- DEDAŞ’ın ödenemeyecek düzeydeki fahiş faturalardan dolayı elektriğini kestiği Kozluk’u 12 köyü, iki haftadır susuz. Susuz kalan köylerde ishal ve kusma vakaları arttı.
Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (DEDAŞ) Kozluk’a bağlı köylerde ”ödenmeyen borçlar” gerekçesiyle yaptığı elektrik kesintileri devam ediyor. Elektrik kesintilerinden kaynaklı su dinamoları çalışmıyor ve köyler susuz kaldı. Su ihtiyacının sulama kanallarından karşılanması sonucu ishal ve kusma vakaları arttı. ”Üç tarafı su kaynaklarıyla çevrili olan Batman’da halk temiz suya erişemiyor” diyen HDP Batman Milletvekilleri, DEDAŞ’ın ekonomik sıkıntılar yaşayan bölge halkı için ”sorun” haline geldiği vurguladı. Açıklamada, ”Yüksek gelen elektrik faturaları, uzun süreli elektrik kesintileri ve altyapı sorunlarıyla gündeme gelen DEDAŞ, daha önce de çiftçilere yatırılan hibelere el koyarak bölgede tarımsal üretimin durma noktasına gelmesine neden olmuştur. DEDAŞ borç gerekçesiyle mahallelerin elektrik enerjisini sağlayan trafoların tamamının elektriğini keserek yaz sıcağında ve pandemi koşullarında borcu olan olmayan herkesi elektriksiz ve dolayısıyla susuz bırakarak bölge halkını cezalandırmaktadır” denildi.
Suya erişimin temel bir insan hakkı olduğu vurgulanan açıklamada, devamla şu ifadelere yer verildi: ”Bireylerin ve toplumların sağlıklı, içilebilir temiz suya koşulsuz ve bedelsiz ulaşım ve tüketim hakkı en temel insan hakkı olan yaşam hakkıyla doğrudan ilintilidir. Dolayısıyla su hakkının kamusal bir hizmet olarak sunulması ve korunması devletin yükümlülüğüdür. DEDAŞ bölge halkının çevre, sağlık ve hatta yaşam hakkına müdahale eden bu uygulamaya derhal son vermeli. İktidar bu hakların sağlanması için üzerine düşen adımları gecikmeksizin atmalıdır.”
Baro rapor hazırladı
Batman Barosu, Kozluk ilçesine bağlı 12 köyde 23 Haziran gününden beri yaşanan elektrik kesintilerinden kaynaklanan su kesintilerine ilişkin tespit, gözlem ve önerilerine ilişkin rapor yayınladı.
Raporda heyetin, soruna ilişkin tespit ve önerileri de şöyle yer aldı:
* Anayasa’nın 17. maddesine göre; herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Yine Anayasa’nın 56. maddesine göre; herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Yaşam hakkı; yaşamı sürdürme, makul, önlenebilir dert ve sıkıntılardan ayrı olarak yaşamayı kapsar. Yaşam hakkı, bu hak kapsamındaki koşulların yeterli standartta sağlanması için devletlerin harekete geçmesini gerektirir. Yiyecek, giyim, barınma, sağlık ve sosyal hizmetler bu hakkın temel unsurlarıdır. Yaşam hakkının temiz içme ve kullanma suyuna ulaşım hakkı, hijyenik yaşam ortamının sağlanması, beslenme için yeterli yiyecek, kapsamlı aşı, ilaç ve tedavi hizmetleri, doğum öncesi ve sonrası bakım hizmetleri, hastalıkların önlenmesi ve yetersiz beslenme hakkında insanların bilinçlendirilmesi gibi birçok unsuru bulunmaktadır.
* Bu unsurlardan biri olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 28 Temmuz 2010’da yapılan oylamayla temiz içme suyuna erişim hakkı ve sanitasyon hakkını temel bir insan hakkı olarak kabul etmiştir. Böylece su, tüm insan haklarının temel bir parçası ilan edilmiştir.
* Binlerce insanın yaşadığı söz konusu köylerde ciddi bir salgın hastalık tehlikesi bulunmaktadır. Özellikle dizanteri, kolera ve ishal gibi salgın hastalıkların habercisi olan sulama kanalından içme suyu temini ortada ciddi bir halk sağlığı sorunu bulunduğunu ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın bu hususta 12 köyün içtiği sulardan numune alarak suların içilebilir olup olmadığını ortaya koyması yaşanabilecek bir salgının önlenmesi bakımından elzemdir.
* Öte yandan hukuki bir alacağın tahsil edilememesinin binlerce insanın temel insan hakkı sayılan içme suyuna erişimini ve dolayısıyla yaşam hakkını ortadan kaldırmaya yol açması kabul edilemez.
* Elektrik dağıtım hizmetinin özelleştirilmesi Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın elektrik gibi temel bir hakkın kullandırılması hususundaki hizmetten elini çektiği olarak anlaşılmamalıdır. Bu noktada Batman Barosu; Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Batman Valiliği’ne halk sağlığı açısından ciddi sonuçları olan elektrik kesintilerine karşı mevzuattan doğan yetkilerini kullanarak söz konusu şirkete kesintiyi sona erdirmesi yönünde girişimde bulunması, Sağlık Bakanlığı’na ise olası bir kolera, dizanteri ve ishal salgınına karşı gerekli önlemleri alma çağrısında bulunmaktadır.