Hükümetin yasal alandaki düzenlemelerine ilişkin kanun teklifi Meclis gündemine gelirken, BDP de önerilerini basın açıklamasıyla duyurdu. BDP, tutukluluk süresinin 3 yıla düşürülmesi, TMK ve ÖYM'lerin kaldırılması, TCK ve CMK'da değişiklikler yapılmasını istedi. Haziran ayında da Türk Hükümeti'ne "acil demokrasi paketi" sunduklarını, ancak değerlendirilmediğini hatırlatan BDP Grup Başkenvekili İdris Baluken, "Eğer türk Hükümeti her zamanki gibi dar bir paketle toplumun karşısına çıkarsa, mevcut siyasal kiriz daha da derinleşecektir" uyarısında bulundu.
Hükümetin, Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kaldırılması ve Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda (CMK) değişiklikler içeren düzenlenmesi dün Meclis'e sunuldu. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 15-17 maddelik yasa teklifinin yerel seçimlerden önce yasalaşmasını istediklerini belirtti. Hükümetin daha önce hazırladığı 'demokratikleşme paketi'yle birleştirileceği ifade edilen kanun teklifinin bu hafta Anayasa Komisyonu'nda görüşülmesi bekleniyor.
BDP ise Meclis'te dün bir basın toplantısı yaparak, pakete ilişkin öneri ve beklentilerini açıkladı. Açıklama, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve BDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş tarafından yapıldı. Baluken, Türkiye'nin önemli bir krizden geçtiğini vurgulayarak, bundan kurtulmanın tek yolunun ise "demokratikleşme adımlarının hızla atılması" olduğunu belirtti.

  Yolsuzluk operasyonu ardından meydana gelen gelişmelerde yapısal krizlerin gizlenemez olduğunun tekrar görüldüğünü söyleyen Baluken, "17 Aralık'tan sonra yüzleşilmesi gereken 3 önemli sorun ortaya çıktı. Bunlardan birincisi, ciddi bir yolsuzluk ile karşı karşıyayız ve bunun üzeri asla örtülümez. İkincisi, devlet içinde örgütlenen 'paralel devlet' yapılanmasıdır. Bunun tümüyle tasfiye edilmesi gerekir. Bu sorunlara kaynaklık eden demokrasi ve özgürlük açığıdır. Kürt sorunu başta olmak üzere temel sorunların çözülmeyişi bu krizi daha derinleştirecektir" diye konuştu.

İrade yok

Bugün yaşananlar güç ve iktidar savaşı olduğunu ifade eden Baluken, "Herkes şunu görmelidir ki; bu savaştan demokratik bir mücadele çıkmayacaktır" dedi. Bir tarafta paralel yapı, diğer tarafta ciddi bir kirlenme yaşayan hükümet olduğunu söyleyen Baluken, "Hükümetin tutumuna bakıldığında gerek yolsuzlukların üzerine gitme, gerekse de paralel yapıyı tasfiye etme ve kapsamlı bir demokratikleşme adımı atma konusunda kararlı ve iradeli bir duruş ortaya koymamaktadır. Bu sessiz bir onayla karşılanacak bir durum değildir" dedi.

Aynı noktadayız

Yaşananların bıçak sırtında ilerleyen çözüm sürecini de olumsuz etkilediğinin altını çizen Baluken, şuna dikkat çekti: "Sağlıklı yürüyen, umut ve güven veren bir süreçten söz edemiyoruz. Bu süreç bir yıl önce diyalogla başladı. Bugün yine aynı noktadayız. Hükümetin tutumu nedeniyle diyaloğu geçip, müzakere ve çözüm aşamasına geçemedik."

Gerekli ders çıkarılmalı

"Bugün eğer paralel devlet örgütlenmeleri gündemde ise, bunun nedenini çözümsüzlükte aramak gerekir" diyen Baluken, sözlerine şöyle devam etti: "Hükümetin bir yıldan bu yana sürecin gerektirdiği yasal demokratik adımları atmama noktasında sürdürdüğü geri tutum, zaten çözüme cepheden karşı olan güç odaklarının, paralel yapıların elini güçlendirmiştir. Hükümetin bu gerçeği çok net görmesi ve gerekli dersi çıkartması gerekir."

Haziran'da da paket sunuldu
Haziran ayında Türk Hükümeti'ne "acil demokrasi paketi" sunduklarını ancak değerlendirilmediğini hatırlatan Baluken, "Eğer Haziran ayında bu yasal adımlar atılsaydı, bugün Türkiye demokrasi ve özgürlükler açısından çok daha ileri bir noktada olurdu. Artık kaybedecek bir gün dahi yoktur. Bu ülkenin tek çıkış yolu demokrasidir, demokratikleşmedir" dedi. 


Aynı hata yapılmamalı!
Yerel seçimlere az bir süre kaldığına dikkat çeken Baluken, "Seçim sonrası herkes durumu yeniden değerlendirecek, gözden geçirecektir. Sürecin bu haliyle ilerlemeyeceğinin de görülmesi gerekir" diye uyardı. Hükümetin yasal değişiklik hazırlıklarına dikkat çeken Baluken, uyarılarını şöyle sürdürdü: "Ancak her zamanki gibi yine katılımdan ve tartışma ortamından uzak bir çalışma yürüttükleri için ortaya çıkacak paketle ilgili tereddütler vardır. Hükümet cephesenden gelen açıkmalar şuan itibariyle kapsamlı bir demokratikleşme hazırlığı içerisinde olmadıklarını göstermektedir. Eğer hükümet her zaman ki gibi dar bir paketle toplumun karşısına çıkarsa, mevcut siyasal kiriz daha da derinleşecektir."

Kriz için reçetedir

Hem demokratikleşmeyi hızlandırma hem de sürecin önünü açmak için hazırladıkları yasal alandaki değişiklik önerilerini hükümete sunduklarını ifade eden Baluken, "Bu öneriler mevcut krizden çıkış yolu için bir reçetedir" diye vurguladı. Haziran ayında hükümete sundukları paketin güncelliğini koruduğunun altını çizerek, hükümetin bir an önce gündemine almasını beklediklerini söyleyen Baluken, vadede yasal alanda yapılması gereken değişiklik önerilerini de kamuoyuna açıkladı.

ALTERNATİF TEKLİF

BDP Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş tarafından açıklanan alternatif teklif özetle şöyle:

TMK tümden lağvedilmelidir:
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmıştır. 3713 sayılı Kanun’da düzenlenen hiçbir terör suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yaptırımsız bırakılmış değildir. Yine, 3713 sayılı Kanun’da düzenlenen özel soruşturma usulleri; zaten 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda  düzenlenmiş bulunmaktadır. Ayrıca “terörle mücadele” için gerekli yetki ve imkânlar, 04.07.1934 tarih ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda  da yeralmaktadır. 3713 sayılı Kanun’da düzenlenen özel infaz rejimi, gerek Türk Ceza Kanunu’nda  gerekse 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da hüküm altına alınmıştır. Adı geçen temel kanunlarda değişiklik yapılarak temel hak ve özgürlükleri engelleyici hükümlerin çıkarılması gerekirken, hak ihlallerine konu hükümlerin pekişmesi amacı ile çıkarılan bu  yasa; hukukun genel ilkelerine ve insan hak ve özgürlüklerine açıkça aykırıdır.  Buradan hareketle, mükerrer bir ceza uygulaması yaratan Terörle Mücadele Kanunu içerisinde yer alan hiçbir hüküm saklı tutulmaksızın yasa tümüyle lağvedilmelidir.

 ÖYM'ler tümden kaldırılmalıdır:
Özel Yetkili Mahkemeler (ÖYM) tümüyle kaldırılmıştır. Özel yetkili mahkemelere dayanak teşkil eden Terörle Mücadele Yasası’nın 10'uncu maddesi kaldırılmalı ve bu düzenlemeye başka bir yasal mevzuat içerisinde de yer verilmemelidir. Bu çerçevede, 6352 Sayılı Yasa ile çerçevesi belirlenen Terörle Mücadele Kanunu’nun 10 uncu maddesi ile görevli mahkemelerin görev ve uygulama alanını belirleyen 6352 Sayılı Yasa’nın Geçici 2 inci maddesi yürürlükten kaldırılmalıdır. Bu itibarla, AİHM içtihatlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına açıkça aykırılık teşkil eden bu mahkemelerin kaldırılması ile birlikte bu mahkemelerce verilen kararların; hukuka, tabi hakim ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğinden bahisle yeniden yargılamanın konusu yapılmasıdır. Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile onun ardılı olan Özel Yetkili Mahkemelerce verilen ve halihazırda infazı devam eden yargılamalar bakımından derhal yeniden yargılama yolu açılarak bu mahkemelerce verilen hukuka aykırı kararların düzeltilmesi olanağı sağlanmalıdır.

 TCK 314. madde kaldırılmalı:
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 220'inci maddesi değiştirilerek "örgüte üye olmamakla birlikte üye sıfatıyla cezalandırmayı" öngören hükümler madde metninden kaldırılırken, benzer bir düzenlemeye yer veren TCK-314'üncü maddesi yürürlükten kaldırılmamıştır. Kaldırılmasını öngördüğümüz TCK’nın 314'üncü maddesinde yer alan TCK’nın 220'inci maddesinde de yer aldığından mükerrer yargılama ve cezalandırmanın önüne geçilmesi elzem olmuştur. Nitekim 220'inci madde ile örgütün silahlı olma hali düzenlenmiş olup, lafzı ve ruhu ile aynı olan iki düzenlemenin bir arada olamayacağından hareketle 314'üncü maddesini kaldırılması önerilmektedir.

 Hasta tutsaklara ilişkin:
Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (CMK) 100'üncü maddesinde bir düzenleme yapılarak katalog suç uygulaması kaldırılmış, tutuklama sebebleri arasında yer alan kuvvetli suç şüphesi kriterine nesnel olguların da yer alması eklenmiş, tutuklama kararına konu suçlar bakımından hapis cezası üst sınırı 2 yıldan 3 yıla çıkarılmıştır. Yine bu düzenlemede hasta tutuklulara yönelik bir fıkra eklenerek Adli Tıp Kurumu'nun resmi bilirkişi olma tekeline son verilerek tam teşekküllü devlet hastanesi, eğitim-araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinin hasta tutuklunun durumuna dair rapor vermesinin önü açılmıştır.

Uzun tutukluluk süresi:
CMK-102'inci maddede bir düzenleme yapılarak uzun tutukluluktan kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi adına makul süre sınırı 3 yıl olarak belirlenmiştir. Halihazırda bu süreyi 5 yıl olarak belirleyen Anayasa Mahkemesi Kararı mevcuttur. Ancak uluslararası sözleşmeler ve evrensel hukuk normlarına göre de tutuklulukta geçecek en uzun makul süre 3 yıldır.

İnfaz süresinde eşitlik:
5275 Sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Geçici 2'inci maddesi yürürlükten kaldırılarak Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanan terör suçlularına özgü infaz uygulamalarının sonlandırılması amaçlanmıştır.
Kanun’un 107 ve 108'inci maddelerinde değişiklik yapılarak adli hükümlüler için 2/3, siyasi hükümlüler için ¾ olarak öngörülen infaz rejimi 2/5 olarak belirlenmiştir. Böylece hem adli hem siyasi hükümlüler açısından infaz sürelerinin kısaltılması ve infazda eşitlik sağlanmıştır.

Seçim barajı:
2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile genel seçim barajının %3 oranına düşürülmesi ve böylece ülke barajı indirilerek demokratik kriterlere uygun bir biçimde tüm halk kesimlerinin iradesinin temsiliyetinin sağlanması amaçlanmıştır.

 Gizli tanık:
Meral Danış Beştaş, CMK 58'inci maddede bir düzenleme öngördüklerini ve bu düzenleme ile gizli tanık uygulamasının kriterlerini değiştirdiklerini belirterek, "Gizli tanık beyanı ile hüküm kurulamayacak ve gizli tanık ile kolluğun ilişkisi kesilecek" dedi.

 Dinleme:
Beştaş, "Dinlemelere ilişkin 5271 Sayılı CMK'ya ilişkin önerimiz olacak. Dinlemelerde 3 ayı 2 aya indirilmesini ve hakim kararı ile yapılmasını öneriyoruz. Teknik araçla izlemede de kararın yalnızca mahkemeler tarafından verileceği hükme bağlanırken, izleme süreci sadece bir defaya mahsus ve 3 hafta olacağını düzenliyoruz" diye konuştu.


HABER MERKEZİ