- PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Aleviler ile Kürtlerin arasına nifak sokulmak istendiğini belirterek, "Aleviler ve Kürtler, barış, eşit yurttaşlık ve demokratik cumhuriyet mücadelesini veriyor" dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni desteklediklerini, ancak devlet ve iktidara olan güvensizlikten kaynaklı kaygılarının olduğunu belirten Alevi örgütleri, kendileri üzerinden yürütülen tartışmalarla sürecin dışına itilmek istendiklerini söyledi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eşbaşkanı Mustafa Karabudak, son süreçte Aleviler üzerinden başlatılan tartışmalara dair MA'ya konuştular.
Barış ve eşit yurttaşlık
Ercan Geçmez, silahların susmasının ve çatışma ikliminin sona ermesinin önemli olduğunu belirterek, “Biz devletçi bir barıştan yana değil, toplumsal bir barıştan yanayız” dedi. Barışa şans tanınması ve bütün toplumu kapsaması gerektiğini vurgulayan Geçmez, "Kürt meselesi, diyalog yöntemi, inkarın son bulması, haklar teslim edilerek, demokratik bir anayasaya alınarak çözülebilir. Aleviler, barıştan, birlikte yaşamdan ve eşit yurttaşlıktan yanadır” diye konuştu. Son günlerde Aleviler üzerinden yürütülen tartışmalara işaret eden Geçmez, “Esaslı veya tarihsel bir geçmişle ilgili olarak barışı istemeyenlerin davranış şekli olarak görüyorum. Barışın karşısında bir düşman yaratmak gerekiyorsa tarihin çok eski sayfalarını karıştırarak, sanki toplumlar kendilerini hiç yenileyemiyormuş ve sanki o tarihsel süreçlerden bugün için ders çıkarılamaz bir durum gibi yaratmak ve aslında bir düşman oluşturmak istiyorlar” dedi.
Demokratik hukuk işlesin
Büyük bedeller ödendiğini anımsatan Geçmez, şunları söyledi: "Bir daha bu topraklarda ölümler olmasın, bir daha bu topraklarda insanlar birbirine düşman gözüyle bakmasın. Bir Kürt sokakta yürüdüğünde, rahatça Kürt olduğunu söyleyebilsin. Bir Alevi sokakta yürüdüğünde ‘Ben Aleviyim’ diyebilsin. Bir Êzîdî, bir Ermeni, bir LGBTİ+ sokakta yürüdüklerinde mağdur olmayacaklarını bilebilmeli. Demokratik hukukun işleyeceği bir sürecin gelmesi lazım. Barış süreci, şeffaflık, adalet ve eşitlik temelinde yürütülmeli. Meclis tutanaklarında ‘bilinmeyen dil’ olarak Kürtçeyi koyarsanız, ders kitaplarına Alevilerle ilgili kendi düşüncenizi koyarsanız toplumsal barış nasıl sağlanacak?”
Alevilerin kaygıları var
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi örgütleri olarak en başından beri süreci desteklediklerini, ancak geçmiş deneyimlerden kaynaklanan kaygılarının da olduğunu vurguladı. Erçe, “Geçmiş deneyimlerden yola çıkarak devlete ve iktidara olan güvensizliğimizden kaynaklı, mutlaka her seferinde DEM Parti tarafı ile sürekli bilgi akışımızı sürdürdük. Barışı, sadece ve sadece güncel bir çıkara dönüştüren siyasal anlayışı, yani devletin böyle bir bakış açısını kabul etmiyoruz” dedi.
Aleviler ile ilgili yürütülen tartışmalara dikkat çeken Erçe, şöyle devam etti: “Aleviler ile Kürtlerin arasını açmak, bir nifak sokulmak, ayrıştırılmak isteniyor. Alevilerin ve Kürtlerin yürüttüğü mücadelelerin, birbirinden ayrı değerlendirilmemesi gerekiyor. Aleviler de Kürtler de barış, eşit yurttaşlık ve demokratik cumhuriyet mücadelesini veriyor. Dolayısıyla aslında bu iki kesimin vermiş olduğu mücadelenin birleşmemesi için özel bir çaba içine girenler, zaman zaman nifak tohumları serpiştirebiliyor. Barışı desteklememek, tamamen Alevi inancını bilmemekle alakalı bir şey.”
Eleştirilerimiz barışa engel değil
Alevilerin demokratik, laik ve eşit yurttaşlığa dayalı bir cumhuriyet talep ettiğini tekrarlayan Erçe, sürece dair yaşanan eksikliklere dair eleştirilerinin olduğunun altını çizdi. Bu eleştirilerin barışın önüne engel olmayacağını vurgulayan Erçe, “Meclis’te kurulan masada biz de olmak istedik. Defalarca bunu kamuoyunda açıkladık. Her nedense o masaya yaklaştırılmadık. Üstelik taraflardan/muhataplardan biri bunu özellikle istiyorken bile yapılmadı” diye konuştu.
Aleviler talepleriyle yer almalı
DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Mustafa Karabudak, özellikle Abdullah Öcalan’a ait oldu iddia edilen “notlar” üzerinden başlatılan tartışmayı, “operasyon” olarak değerlendirdi. Karabudak, “Kürtlerle Alevilerin yan yana gelmemesi için hazırlanan bir operasyondur. Sayın Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla bir süreç başlamıştır, bir eşik atlanmıştır, bir kapı aralanmıştır. Alevilerin yapacağı şey, örgütlü bir şekilde kendi talepleriyle yer alıp barış sürecini hayata geçirmektir" dedi. Özellikle eşit yurttaşlık talebine dikkat çeken Karabudak, şunları ifade etti: “Özellikle cumhuriyet döneminde yaşadıkları katliamların hiçbirinin hesabı sorulmamıştır, dosyaları kapatılmıştır. Pirleri, Rayberleri (yol öncüleri) kefensiz yatmaktadır, mezar yerleri belli değildir. Biz bunların açığa çıkarılmasını istiyoruz. Eğitimde eşitlik, ana dilde eğitim, zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi taleplerimiz var. Aynı zamanda Aleviler, devletin yaratmak istediği ‘makul’ Aleviliğe de karşıdır. Alevilerin inançlarının tanınması bu barıştan geçer. Bu nedenle Aleviler bu barışın öznesi olmak zorundadır.”
Aynı hatalar tekrarlanmasın
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise PİRHA'ya yaptığı açıklamada, Cumhuriyet’in birinci yüzyılında Aleviler, Kürtler ve diğer toplumsal kesimlerin ağır bedeller ödediğini hatırlatarak, ikinci yüzyılda aynı hataların tekrarlanmaması gerektiğini vurguladı.
Alevilerin toplumsal barış sürecine dair kaygılarını dile getiren Mat, “Biz siyasal İslam'ın ipiyle kuyuya inmeyiz. Önemli olan dinler, kimlikler değil, adalet, özgürlük ve eşitliktir. İnsanları bir arada tutacak öğeler bunlardır” dedi. Kürt Özgürlük Hareketi'nin 'Bugün başlatılan süreç sadece devlet ve Kürt Özgürlük Hareketi arasında yürütülecek bir süreç değildir, olamaz, diğer toplumsal kesimler de bu işin içerisine girmek ve ortak olmak zorundadır' dediğini anımsatan Mat, şunları söyledi: “Hem devlet kanadından hem DEM Parti kanadından yapılan açıklamalar var, komisyonlar kurulacak, alt masalar oluşturulacak, çok önemli, çok değerli. Biz de diyoruz ki; Aleviler de kendi iradeleriyle orada olsun, başka bir temsilci aracı falan değil. Aleviler direkt o masalarda yer alsın, oluşturulacak komisyonlarda yer alsın ve kendisini ifade etsin, tartışsın, taleplerini dile getirsin.”
Küçük bir umut olsa bile
Devletin Alevi örgütlenmesine karşı geliştirdiği paralel yapılara dikkat çeken Mat, sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet çakma dernekler kurdu, çakma federasyonlar kurdu, enstitüler, akademiler kurdu, sürekli bir karşı hamle yapmakla uğraşıyor. Onlar da kendine göre hesaplarını hayata geçirmeye çalışıyorlar. Devlet sadece buradaki hangi Aleviliği, hangi kurumu değil, Alevilerin anayasal hangi haklarıyla ilgilenmeli ve onu karşılayabilecek çözümler üretmeli konusuna odaklanmalı.”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin geleceğine dair umutlu olduğunu söyleyen Mat, “Ha süreç başarılı olmasa ne olur? İşte 10 yıl önce de başladı, bitti. Biz ne yaptık? Teslim mi olduk? Hayır. Kalktık yerimizden mücadeleye devam ettik. Bugün yine olumsuzluk olsa ne yapacağız? Kalkıp yolumuza devam edeceğiz. İçimizde bir umut var, onu öldürmemek lazım. Küçücük bir umut bile umutsuzluktan çok daha iyidir.”
HABER MERKEZİ