
Cezaevinde toplama kampını aratmayan uygulamaların devreye konulduğunu ifade eden Akın, su ihtiyaçlarının dahi karşılanmadığını söyledi. Akın, "Bize çeşmelerden akan suyu içebileceğimiz söyleniyor. Ama sular pas akıyor. Bununla kim sağlıklı kalabilir ki. Boşuna hasta sayısı böyle artmıyor. Paslı su zehirlidir ve şimdi bize onu içiriyorlar. İdare veya üst kurumlar bunu önemsemiyor bile. Başvurmak sonuçsuz kalıyor. Yarın hepimiz kanser olursak şaşmayın" dedi.
Protestoya disiplin cezası
Akın mektubunda, tutsakların kullandığı ortak alana kamera yerleştirilmesini 2 hafta boyunca protesto ettikleri için haklarında 11 disiplin soruşturması açıldığına yer vererek, “Ancak savunmamız bile alınmadan herkese disiplin cezası verdiler. Her bir öğüne ayrı bir soruşturma açtılar. Ve 2 haftalık eylemimize 11 soruşturma açıldı. Eyleme katılan katılmayan ayrımı yapılmadan herkese ceza verdiler'' diye belirtti. Akın eyleme katılmayan 60 yaşındaki Besna Özer ile birlikte 3 tutsağın disiplin cezası alması nedeniyle tahliye edilmediklerini aktardı.
Her şey yasak
Cezaevinde annesi ile birlikte kalan 4 yaşındaki Renas K. isimli çocuğa gönderilen yorganın verilmediğine dikkat çeken Akın, PTT'nin tutsaklara gönderilen kolileri de almadığını belirtti. Akın, “Acaba postaneleri yöneten kim, onlara ne oluyor? Çocuklarının hiç görüşüne gelemeyenler ihtiyaçları çocuklarına nasıl ulaştırılacak" diye sordu.
Cezaevinde eldiven, şal, fular dahil her şeye yasak olduğu gerekçesiyle keyfi bir şekilde kısıtlama getirildiğine dikkat çeken Akın, uygulamaları şöyle anlattı: “Bingöl olayının artçı depremleri hiç dinmedi. Her adımda bize hatırlatılıyor. Her gün yeni bir kısıtlamaya gerekçe gösteriliyor. Size kısıtlamaların ayrıntısına girsem çıkamam. Hastaneye giden arkadaşımızın eli kelepçeli bir şekilde röntgen çektirilmek bile isteniyor. 'Hesabına gelirse' diyorlar bize. Ve başvurduğumuz hiç bir yerden sonuç alamıyoruz… Şu an içinde bulunduğu koşullar, cezaevlerinin özgünlüklerine göre uyarlanmış, dozaj farklılığı taşıyan 12 Eylül dönemindekinden pek farklı değil. Sadece her şey o zamanki kadar çıplak değil.''
Akın, cezaevinde yaşanan keyfi uygulamalar ve tutsaklar üzerindeki baskılara karşı duyarlılık çağrısında bulundu.
Şengül: 2013 işkenceyle geçti
Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nde yaşanan keyfi uygulamaları değerlendiren İHD Cezaevlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Necla Şengül, 2013 yılının özellikle Türkiye'deki cezaevleri için işkence, kötü muamele, sürgün ve çocuklara yapılan işkencelerle geçtiğine dikkat çekti. Gebze Cezaevi'nde kadın tutsakların yaşadığı sorunların Türkiye cezaevlerinin durumunu ortaya koyduğuna işaret eden Şengül, "Buradan hükümete ve Adalet Bakanlığı’nı uyarıyoruz. Bu müdürler kimdir, bu işkence ve kötü muamele güçlerini kimden alıyorlar? Paralel devletin temsilcileri olan cezaevi müdürleri intikamcı bir şekilde cezaevlerindeki işkenceyi arttırmakta, cezaevlerini yaşanmaz hale getirdiğini görüyoruz. Cezaevlerini birer işkence merkezi haline getirme çabası içerisindeler" dedi.
HABER MERKEZİ
Hasta tutsak kalp krizi geçirdi
Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan hasta tutsak Adnan Yalçın (52) ameliyat sırasında, kalp krizi geçirdi. Yalçın'ın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi.
Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan 52 yaşındaki kolon kanseri hastası tutsak Adnan Yalçın'ın yaklaşık bir haftadır tedavi gördüğü Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kalp krizi geçirdiği öğrenildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis nedeniyle 18 yıldır cezaevinde tutulan ve bu nedenle bel fıtığı ve hepatit hastalığı bulunan Yalçın'ın 2 ay önce de, kolon kanseri hastalığına yakalandığı öğrenildi. Yoğun bakıma alınan Aydın'ın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi.