• Yaralı halde tutuklanan ve ameliyat edilmediği için bir gözünü kaybeden Kendal Barut, ağız içi arama dayatmasını reddettiği için 5 yıldır tedavi edilmiyor, diğer gözünü de kaybedebilir. 

 

Adana Suluca 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki ağır hasta tutsak Kendal Barut'un tedavisi engelleniyor.

Çatışmada yaralandıktan sonra tutuklanan Barut, bu süreçte ameliyat edilmediği için bir gözünü kaybetti. Tutuklandıktan sonra revirden Nöroloji bölümüne sevk edilen Barut, hastaneye gidişte ağız içi arama dayatmasını kabul etmediği için 5 yıldır tedavi edilmiyor. Barut, tedavi edilmediği için diğer gözünü de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. MA'ya konuşan babası Abdulkadir Barut, “Oğlum tedavi olmuş olsaydı belki gözünü kaybetmezdi. Elbette hastane ya da revir amaçlı koğuşundan çıkmış olsa da iyileştirme adı altında bir tedavi uygulanmadı. Cezaevinde doktora götürmemek adına her türlü yöntem deneniyor” dedi. Oğlunun henüz hüküm giymemesine rağmen 'yüksek güvenlikli cezaevi'nde tutulmasına tepki gösteren Barut, sağlığından endişe duyduğunu dile getirdi. 

Onur kırıcı dayatma

İhlallere işaret eden baba Barut, hastaneye giden tutsaklara ağız içi arama gibi onur kırıcı uygulamaların dayatıldığını, bunu kabul etmeyenlerin hastaneye götürülmediği gibi haklarında disiplin soruşturması açıldığını söyledi. Mahkemeye de ringlere ters kelepçelenerek götürüldüklerini aktaran Barut, 'kuyu tipi' cezaevlerindeki duruma dair şunları dile getirdi: “Bu yaz aylarında 40-45 derece sıcaklık var. Biz dışarıda açık ve geniş alanlarda zorlanırken, onlar küçük ve daima havasız olan hücrelerinden günlük sadece bir saat tek havalandırmaya çıkarılıyor. Herhangi bir sosyal aktivite alanları dahi yok. Siyasi tutsakların kaldığı koridorlara DAİŞ, çete, adli tutukluları getiriyorlar. Aynı koridorda denk gelmeleri bile başlı başına sıkıntıdır.” 

Eldeki eşyaya kargo şartı

Cezaevinin hem tutsaklara hem de ailelere ekonomik, psikolojik birer işkence olduğuna dikkat çeken Barut, şöyle devam etti: “Görüşlerde çocuklarımıza ihtiyaç dahilinde götürdüğümüz eşyaları elden veremiyoruz. Kargo dayatması yapılıyor. Zaten görüşlere geliş-gidişimiz bizi ekonomik açıdan zorluyor. 8 saat gidiş, 8 saat geliş olan bir yol bizi zorluyorken; kargo dayatması da başka bir sorun haline geliyor. Bir diğer sorun da cezaevi işleyişi konusunda bize bilgilendirme yapılmaması. Bir görüş günü cezaevine gittiğimizde bize ‘Görüş günü değişti, bugün görüş yok’ denilince onca yol görüş yapmadan dönmeye mecbur bırakılıyoruz. Ailelerin haberdar olması gereken tebligatları, tutsakların telefon görüşünden sonra bildiriyorlar.”

Tutsaklara kimlik dayatması

Tutsaklara kimlik dayatmasında bulunulduğunu kaydeden Barut, yaşam alanlarına kamera yerleştirildiğini, bu durumun da insan onuruna aykırı olduğunu ifade etti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret eden Barut, şunları ekledi: “Cezaevlerine baktığımızda böylesi bir süreçten bahsetmek mümkün değil. Adeta tutsaklarla bir savaş halindeler. Eğer bir süreçten bahsediyorsak gerekliliklerine göre de davranmamız gerekiyor. Sürecin ruhuna uygun adımlar atılmalı. Hasta tutsaklar bırakılmalı.” AMED