• Dünya nüfusunun yaklaşık %14’ü, yani 1 milyar 200 milyon insan ruh sağlığı hastalığı ile mücadele ediyor.

Küresel ruh sağlığı krizi tüm dünyada derinleşiyor. The Lancet’te dün yayımlanan bir araştırmaya göre dünya nüfusunun yaklaşık %14’ü, yani 1 milyar 200 milyon insan çeşitli ruh sağlığı bozukluklarıyla mücadele ediyor.

Araştırmaya göre 15-19 yaş arası ergenler ile her yaştan kadınlar, bu krizin en ağır yükünü taşıyan gruplar olarak öne çıkıyor. Özellikle anksiyete ve depresyon vakalarında çarpıcı artışlar kaydediliyor.

Queensland Ruh Sağlığı Araştırma Merkezi’nden Prof. Damian Santomauro’nun öncülüğündeki çalışma, 1990-2023 yılları arasında 200 ülkede 12 farklı ruh sağlığı bozukluğunu inceledi. Yaşa göre standartlaştırılmış verilere göre ruh sağlığı sorunları son 30 yılda yüzde 24 arttı.

620 milyon kadın

Araştırma derin bir cinsiyet eşitsizliği ortaya koyuyor. 2023 itibarıyla 620 milyon kadın ve 552 milyon erkek ruh sağlığı sorunu yaşıyor. Uzmanlar bunu, patriyarkal yapıların yarattığı sistematik şiddete, cinsel istismara, ev içi emeğin ağır yüküne, bakım sorumluluklarına ve düşük özsaygı ile beden algısı sorunlarına bağlıyor. Özellikle gebelik ve doğum sonrası dönem kadınların ruh sağlığını daha da riske atıyor.

Gençler için durum alarm verici

15-19 yaş arası gençlerde ise durum alarm verici düzeyde. Bu yaş grubunda anksiyete ve depresyonun yanı sıra yeme bozuklukları ve otizm spektrum bozukluklarında da ciddi yükseliş var. Pandemiyle birlikte artan yalnızlık, gelecek kaygısı, eğitim ve işsizlik baskısı gençlerin ruh sağlığını ağır biçimde etkiledi.

Araştırmacılar, sorunun sadece bireysel olmadığını vurguluyor. Kronik yoksulluk, savaşlar, doğal afetler, güvencesizlik ve sosyal bağların zayıflaması gibi yapısal faktörler ruh sağlığı krizini besliyor. Özellikle Latin Amerika, Güney Asya ve Sahra-altı Afrika’da anksiyete vakalarındaki sıçrama dikkat çekici.

Tedaviye ulaşılmıyor

Ancak tedavi erişimi ise en düşüş düzeyde kaldı. Majör depresyonu olanların yalnızca %9’u yeterli tedaviye ulaşabiliyor. Birçok ülkede bu oran %5’in altında kalıyor.

En savunmasız gruplar

Prof. Santomauro, “Bu artış pandemi stresinin kalıcı etkilerinin yanı sıra yoksulluk, şiddet, istismar ve azalan sosyal dayanışmanın uzun vadeli sonuçlarını yansıtıyor. En savunmasız gruplara yönelik daha iyi destek ve bakıma erişim için acil, koordineli küresel eyleme ihtiyacımız var” diye konuştu.

Uzmanlar, hükümetlere erken müdahale, gençlere ve kadınlara özgü politikalar ve kamusal ruh sağlığı yatırımlarını artırma çağrısı yapıyor. Ancak mevcut neoliberal sağlık sistemlerinin bu krize cevap verecek kapasitede olmadığı da sıkça vurgulanıyor. HABER MERKEZİ