Sanat varoluşa dair en güçlü sestir ve ancak bu ses, kadını yeniden yaşama dahil edebilir. Antep Güzel Sanatlar Atölyesi’nde buluşan ve kendilerine “Yeryüzü kadınları” adını veren 12 ressam kadın, savaşların, kapitalizmin ve ataerkil sistemin kadını ısrarla sanattan uzaklaştırma çabasına rağmen sanatsal bir varoluş mücadelesi veriyor.

Dîlok’ta kendilerine "Yeryüzü kadınları" adını veren 12 ressam kadın bir araya gelerek geçtiğimiz günlerde resim sergisi açmıştı. Bu yıl dördüncüsünü düzenledikleri resim sergisine “Biz Varız” ismi verildi. Resim sergisini özel kılan en önemli husus 12 kadın ressamın bir araya gelerek sanat yolu ile kadın kimliği üzerindeki cinsiyetçi yapılanmayı tuallere yansıtması. Sergideki pek çok eser kadın temalı ve kadınların yaşadıkları sorunlar üzerinde odaklanmış. Yeryüzü kadınları; savaşların, kapitalizmin ve ataerkil sistemin kadını ısrarla sanattan uzaklaştırma çabasına rağmen sanatsal bir varoluş mücadelesi veriyor. Ressam kadınlar, kadınların dokuduğu kilimlerin, yazmalarındaki oyaların, ilmek ilmek nakışların, yüzlerindeki dövmelerin, türkülerin, ninnilerin, ağıtların her zaman ses olduğunu belirtti.

Kadın sanatla buluştu

Antep Güzel Sanatlar Atölyesi’nde bir araya gelen ressam kadınlar, resim sanatı ile birbirleriyle tanıştıklarını ve atölyede aralarında bir dayanışmanın oluştuğunu söyledi. Amaçlarının açtıkları resim sergisi ile kadını yeniden sanatla buluşturmayı hedeflediklerini kaydetti. Bunun ilk sergi olmadığını ifade eden ressam kadınlar bu yıl 4’ncü sergilerini açtıklarını belirtti. Ressamlardan Ruken Özel, Mêrdîn’li ve Antep Üniversitesi’nde öğrenci. Resim sanatına 2011 yılında başladığını ve kadın sergileri geleneğinin son ikisine katılma fırsatı bulduğunu söyleyen Ruken, “Atölyedeki kadın dayanışmamızın ve yaşadıklarımızın benzerliği, bizi birlikte bir şeyler yapmaya sevk etti” dedi.


Sanat kadını güçlendirir

Hiçbir yerde olmadığı kadar kendini mutlu hissettiğini dile getiren Ruken, “Sanatın her kadını güçlendireceğini düşünüyorum. Atölyede başlayan güçlenmemiz bu serginin oluşumunda bize yol oldu. Resimlerimde genelde kadınların ruh hallerini çalışıyorum. Çünkü kadınların toplumsal cinsiyet uygulamalarından ruhsal dinamizmlerini bastırdığını ve bunu resim ile dışa vurabileceklerini düşünüyorum. Gelecekte Mêrdîn’in kültür mozağini esas alan resimler yapmayı hedefliyorum.  Kadınlar ancak sanat ile kendilerine yönelebilir ve farkındalık kazanabilir. Bu iddia ile kadının yeniden sanat ile bağ kurması gerektiğini düşünüyorum” sözlerini ifade etti.

Kadın cinayetlerinin tuallerde
 Ankaralı Emine Doğan, Dîlok’ta öğretmen. 2012 yılında Güzel Sanatlar Atölyesi’nde resim yapmaya başlayan Emine, yalnızlığını yaptığı resimlerle paylaştığını kaydetti. Atölyede kadın ve erkeklerle birlikte çalıştıklarını dile getiren Emine, “Bu sergide sadece biz kadınlar bir araya gelmek istedik. Toplumun kadınlar üzerindeki baskısı kadını yalnızlaştırdı. Biz kadınlar resim sanatıyla kendimize yeni bir yaşam alanı yarattık. Hem sanata dair çabamız hem de kadın kimliğinin kendini bulma çabası içerisindeyiz. Bu ilk katıldığım resim sergisi. Yaptığım resimlerle kadının kadının yaşam örgüsünü ele almaya çalıştım. ‘Öldürülmeye çığlık’ adlı resim çalışmam ile kadın cinayetlerine karşı bir bir ses olmak istedim. Bundan sonraki çalışmalarımda da kadın temalı çalışıp toplumsal cinsiyete eleştirel bakılmasına işaret edeceğim” şeklinde konuştu.

Kadınlar her yerde var

Dîlok’ta öğretmenlik yapan Ispartalı Nafiye Atasever de, atölyede 2012 yılından bu yana resim yapıyor. Kadınların toplumla kendini ifade edemediğini kaydeden Nafiye, sanat ile bunun aşılacağına inanıyor. Yaptığı resimlerle daha çok kadınların iç dünyasını yansıtmaya çalıştığını dile getiren Nafiye, resim sanatını kendini bulma serüveni olarak değerlendirdi. Bu serüvende kadın dayanışmasının olduğuna dikkat çeken Nafiye, bunun da kadını her zamankinden daha güçlü kıldığını söyledi. Tüm kadınları resim sanatına davet eden Nafiye, “Biz kadınlar her zaman ve her yerde varız” dedi.

 JINHA/MÜJGAN ŞAHİN