- Oaxaca’da su artık bir doğal kaynak değil. Endüstriyel üretimin çektiği yeraltı suları köylülerin kuyularını kurutuyor. Mezcal tarlaları genişledikçe hem ekosistem hem de yerli halkın yaşam hakkı aynı anda daralıyor.
- Agave monokültürü dağları kazıyor, ormanları yok ediyor. Karteller ve şirketler suyu, toprağı ve emeği aynı anda baskılarken, köylüler ‘dağlar kayıyor’ diyerek hem ekolojik hem politik bir felaketi tarif ediyor.
GÜLNAZ DUMAN
Agave, uzun mızrak yaprakları ve rozet formuyla bilinen bir sukulet türüdür. 390’a yakın yaygın ve nadir türüyle Meksika’nın bin yıllık kültürünün merkezinde yer alır. Bizim taraflarda Sabır Otu, Sabır Çiçeği ya da Sabır Ağacı olarak bilinir. Asparagaceae familyasına bağlı bu bitki, Meksika’nın içki kültüründe Tekila ve Mezcal’ın temel hammaddesidir.
Maguey, Meksika’da binlerce yıldır kullanılan yerli Agave türlerinin genel adıdır. Her maguey bir Agave’dır ama her Agave maguey değildir. Agave salmiana, Agave americana, Agave atrovirens ve Agave mapisaga gibi türler pulque, lif, ilaç, kumaş, yakacak ve çatı kaplaması gibi binlerce yıllık kullanım alanlarına sahiptir.
Agave’ya olan talep artık sadece bitki merakıyla açıklanamaz. Mezcal ihracatındaki yüzde 50’nin üzerindeki artış, tarlaların genişlemesine; tarlalar genişledikçe su kaynaklarının kritik seviyede azalmasına; su azalınca köylülerin yoksullaşmasına yol açtı. Bu döngü, Oaxaca’nın ekolojik ve toplumsal geleceğini tehdit eden bir hızla ilerliyor.
Mezcal endüstrisinin ekonomik büyüklüğü
Mezcal krizi yalnızca ekolojik değil aynı zamanda dev bir ekonomik çıkar çatışmasının merkezinde yürüyor. Mezcal ihracatı son on yılda yüzde 70’den fazla büyüyerek, Meksika’nın en hızlı genişleyen içki sektörüne dönüştü. 2025 itibarıyla yıllık ihracat değeri 14 milyar dolara ulaştı. Bira endüstrisi ise, ülke GSYİH’sının yüzde 1,5’ini oluşturuyor.
Oaxaca’daki kırsal istihdamın yüzde 40’ından fazlası Agave tarımı ve mezcal üretimine bağlı. Bu ekonomik baskı, su krizinin neden bu kadar sertleştiğini açıklıyor. Dev şirketlerin çıkarları, yerli halkın yaşam hakkıyla doğrudan çatışıyor. Mezcalın küresel bir lüks ürüne dönüşmesi, bölgenin su kaynaklarını ve ormanlarını hızla tüketen ekonomik baskı yaratırken, halk bu büyümenin bedelini susuzluk ve ekolojik çöküşle ödüyor.
Bira ve Mezcal endüstrisi
Agave'ye Meksika’nın kültürel ikonlarından biri olsa da ülkenin başı bu bitkiyle belada. Hatta ülkenin başı kartellerle de beladan kurtulmuyor. Bira ve mezcal endüstrisi yerel halkın içme suyunu tüketiyor. Su krizi yalnızca suyun azalması değil ekonomik, ekolojik, kültürel, politik ve tür kaybını tetikleyen çok katmanlı bir çöküştür.
Oaxaca, gastronomisi, el sanatları, arkeolojisi ve doğasıyla UNESCO koruması altındaki bir kültürel başkenttir. Ancak Hunucma ve Oaxaca’daki köylerde insanlar artık yüzyıllardır kullandıkları kuyulardan su çıkaramıyor. Dev şirketlerin çektiği su kuyuları kurutuyor; tuzlanma artıyor; nitrat ve kimyasal atıklar içme suyunu kirletiyor. Karteller yeni kuyular açarak suyu tamamen tüketiyor. Grupo Modelo’nun Hunucma’nın nüfusunun dört katı kadar su kullanması krizin boyutunu gösteriyor.
Mezcal ve Tekila arasındaki teknik farklar
Tekila ve mezcal çoğu zaman aynıymış gibi anılsa da üretim süreçleri, kullanılan Agave türleri ve ekolojik etkileri bakımından kökten farklıdır. Tekila yalnızca, Agave tequilana var. Weber (Blue Weber) bitkisinden üretilir. Bu nedenle üretim tamamen monokültüre dayanır ve genetik çeşitlilik son derece düşüktür. Mezcal ise Agave angustifolia, Agave salmiana, Agave americana, Agave cupreata gibi 30’dan fazla yerli Agave türünden üretilebilir. Bu çeşitlilik hem aromayı hem de ekolojik etkiyi belirler. Üretim yöntemleri de ayrışır: Tekila endüstriyel buharlı fırınlarda pişirilirken, mezcal geleneksel olarak yer altı çukurlarında odun ateşiyle pişirilir. Bu yöntem hem dumanlı tadı oluşturur hem de yakıt tüketimi nedeniyle ormansızlaşmayı hızlandıran bir yakıt tüketimi yaratır. Tekila daha mekanize ve kontrollü bir süreç izlerken, mezcal üretimi hâlâ büyük ölçüde kırsal, emek yoğun ve doğrudan ekosistemle temas halindedir.
Bira ise arpa ve buğday gibi yıllık tarım ürünlerinden, bir sezonda yetişen bitkilerle ve tamamen kontrol edilebilir endüstriyel süreçlerle üretilir. Buna karşılık mezcal 7-30 yılda olgunlaşan Agave bitkisinin hasat edildiğinde ölmesi, yeraltı sularını tüketen üretim modeli, Vinasse atığının nehirleri kirletmesi ve monokültürün ormanları yok etmesi gibi ağır ekolojik sonuçlar doğurur. Bu nedenle mezcal, sıradan bir ‘alkollü içki’ değil, doğrudan tarımsal ve ekolojik kriz yaratan bir sistemin bitkisi haline gelmiştir.
Bugün mezcal krizi su kaynaklarının çöküşü, ormansızlaşma, yabani Agave türlerinin yok oluşu ve toprak kaymaları gibi çok katmanlı bir ekolojik yıkım. Dağların Agave monokültürüyle kazındığı, ormanların yok edildiği ve yeraltı sularının yenilenemediği bir coğrafyada mezcal üretimi artık doğrudan bir çevresel felaketin tetikleyicisidir. Üstelik kriz yalnızca ekolojik değildir: kaçak Agave hasadı, silahlı grupların devreye girmesi, yerli halkın sömürülmesi ve şirket baskısı gibi toplumsal riskler de mezcal zincirine eşlik ediyor. Bira endüstrisinde böyle bir ekosistem çöküşü ya da kartel bağlantısı bulunmaz. Bu nedenle bira çevresel etki taşısa da, mezcal üretimindeki ölçekte bir aciliyet yaratmaz.
Agave monokültürü
2015’den beri Agave ekimi yedi kat arttı. Bu artışın sonuçları tek bir ekolojik çöküş zinciri oluşturuyor. Binlerce hektarlık orman, Agave tarlalarına yer açmak için yok edildi. Yabani Agave türleri hızla yok oluyor, böylece de genetik çeşitlilik çöküyor. Aşırı sulama su tablasını düşürüyor ve dereler çekiliyor. Monokültür, toprağın su tutma kapasitesini yok ediyor. Mezcal üretimin zehirli atığı (Vinasse atığı) nehirlere boşaltılıyor ve su yollarındaki canlı yaşam yok oluyor. Tek tür baskısı ekosistemi savunmasız bırakıyor.
UNAM hidroloji uzmanları, açıklanan bu ekolojik çöküşün yeraltı suyu döngüsünü bozduğunu ve su tablasının son on yılda 12 metre düştüğünü raporluyor. CONABIO, yabani Agave türlerinin genetik çeşitliliğinin yüzde 40 azaldığını belirtiyor. Sosyal antropoloji alanında çalışan CIESAS araştırmacıları, endüstriyel mezcal modelinin kültürel yıkım yarattığını, yerli halkın bin yıllık bilgisinin dışlandığını vurguluyor.
Bu kültürel yıkımın arka planında ise ekosistemin fiziksel çöküşü çok daha sert bir şekilde hissediliyor. Toprak artık tutunamıyor, erozyonların açtığı sonuçlar Meksika’da toprağın yüzeyini değiştiriyor. Agave monokültürü nedeniyle tutunma gücünü kaybeden yamaçlarda, son yıllarda sık sık büyük ölçekli toprak kaymaları ve heyelanlar yaşanıyor; köylüler bu durumu “dağlar kayıyor” diyerek tarif ediyor. 2023-2026 arasında bu kaymalar tekrarlanırken, köylüler çoktan bunu ‘doğal afet’ statüsünden çıkarıp adını tarımsal politikanın sonucu olarak koysa da dikkate alınmadı.
Karteller ve şirketler arasında sıkışan ekonomi
Mezcal, Maya ve Zapotek halklarının binlerce yıllık kültürel içkisidir. Ancak bugün şirketler yerli üreticilerin mezcalını 19 dolara alıp 80 dolara satıyor. ‘Single-village’ ve ‘sacred spirit’ (tek bir köyde üretilmiş, özel, otantik ve yerel mezcal) gibi söylemler şişelerin üzerine yazılarak, mezcalı spiritüel, kadim, mistik bir ürün gibi gösterip fiyatı yükseltiyor. Yerli halkın binlerce yıllık kültürel içkisini metalaştıran bir pazarlama diliyle kültürün de metalaştırıldığı bu sömürü düzeninde en kötü, en ağır işler yine yerli halka yaptırılıyor, yönetici pozisyonlar yabancılara ayrılıyor.
Karteller, adalete erişimin zayıf olduğu bölgelerde şirketlerle simbiyotik ilişki kurarak direnişi bastırıyor. Bu durum, su krizinin yalnızca çevresel değil, politik ve güvenlik boyutuyla derinleşen bir sorun olduğunu gösteriyor.
Yerli halkın direnişi ve örgütlenmesi
Mezcal ve bira endüstrisinin yarattığı su krizine karşı yerli halkın direnişi artık bölgenin en güçlü toplumsal hareketlerinden birine dönüşmüş durumda. Oaxaca’da özellikle Santiago Matatlán, Miahuatlán, San Luis del Rio, Tlacolula ve Yaqui Vadisi köyleri direnişin merkezinde yer alıyor. Yerli topluluklar, Coordinadora de Pueblos Unidos por la Defensa del Agua (COPUDA) ve Servicios del Pueblo Mixe (SER Mixe) gibi örgütler etrafında birleşerek hem su hakkı hem de toprak hakkı için hukuki mücadele yürütüyor. COPUDA’nın açtığı davalar sonucunda bazı bölgelerde su yönetimi yetkisi yeniden yerli topluluklara devredilse de şirketlerin ve kartellerin baskısı nedeniyle bu kazanımlar sürekli tehdit altında. Son yıllarda su hakkı savunucularına yönelik saldırılar da arttı: 2023-2025 arasında Oaxaca ve Guerrero’da en az 7 çevre aktivisti öldürüldü, onlarcası tehdit edildi veya kayboldu. Mezcal sorunu artık bir güvenlik boyutu olan ve adalet mücadelesi de verilen bir konu.
Mezcal üreticilerinin görüşü
Üreticiler krizin yalnızca tüketiciye veya yerli halka değil doğrudan kendilerine de zarar verdiğini dile getiriyor. Oaxaca’nın mezcal merkezlerindeki üreticiler, toprağın zayıfladığını ve ihtiyaç duyulan suyun azaldığını ve üretimin artık ekonomik bir risk haline geldiğini söylüyor. “Biz de su bulamıyoruz, tarlalarımızı sulayacak su yok, üretim her yıl daha tehlikeli bir kumara dönüşüyor, hastalık geldiğinde bütün tarlayı kaybediyoruz” diyen üreticiler, krizin kendi kaynaklarını da tehdit ettiğini vurguluyor ve genetik çeşitliliğin yok olmasının üreticileri nasıl savunmasız bıraktığını anlatıyor. Üreticiler ayrıca, şirketlerin büyüyen talebi karşılamak için baskı kurduğunu, fiyatların düzensizleştiğini ve yerli üretim bilgisinin giderek değersizleştirildiğini belirtiyor.
Bira mı su mu?
Üreticilerin yaşadığı bu yerel su sıkıntısı, aslında ülke genelindeki çok daha büyük bir krizin küçük bir yansıması. Kuraklığın yüzde 80’e ulaştığı bölgelerde 12 milyon insan içme suyuna erişemiyor. Alkol endüstrisi ise toplamında 97 bin 200 olimpik havuz dolduracak miktarda, yani 243 milyar litre su kullanıyor. Corona ve diğer büyük markalar yeraltı sularını çekerek protestolara yol açıyor. Mezcal ise çöküşün tarımsal ayağıyla aynı havzaları baskılıyor.
Meksika’daki su krizinde en çok tartışılan bira markası Corona. Çünkü Grupo Modelo-AB InBev’e ait bu dev üretim zinciri yeraltı sularını çekiyor, köylülerin suya erişimini kısıtlıyor ve Mexicali’de “Cerveza vs. Agua” (Bira mı, su mu?) sloganıyla büyük protestolara yol açmış durumda. Corona kadar olmasa da Modelo Especial, Pacifico, Victoria ve Bud Light gibi aynı şirket grubuna bağlı markalar da su tüketimi nedeniyle gündeme geliyor. Mezcal ise tarımsal su tüketimi, ormansızlaşma ve Agave monokültürünün ekosistemi çökertmesi nedeniyle aynı su havzalarını etkiliyor. Bu yüzden mezcal krizi ile bira krizi yan yana anılıyor. Biri endüstriyel su çekimiyle, diğeri tarımsal su tüketimi ve ekolojik yıkımla aynı bölgenin su döngüsünü baskılayan iki farklı üretim modeli oluyor.
Mezcal Endüstrisinin büyük oyuncuları
Bölgede yaşanan krizi dört dinamik hızlandırdı: AB’de talebin yüzde 300 artması, Oaxaca’nın turistik patlaması, kartellerin mezcal zincirine girmesi ve iklim krizinin kuraklığı derinleştirmesi bölgedeki ekolojik çöküşe dinamik kazandırdı.
Mezcal krizinin arkasında küresel pazarda hızla büyüyen somut şirketler var. Oaxaca ve çevresinde üretim yapan büyük markalar arasında Del Maguey, Ilegal Mezcal, Montelobos, Mezcal Amores ve Sombra Mezcal öne çıkıyor. Bu şirketler, ABD ve Avrupa pazarındaki talep patlaması nedeniyle Agave tarlalarının genişlemesini teşvik ediyor. Özellikle Del Maguey ve Amores’in ihracat hacmi son beş yılda katlanarak arttı.
Oaxaca çöküyor
Çözüm üretimi durdurmak değil üretim biçimini kökten dönüştürmektir. Mezcal ancak tarımsal sistem değiştiğinde sürdürüllebilir hale gelebilir ve bunun ilk adımı monokültürden çıkıp milpa sistemine dönmektir. Milpa, Mesoamerika’nın bin yıllık karışık ekim yöntemi olup Agave’ı, mısır, kabak, fasulye, meyve ve yerli bitkilerle birlikte yetiştirir. Bu model toprağın canlılığını geri getirir, suyu tutar, yeraltı suyu döngüsünü yeniden kurar, erozyonu durdurur, biyoçeşitliliği arttırır ve Agave’ın genetik çeşitliliği korur.
Agave’ın eğim çizgisine göre ekilmesi (curyas de nivel) dağ yamaçlarında toprak kaymalarını önler ve suyun toprakta tutulmasını sağlar. Ormansızlaştırmayı tetikleyen roza-tumba-quema yönteminin yasaklanması, su kaynaklarının koruma alanı ilan edilmesi ve vinasse atığının sıkı denetimi zorunludur. Su havzaları aşırı sömürü nedeniyle hızla azaldığı için, Agave tarlalarının bu alanlara yaklaşması engellenmeli; yeraltı suyu döngüsünü koruyan bölgeler mutlak koruma statüsüne alınmalıdır. Üreticilerin teknik bilgi eksikliği krizi derinleştirdiğinden, toprak bilimi, su yönetimi, ekim teknikleri, biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir hasat konularında kapsamlı eğitim verilmesi gerekir. Genetik çeşitlilliğin kaybı mezcal üretimini hastalıklara ve iklim şoklarına karşı savunmasız bıraktığından, yerli Agave türlerinin çoğaltılması, tohum bankalarının kurulması ve çeşitlendirme çalışmaları kritik önem taşır.
Uzmanlar, mezcal bölgelerinde maden faaliyetlerinin kesin biçimde yasaklanması ve toprak koruma statüsü verilmesi gerektiğini açıkça söylüyor.
Devlet politikası ve yapısal çözüm önerileri
Mezcal krizinin yalnızca üretim tekniklerinden değil aynı zamanda devlet politikalarından kaynaklandığı açıkça görülüyor. Uzmanlar, Oaxaca’nın ekosisteminin çöküşünü durdurmak için merkezi hükümetin acil ve bağlayıcı düzenlemeler yapması gerektiğini vurguluyor. Ilk adım, bölgedeki su kaynaklarını korumak için zorunlu su kotası uygulanmalıdır. Bu kota, şirketlerin yeraltı suyu çekimini sınırlandırarak köylülerin içme suyu hakkını güvence altına alabilir. İkinci adım, mezcal üretiminin tetiklediği erozyon ve ormansızlaşma nedeniyle maden ruhsatlarının geçici olarak durdurulmasıdır. Bu moratoryum sağlanmadığı takdirde bölge, ekolojik çöküşün ardından madencilik baskısıyla tamamen yok olma riski taşıyor. Üçüncü adım, Agave ekim sınırı getirilmesi ve monokültürün yasayla kontrol altına alınmasıdır. Bu sınır, hem genetik çeşitliliği korur hem de su tüketimini azaltır.
Agave: bir bitkiden fazlası, bir bölgenin geleceği
Mezcal, ancak ekosistemle barıştığı bir modelde var olabilir; bugünkü üretim biçimi hem mezcalı hem de mezcalın vatanı olan Oaxaca’yı geri dönüşü olmayan bir yokoluşa sürüklüyor. Agave artık yalnızca bir bitki değil bir bölgenin kaderini belirleyen, toprağın geleceğini şekillendiren, hem kültürel hem ekolojik bir kırılma noktası.
1 Consejo Regulador del Mezcal (CRM), Informe Económico 2025
2 Consejo Regulador del Tequila (CRT), “Norma Oficial Mexicana NOM-006-SCFI-2012”, 2024
3 UNAM Instituto de Geología, “Evaluación hidrogeológica de los valles centrales de Oaxaca”, 2024
4 Centro de Derechos Humanos Miguel Agustín Pro Juárez (Centro Prodh), “Defensores del territorio en riesgo”, 2025
5 Consejo Regulador del Mezcal (CRM), “Encuesta de productores de Oaxaca”, 2024
6 Comisión Nacional del Agua (CONAGUA), “Informe de sequía y presión hídrica en Oaxaca”, 2025
7 Instituto de Ecología de Oaxaca (IEO), “Mapeo de presión hídrica y uso de suelo en regiones mezcaleras”, 2024
8 Consejo Regulador del Mezcal (CRM), “Panorama del mercado internacional del mezcal”, 2025