
Almanya’nın Stuttgart kentinde yaşamını sürdüren Karakoçanlı 103 yaşındaki Şahgül Sarak, 7 Haziran’da olduğu gibi 1 Kasım seçimleri için de sandık başına giderek oyunu HDP’ye verdi.
Şahgül Nine, koyu bir HDP’li. Oğlu ve torunlarıyla birlikte Stuttgart Başkonsolosluğu’na giderek oyunu kullanan Karakoçanlı asırlık çınar, oyunu kullandıktan sonra da zafer işareti yaparak “Bijî Partiya Kurdan” demeyi de ihmal etmedi.
1912 doğumlu olan 103 yaşında Şahgül Sarak Nine, 10 çocuk annesi. Kendisi aslen Bingöl, Kiğıli. Evlendikten sonra Karakoçan’ın Mizikan Köyü’ne gelin gitmiş. Eşi Abdullah Sarak’ı 1990’da kaybetti. Almanya’ya ilk gelen kuşaktan olan eşi Abdullah, 1982 yılında Şahgül Sarak’ı da getirdi. 33 yıldır Almanya’da çocukları ile birlikte kalan nineye sağlık sigortası tarafından hafta içi 8 saatliğine bir bakıcı geliyor. Diğer zamanlarda ise torunu Zelal Güncü, bakımnı yapıyor.
Eyaletin en yaşlısı
Şagül Nine’yi anlatırken onun Almanya Baden Württemberg Eyaleti’nin en yaşlı kadını olduğunu unutmayalım. Bu yılki doğum gününde Kornwestheim Belediye Başkanı Ursula Keck, nineyi ziyaret ederek doğum gününü kutlamış. Birçok kez Alman yerel basınına da konu olan 1912 doğumlu Şahgül Nine, zaman zaman unutkanlıkları olsa da ciddi bir rahatsızlığı yok.
Stuttgart’ta bir binanın üçüncü katında oturmasına rağmen kendisi merdivenlerden çıkıp inebiliyor.
Torn Zelal, “2013 yılında merdivenlerden düşerek kol ve kafa kırıkları yaşadı. Yaşanan bu olayda kısa süreliğine hafızası tam gitti. Biz öldü zannettik bir an için daha sonra tedavilerle düzeldi” diyor.
Kendisi her ne kadar Almanya’da yaşasa da ruhu ülkesiyle. ‘Köyü ve eski yaşamı özledin mi?’ sorumuza, “Çok özlüyorum, biz eskiden çok çalıştık her şey yaptık, arkadaşlarımı ve akrabalarımı özlüyorum” diyor.
Son olarak da 3 yıl önce Karakoçan’a gitmış. Karakoçan’da kendisinden büyük ve halen sağ olan Hasan adında bir ağabeyi var. Sohbetimiz eskilere gidince yaşı itibarı ile, o dönemin katliamlarıyla ilgili soru sormaya başladım. Bu arada kendisi “Eskiden insanlık, saygı ve merhamet vardı. Ya şimdi, geçti o eski günler” diyerek bir hasret çekercesine dalıyor.
O yıllardan kimsesiz olan küçük bir Ermeni çocuğunu alıp büyüttüklerini oğlu Mithat bana aktarıyor.
Şahgül nine çok misafirperver ve saygın bir kişi. Kendisi terziymiş. Okul çocuklarının önlüklerini dikermiş ve kendisi de o ara bunu hatırlayarak, “Ben terziydim” diyor.