• HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Türk cezaevlerindeki ihlalleri, 16 farklı uluslararası hukuk ve insan hakları kurumuyla paylaştı. 

HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, cezaevlerinde yaşanan ihlaller, hasta tutsaklar ve sağlığa erişim, sürgünler, infaz yakmalar, işkence ve kötü muameleye ilişkin hazırladığı metni, 16 farklı uluslararası hukuk ve insan hakları örgütüyle paylaştı. 

Hasta tutsakların infazı yakılıyor

Metinde, Nisan 2022 itibarıyla 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutsak bulunduğu belirtilerek, 2021 yılı başından bu yana tespit edildiği kadarıyla en az 46 tutsağın, hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdiği kaydedildi. Metinde, “Hak örgütlerinin de tespit ettiği üzere cezaevlerinde yetersiz sayıda bulunan revirler, geç yapılan hastane sevkleri, kelepçeli muayene, kolluk güçlerinin hasta ile birlikte muayene alanına girmesi, hasta mahpusların sağlık ihtiyaçlarına göre beslenme düzenine erişememesi, hasta mahpuslar sorununun büyümesine neden olmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Çift kelepçe, kelepçeli muayene

Tutsakların revir ve hastane sevklerinde sorunlar yaşadığının ve kelepçeli tedavi dayatıldığının hatırlatıldığı metinde, şunlar belirtildi: “Sevki bir şekilde çıkan ve sevk zamanı gelen mahpuslara, tekli ring araçları, çift kelepçe, kelepçeli muayene gibi uygulamalar dayatılmaktadır. Tedavi süreçleri, adeta işkenceye dönüştürülmektedir.” 

İdarenin mahkeme yapılması

Ceza İnfaz Yasası'nda yapılan değişiklikle yetkilendirilen İdare ve Gözlem Kurullarının kararlarına işaret edilen metinde, "Haklarında hüküm kurulan mahpuslar, infaz süreleri bitmesine rağmen tahliye edilmemekte ve kurul tarafından hukuksal dayanağı olmayan kararlar verilmektedir. Yapılan başvurulara göre; Şubat 2022 itibarıyla infaz süresini tamamladığı halde tahliye edilmeyenlerin sayısı en az 116. Bu düzenlemenin hukuksal bir işleyişten uzak olduğu, ayrımcı bir tavırla yürütüldüğü biliniyor" denildi.

Sürgünler

En yoğun hak ihlali yaşanan konulardan birinin de sürgünler' olduğuna işaret edilen metinde, şöyle devam edildi: "Sürgünlerin hiçbir hukuki meşruiyeti yoktur. Bu sürgünlerle mahpusun dış dünya ile teması koparılmakta, aile ile ilişkilerini devam ettirebilme olanağının önü kesilmektedir. Bunun yanı sıra, sürgün esnasında mahpusların hem bulundukları hem de nakledildikleri hapishanelerde, yolculuk esnasında kaba dayağa maruz kaldıkları, sürgüne gönderilenlerin gittikleri hapishanelerde 'çıplak arama' dayatması ile karşılaşıp buna karşı çıkanların ise işkenceye tabi tutuldukları da tespit edilmiştir."

Çıplak arama, ayakta sayım

Tutsakların 'çıplak arama' uygulaması, ayakta sayım dayatması, darp, hakaret, tehdit, kamera sistemleri ile koğuşların izlenmesi, hastane sevklerinin engellenmesi ve işkence ile intihara zorlama uygulamalarına maruz bırakıldığı tekrarlanan metinde, şunlar kaydedildi: "İşkence ve kötü muamele uygulamalarından derhal vazgeçilmeli; hukuka aykırı fiiller gerçekleştiren kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma mekanizmaları işletilmeli ve görevini kötüye kullanan kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma açılmalıdır." ANKARA