Almanya üniversitelerinden 1128 akademisyen, Türk devletinin savaş politikalarına “Bu suça ortak olmayacağız” diyerek karşı çıktıkları için hedef haline getirilen 1128 akademisyene yayınladıkları bildiri ile destek verdi. Almanya’daki akademisyenler Almanya’ya ve Avrupa Birliği’ne de çağrı yaparak, Kürt sorununun çözümü için harekete geçmesini istedi.


Bin 500’ün üzerinde 

Almanya’da “1128 akademisyen” Türkiye’deki akademisyen sayısını belirtmesi açısından sembolik bir anlam ifade ediyor. ‘Alman üniversitelerinden de 1128 imza’ vurgusuyla başlayan kampanya, şimdiden bin 500’ün üzerinde destek buldu.

Akademisyenlerin yayınladığı bildiride şöyle dedi: “Özellikle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne bağlı olduklarını söyleyen Federal Almanya Hükümeti ve Avrupa Birliği’nden yetkililere sesleniyoruz: Her fırsatta Kürt meselesinin barışçıl yollardan çözümü için çalışınız, baskılara karşı açık pozisyon alınız, bilimsel düşüncenin ve siyasi muhalefetin özgürlüğü için uğraşınız, akademisyenlere baskılara sessiz kalmayınız, kınayınız.”

Bildiride Türkiye’deki gelişmelerden kaygı duyduklarını belirten imzacılar adına Prof. Dr. Christine Huth-Hildebrandt ve Prof. Dr. Gazi Çağlar, çağrı ve imzaların salt Türkiye hükümetine değil, aynı zamanda Almanya ve AB hükümetlerine, milletvekillerine ve medyaya da ulaştırılacağını söyledi.


Talepler

Bildiride dile getirilen talepler şunlar:

* Kürt sorununun barışçıl yollardan çözümünü isteyen akademisyenlere baskı durdurulmalı. 

* Almanya üniversiteleri ve yüksek okullarından akademisyenler olarak daha şimdiden çok sayıda sivilin hayatına mal olan ve Kürt şehirlerini Suriye’dekine benzer şekilde harabeye çeviren Türkiye’deki gelişmelerden tedirginiz ve korkuyoruz.
* Judit Butler ve Noam Chomsky gibi dünyaca tanınan bilim insanlarının da desteklediği 1128 “Barış Akademisyeni’’yle dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyoruz.”

Bildiride, Türkiye’de düşüncelerini açıklayan akademisyenlere karşı sabıkalı bir suçlu olan Sedat Peker’in “Oluk oluk kanları akacak” şeklinde tehditte bulunduğuna da hatırlatıldı. 

Bildiride devamla şu ifadeler yer aldı: “Araştırma ve öğretimin özgürlüğüne bağlı bizler açısından insanların barış içinde bir arada yaşamasına çabalamak ve barış için çözüm yolları göstermek, bilimin görevidir. Bilim, halkların barışçıl yaşamına da hizmet eder. Kürt halkına karşı savaş devam ettiği, muhalefet suskun hale getirildiği, medya korkutulduğu ve akademisyenlere baskı yapıldığı sürece, bizim için Türkiye’deki üniversitelerle ortak çalışmak ve işbirliği yapmak imkansız hale getirilmektedir. Özellikle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine bağlı olduklarını söyleyen Federal Almanya Hükümeti ve Avrupa Birliği’nden yetkililere sesleniyoruz: Her fırsatta Kürt meselesinin barışçıl yollardan çözümü için çalışınız, baskılara karşı açık pozisyon alınız, bilimsel düşüncenin ve siyasi muhalefetin özgürlüğü için uğraşınız, akademisyenlere baskılara sessiz kalmayınız, kınayınız. Türkiye’deki meslektaşlarımızı destekleyiniz. İmzanızla omuz veriniz, çağrıyı yayınız.”

Öte yandan Belçika, İsveç, Almanya, İngiltere, Hollanda, ABD, Fransa ve Avustralya gibi ülkelerde de Türkiyeli ve Kürdistanlı akademisyen, sanatçı, gazeteci -yazar ve sivil toplum örgütü temsilcisi Türkiye’deki akademisyenlerin yanında olduklarını deklare etti. İmzacılar arasında Atilla Keskin, Mustafa Ayrancı, Koray Düzgören, Ali Zülfikar, Dr. Fahrettin Aksay gibi isimler bulunuyor. 


 HABER MERKEZİ