Darbe karşıtları, her yıl olduğu gibi bu 12 Eylül'de de, 1980 darbesinin en ağır işkencelerinin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi önünde toplandı. Diyarbakır 78'liler Araştırma ve Dayanışma Derneği ve Diyarbakır Cezaevi Müze Komisyonu, Diyarbakır E tipi Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. "12 Eylül vahşetini yaşatan zihniyete karşı yürüyoruz", "Türkiye 12 Eylül ile yüzleşmeli 5 Nolu Cezaevi müze yapılmalı", "Onurlu yaşamı uğruna ölecek kadar sevmiştik" yazılı pankartların açıldığı eylemde, 5 No'lu Cezaevinde yaşamını yitirenlerin isimleri okundu. Kitle, "Burada" diye yanıt verdi. Basın metnini okuyan 78'liler Derneği Yürütme Kurulu Üyesi Ahmet Andiç, 12 Eylül darbe anayasasının yürürlükte olduğunu, darbe ürünü olan YÖK, RTÜK ve DGM niteliğindeki ÖYM'lerin varlığını sürdürdüğünü belirtti. ÖYM'lerin, 'KCK' adı altında binlerce Kürt siyasetçinin tutuklanmasına neden olduğunu söyleyen Andiç, "çatışmaların durmasını, çift taraflı ateşkes sağlanmasını, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasını, Meclis'te 12 Eylül'ü Araştırma ve Adalet Komisyonu'nun kurulmasını, 82 Anayasası'nın tümden kaldırılıp demokratik, özgürlükçü bir anayasa yapılmasını" istediklerini belirtti.
Diyarbakır Cezaevi Müze Komisyonu'nun deklarasyonunu okuyan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, geçmişle hesaplaşmak için adalet istediklerini belirtti ve bunun için Diyarbakır Cezaevi'nin "İnsan Hakları Hafıza Müzesi" olmasını acil bir talep olarak gördüklerini belirtti.

Kışanak: Teslim olmadık
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ise darbe döneminde Türkiye'nin dört bir yanında demokratlar, ilericiler, devrimciler, sosyalistler, kendisine insanım diyen herkesin zulüm ve işkence gördüğünü belirtti. Diyarbakır Cezaevi'nde Kürt halkının teslim alınmak istendiğini ifade edene Kışanak, 5 No'lu Cezaevinde kalanların, ruhlarını asla teslim etmediklerini söyledi. Kışanak, 5 No'lu cezaevinin iki yüzü olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Bir yüzünde faşizm, zulüm, işkence, ölüm, bir yüzünde de onurlu bir direniş var. Evet bu zulüm sayfası içerisinde canlarımızı yitirdik, yoldaşlarımızı yitirdik. İnsanlar yaşamlarını yitirdiler. Bedenlerini ateşe verdiler. Canlarımızı yitirdik ama insanlığımızı kazandık. Canımız pahasına, Kürt halkının onurunu, kimliğini, dilini ve insanlığı koruduk. Teslim olmadık. Boynumuzu eğmedik, insanlık onuruna helal getirmedik. Bu çok önemli bir şey."


 İnkar devam ediyor
Diyarbakır Cezaevi'nde 'Kürt kimliğini terk edin, Türksünüz' dayatmasının, bugün 'Kürt kökenlisiniz' dayatması ile devam ettiğini söyleyen Kışanak, 12 Eylül'ün kurumlarını yarattığını ve bugün bu kurumları AKP'ye devrettiğini söyledi. Kışanak, "AKP gayet mesut ve mutlu, 12 Eylül'ün bütün kurumlarına sahip çıkıyor. Yüzde 10 barajına, anadilde eğitim engeline sıkı sıkıya sarılmış. Anadilde eğitimi yasaklayan 12 Eylül zihniyetini bugün teslim ediyor. Onun için buradan tüm Türkiye'ye, hem Kürt, hem de Türkiye halklarına  bir kez daha 12 Eylül'ün faşizminin zihniyetini dayatanlara karşı direniş çağrısı yapıyorum" dedi. Konuşmaların ardından Diyarbakır E tipi Cezaevi önüne yaşamını yitirenler anısına karanfiller bırakıldı.
İstanbul, Şırnak, Mersin, Adana, Van, Kars gibi birçok ilde de 12 Eylül darbesi basın açıklaması, yürüyüş ve benzeri etkinliklerle kınandı.

12 Eylül'e AKP kanı

Demokratik Toplum Kongresi(DTK), İnsan Hakları Derneği(İHD),  MAZLUMDER'in aralarında bulunduğu birçok çevre de darbe zihniyetinin aradan geçen 30 yıla rağmen AKP politikalarıyla yaşatıldığını belirtti. DTK, 12 Eylül askeri darbesinin 32. yıldönümüne ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Türkiye halklarına büyük acılar yaşatan darbeci Evren ve arkadaşları iktidarı bırakalı yıllar oldu. Ancak onların tekçi, güvenlikçi, yasakçı ve baskıcı zihniyet anlayışı iktidarların politikalarında hep var oldu" dedi. Darbe zihniyetini devam ettiren AKP'nin 12 Eylül ile yüzleşmesinin mümkün olmadığına işaret edilen açıklamada, "Muhalefeti kriminalize eden, basın ve medyayı denetimine alan, denetime girmeyeni cezalandıran bir iktidarın darbecilerden farkı olabilir mi? Bir halkın kendi siyasi iradesi olarak kabul gördüğü Sayın Öcalan'ın üzerinde bir yılı aşkındır uygulanan tecrit politikaları, 12 Eylül faşizmini aşan bir zihniyet değil midir?" diye soruldu.
"12 Eylül düzeninin ve anayasasının verdiği yetkileri kullanmaktan hoşlanan ve giderek otoriterleşen bir hükümetten bahsedebiliriz" diyen İHD Genel Merkezi, öncelikli atılması gereken adımları şöyle sıraladı: "12 Eylül'den kurtulmanın tek yolu önce anayasasından kurtulmaktır. Sonra da yüzleşmektir. Bizlere inanılmaz acılar yaşatan darbecilerin ve yandaşlarının tarafsız ve bağımsız yargı önünde hesap vermesini sağlamaktır" açıklaması yaptı.
MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi de 12 Eylül askeri darbesinin, çıkarılan yasalar, oluşturulan kurum ve kuruluşlar ile günceliğini halen koruduğuna dikkat çekilerek, darbe ürünü olan anayasanın bir an önce değiştirilmesini istedi. 

AMED