İslam birlikteliğini vazgeçilmez gören alan milliyetçiliğin nişanesi. Bunun 100. yılda artan bir coşkuyla gözlere sokulması faşizme işaret ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı, 29 Ekim 2023’te kutlandı. AKP’ye inat bayrak asanlar, bulundukları apartman komplekslerine uyum için bayrak asanlar, Cumhuriyet’in ilk kuşak seküler vatandaşları olan ebeveynlerinin hatırına bayrak asanlar, 100. yıl olduğu için kendilerinin olmayan bir nostaljiyi sahiplenerek bayrak asanlar… Ya da, bir İnstagram hesabında söylenildiği gibi AKP karşısında, Erdoğan’ın şahsiyetçi yönetimi karşısında dururken tutunacak başka bir dal kalmadığı fikriyle Mustafa Kemal Atatürk portresi paylaşanlar… AKP yönetiminin başarısı, Kemalist yöntemleri ve kurtuluş retoriğini kendince manipüle ederek hegemonyasının şiddetle harmanlamasıysa başarısızlığı Kemalizme bir zamanlar uzak dururken, cumhuriyet fikrini Kemalizm’den ve Atatürk’ten ayrı olarak benimseyen çoğunlukla sol tandanslı ve/ya da sol liberal duruşu sahiplenenleri AKP’nin olmasa da Kemalist seçkinlerin Türk-İslam bayrağına yakınlaştırması olabilir mi? Ya da, Türkiye’deki seküler – İslami sermaye grupları arasındaki kâh görünür kâh görünmez çatışmada nereye gideceğini ne yapacağını şaşıran seküler ve muhafazakâr orta sınıfı bayrakla bağlaması; böylelikle CHP’yi bitmek bilmez muhalefetinden kurumsal iktidara bir adım yaklaştırması olabilir mi? Hoş, AKP açısından CHP’nin yönetime gelmesi için en uygun yıl geride kalıyor – ülkede yaşanan sosyo-ekonomik çöküntü göz önüne alındığında böyle görünüyor. AKP iktidara geldiğinden bu yana yapıp ettiği AKP hükümetlerinin meşruiyetini ve bu hükümetlere dönük toplumsal rızayı sağlamanın ötesine geçmeyen bir siyasal parti, CHP. Hükümet olamaması varolmaya devam etmesini sağlıyor. Geldiğinde gidişini garantileyecek gibi. Tabii, onca sermaye, mal-mülk, entelektüel birikim, şan, şöhret, ömür boyuna kilitlenen milletvekili ayrıcalıkları CHP’de inatla duranların sabiti olacak; hepsi olmasa da en azından biri. Belki de salt bu nedenle o gereksiz saptama, Türkiye siyasetinin tanımlayıcı özelliğinin bireycilikten ziyade cemaatçilik olduğu fikrine dayalı olan kabul baştan kadük: Bir siyasal partinin içinde yer alanların söz konusu parti ortadan kalksa bile avantajlarının devamı tam da bireyciliğin göstergesi… 
Halihazırda çürük bir kategorik ayrım olan bireyci – cemaatçi sınıflandırması bu yazının konusu değil. Ama bireyci öncelikler, aslında topluluğu öne alan, bireysel çıkarlarla topluluğun çıkarlarını birbirinden ayırmayan cumhuriyetçi duruşta tek başına anlamsız. Bugün, Türkiye siyasetinin içinde bulunduğu karmaşa bir yandan bireyci çıkarların ayyuka çıktığı diğer yandan cemaatçi bir yönetimin bitmek bilmez maddi ve materyal olmayan hırsıyla uygulamalarına maruz kalan yönetilenler güruhunun gittikçe daha da vulgarlaştığı, zenginin daha zalim, yoksulun daha kaderci ve öfkeli olduğu, ortanın vurdumduymazlığının adeta afyon etkisiyle arttığı bir ortamda, bu gruplardaki ezici çoğunluğun Cumhuriyet’in 100. yılında bayrak eksenli kutlamaya hazırlanmasında somutlanıyor. O bayrak Türklükle Sünni İslam birlikteliğini vazgeçilmez gören alan milliyetçiliğin nişanesi. Bunun 100. yılda artan bir coşkuyla gözlere sokulması faşizme işaret ediyor.
Kanın, savaşın, şahadetin, bütün bunların Türklükle ve İslamla tanımlanmasının görsel sembolü Türk bayrağı. Ona eşlik eden İstiklal Marşı’nın görseli olarak da işlevsel. Bayrağa sarılan, balkonlarından bayrak sallandıran, sitelerine bayrak asan kaç Kemalist, Atatürkçü, AKP’ye inat eden vatandaş bayrağın 1844 yılında Abdülmecid döneminde kabul edildiğinin farkında? Osmanlı geçmişini itinayla sildiği söylenen erken Cumhuriyet döneminde, Atatürk’ün devlet başkanlığında, İsmet İnönü’nün başbakanlığında, yedinci İnönü hükümetinde (dolayısıyla CHP yönetiminde) bu kez Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı olarak kabul edildiğini bilmek bizlere ulus-devletle Sünni-İslam ve Osmanlı geçmişi arasındaki bağlantıyı sembolik düzeyde olsa da biraz daha yakından görme fırsatı verir. Erdoğan’ın gittikçe Atatürk’e öykünen tarzını anlamamızı da sağlar. Erdoğan karşıtı seküler orta sınıfın nafile duruşunu ve/ya da vazgeçemedikleri konforu da… O konfor ki, faşizmi getirir.
Cumhuriyet fikri demokratik cumhuriyete evrilmedikçe, sekülerlik din-devlet ayrımına tıkandıkça, din-devlet ayrımı erken Cumhuriyet döneminde uygun görülen çerçevede bırakıldı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinde yatan etnik ve sınıfsal tahakküm gözardı edildikçe; Cumhuriyet demokratik kıstaslarla düşünülmedikçe yakın gelecekte ne Cumhuriyet ne demokrasi fikri kalacak. Bugün, AKP yönetimleri altında olan da bu değil mi? 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.