"Halkım ve inancım uğruna canımı feda etmek pişmanlık duyulacak bir şey değildir. Bizim için ağlamayın ve zalimleri sevindirmeyin."
- Türk devleti, 101 yıl önce büyük bir katliamın ardından Şêx Seîd ve 48 arkadaşını Amed'in Dağkapı Meydanı'nda idam etti. Bütün girişimlere rağmen cenazeleri verilmediği gibi mezar yerleri bile açıklanmıyor.
- Şêx Seîd’in torunu Mehmet Kasım Fırat, "Cenazeleri dahi vermeyen bu sistem, eğer barış istiyorsa mezarlarımızın yerini söylesin” diye seslendi. Şêx Seîd ve arkadaşlarını anan KCK de mezar yerlerinin açıklanmasını istedi.
Şêx Seîd ve arkadaşlarının katledilişinin yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirilen açıklamada yüzleşme ve hakikat temelinde ortak bir gelecek inşa etme çağrısı yapıldı.
Şêx Seîd Derneği, Şêx Seîd ve dava arkadaşlarının idam edilmelerinin 101. yıl dönümü vesilesiyle dernek binasında açıklama yaptı. Açıklamaya Şêx Seid’in akrabaları, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Toplantıda konuşan Dernek Başkanı ve Şêx Seîd’in torunu Mehmet Kasım Fırat, 1925 yasasının inkar üzerine kurulduğunu söyledi. Fırat, “Tekçilik dayatıldı. Bundan kaynaklı Şêx Seîd ve arkadaşları bu inkarı kabul etmediler. ‘Kürtler varız’ dediler ve buna karşı çıktılar. Bu direniş bize ulusal birliğin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. O günden bugüne Kürtler arası birlik için mücadele veriliyor. 1925 yasasını çıkaranlar ve cenazeleri dahi vermeyen bu sistem eğer barış istiyorsa mezarlarımızın yerini söylesinler” çağrısında bulundu.
İnkarla devam edemez
“Barış herkes için lazım. Hepimiz barışa sahip çıkmalıyız” diyen Fırat, şunları ekledi: “Barışın gereklilikleri yerine getirilmeli. Devlet geçmişi ile yüzleşirse barış inşa edilir. Biz o gün vardık, var olmaya devam edeceğiz. Kürtlerin inkarı üzerine bir sistem kurulamaz. Bu artık net bir şekilde ortaya çıktı. O yüzden barışı inşa edelim.”
Sözü yenileme günüdür
Ardından açıklama metnini okuyan Şêx Seîd Derneği Yöneticisi Bawer Fırat, “Bugün, yalnızca tarihî şahsiyetleri anma günü değil; aynı zamanda adalet, özgürlük ve halkımızın onuru uğruna verdiğimiz sözü yenileme günüdür” dedi. Şêx Seîd ve arkadaşlarının karanlık bir dönemde Cumhuriyet’in inkâr ve imha politikalarına karşı özgürlük seslerini yükselttiklerini belirten Fırat, şöyle devam etti: “Onlar, hakikate olan derin inançlarıyla, Kürtlerin var olma hakkını ve kimliğini reddeden düzene karşı bütün benlikleriyle ayağa kalktılar. Onlar sadece dini önderler değildi; aynı zamanda milli iradenin ve onurlu bir yaşam talebinin sembolüydüler. Malları, mülkleri ve canları pahasına, en ağır şartlar altında eşsiz bir mücadele yürüttüler. Onların mücadelesi, askeri baskılar ve idamlarla bastırılmaya çalışılmış olsa da, asla yok edilemeyen bir miras bırakmıştır. Bu miras bugün insan hakları, demokrasi ve halkımızın özgürlüğü mücadelesinin temelini oluşturmaktadır. Bu kutsal dava uğruna hiçbir tereddüt göstermeden canlarını feda eden kahramanlar, bugün de yolumuzu aydınlatan birer ışık olmaya devam etmektedir.”
Yüzleşme ve hakikat
Şêx Seîd ve arkadaşlarının hatırasının yaşayan tarihi bir belge olduğunu söyleyen Fırat, “Bu anma, yalnızca her yıl yapılan bir etkinlik olarak değil, tarihin derslerini düşünme ve değerlendirme vesilesi olarak görülmelidir. Aynı acıları yeniden yaşamamak için demokrasi, eşitlik ve doğal haklarımız konusunda kararlı durmamız gerekmektedir. Toplumun bütün kesimlerine, aydınlara ve adalet sevdalılarına çağrımız şudur: Hiç kimse bu tarihi sayfayı halkların hafızasından silmeye çalışmasın. Tarihin gerçekleriyle birlikte yüzleşmeli ve hakikat temelinde ortak bir gelecek inşa etmeliyiz” diye konuştu.
Zalimleri sevindirmeyin
Davanın takipçisi olacaklarını söyleyen Fırat, açıklamayı şöyle tamamladı: “En önemli görevimiz, halkımızın birliğini ve dayanışmasını güçlendirmek ve onların özgür ve onurlu bir yaşam için verdikleri mücadeleyi nihai hedefine ulaştırmaktır. Şêx Seîd Efendi idam sehpasına giderken, aydınlık bir yüz ve gür bir sesle şu sözleri söylemişti: ‘Hayatımın sonu geldi! Halkım ve inancım uğruna canımı feda etmek pişmanlık duyulacak bir şey değildir. Bizim için ağlamayın ve zalimleri sevindirmeyin. Başkaldırımızı doğru anlayın ve bizden sonraki nesillere doğru şekilde anlatın!’ Herkes şunu iyi bilsin ki; bizi darağacına götürenler sadece bedenimizi elimizden aldılar fakat irademizi, inancımızı ve onurumuzu asla kıramadılar. Biz zalimlerin karşısında başımızı eğmedik ve zulüm önünde diz çökmedik. İşte bu başı dik duruş, bugün de en kutsal mirasımızdır. Bu anma vesilesiyle bütün şehitlerimizi saygı ve sevgiyle anıyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Onların yolu, bizim yolumuzdur.”
Sürecin anlamı için
Amed Barosu da yaptığı açıklamada, aradan 101 yıl geçmesine rağmen mezar yerlerinin hâlâ açıklanmadığını; daha önce yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını ve açılan davaların reddedildiğini hatırlattı. “Bugün Türkiye’de devam eden diyalog ve normalleşme sürecinin anlamlı olabilmesi için, geçmişle yüzleşmeye dair samimi adımlar atılması elzemdir” denilen açıklamada, yas tutmanın, vedalaşmanın ve yaşamını yitirenlerin mezarına ulaşmanın evrensel ve insani bir hak olduğu vurgulandı.
KCK saygıyla andı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı da yıl dönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama paylaştı. Açıklamanın tamamı şöyle: "Şêx Seîd ve 48 arkadaşını minnet ve saygıyla anıyor, onların Özgür Kürdistan özlemini gerçekleştirme sözünü bir daha yineliyoruz.
Şêx Seîd ve arkadaşlarının darağaçlarındaki son sözleri Özgür Kürdistan olmuştur. Kürt gençlerinin kendilerinin özlemlerini gerçekleştireceğine inanarak son nefeslerini vermişlerdir.
Şêx Seîd ve arkadaşlarının torunları olan Kürt gençleri, Rêber Apo’nun öncülüğünde özgürlük mücadelesini geliştirerek Kürt'ün varlığını kanıtlamışlar ve kalıcılaştırmışlardır. Onların son sözlerindeki mesajlarını ve vasiyetlerini mücadeleleriyle yerine getirmişlerdir. Bugün özgürlüğü için mücadele eden bir halk gerçekliği vardır.
Kürt'ü yok sayan zihniyet
Rêber Apo, Barış ve Demokratik Toplum mücadelesiyle Şêx Seîd ve arkadaşlarının özlemlerini gerçekleştirme çabası yürütmektedir. Demokratik cumhuriyet, onların özlemlerinin gerçekleşmesi olacaktır. Şêx Seîd ve arkadaşları cumhuriyete karşı bir direniş içinde olmamıştır. Demokratik olmayan ve Kürt'ü yok sayan zihniyete, yönetim anlayışına ve oluşturulmak istenen sisteme itiraz etmişlerdir. Şêx Seîd ve arkadaşlarının cumhuriyete karşı olduklarını söylemek ve bunun üzerinden Kürt soykırımına yönelmek bir saptırmadır. Katliam ve soykırım politikalarını meşrulaştırmaktır.
Yanlışlarını kabul etsin
Demokratikleşme ve demokratik cumhuriyet gerçekleşecekse Şêx Seîd ve arkadaşlarının idam sehpalarına gönderilmeleriyle yüzleşilmelidir. Kürt inkarından vazgeçildiği böyle gösterilmiş olur. Yoksa eski inkar ve imha politikalarında ısrar edilmiş olur. Cumhuriyet demokratikleşecekse Şêx Seîd ve arkadaşlarını idama götüren politikaların yanlışlığının kabul edilmesi önemli olacaktır. Bunun için de Şêx Seîd ve arkadaşlarının, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerini söylemek Kürt halkıyla barışma doğrultusunda önemli bir adım atılmalıdır. Kürt halkı da Şêx Seîd, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin gösterilmesi için mücadele yürütmelidirler. Şêx Seîd, Seyit Rıza ve arkadaşlarının özlemleri gerçekleşene kadar özgürlük mücadelesi sürdürülecektir.” AMED