Dünya Öykü Günü'nün kutlanma geleneğinin başlangıcı,  Kasım 2003 ‘te 69. Uluslararası PEN Dünya Kongresi’nde Dünya Öykü Günü olarak kabulü ile onaylanmış ve  her yıl bir öykücü Dünya Öykü Günü bildirisini yazmaya başlamış.. Bu yıl ise bildiriyi yazar Necati Tosuner yazdı. Tosuner’in bildirisi Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Japonca, Arapça ve Almanca dillerine çevrilerek dünyanın pek çok yazar örgütüne gönderildi.2014 Yılı 14 Şubat Dünya Öykü Günü Bildirisi’ni kısaltarak yayınlıyoruz:

‘’İyi ki öykü yazmak var!
Nedir öykü?..
İnsanı doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren bir durumun yaşanabilir oluşunu veren, o durumun çekirdeğini, ayrıntısını belirlemeyi ve gerçeklik gerilimini ve duygu yükünü vurgulamayı amaçlamış, kendi başına bağımlı, bir düzyazı türü, bir aktarım aracıdır öykü.
Çocukken, bir toprak testim vardı. İbiğinden üfleyince öterdi. Kuş sesi çıkartırdı bardağa su doldururken. Testinin o yuvarlaklığının sırtıma benzediğini daha biliyor değildim. Daha birçok şeyi biliyor değildim. Sonraları, her şeyi biraz erkence öğrenmek zorunda kalmış olmak, beni yazar olmaya yöneltti.
Böyle kendini yazmak, acı çekmek de olsa kalemi kendine batırmak, o içtenlik, inadına gerçeğin üstüne üstüne varmak, bana çok yardım etti.
Yaşamak konusunda da...
 Bu yüzden, benim için –çoğunlukla- bir dert yanma işi olmuştur öykü yazmak.
Söylenecek bir şey taşımak, söylemeden edemeyiş, söylemiş olmak... sonra da, söylemeye alışmış olmaktır. Karşımda biri var, -okuyucu. Artık, ona ne söyleyeceğim, söyleyip söylemeyeceğim değildir sorun. Nasıl söyleyeceğimdir. Nasıl söylersem, anlatmak istediğimi gereğince aktarmış olurum?..
Okuyana, anlatılan durumla ilgili hiç değilse bir donatım kazandırabilmektir dileğim. Gerçek, elektrik akımından güçlüdür çarparsa. Duygulanabilmek de çok insanca bir tavırdır. Okuyanda bunu sağlamanın üstesinden gelebilsem, o da bana niçin bir “sağol” çakmasın?..
 (...)
 Bir de bazı öyküler vardır, küçük bir duygulanımdan yola çıkar, alır seni götürür. Bir olay ağırlığı taşımıyordur. “Öykü zamanı” neredeyse “bir an”a indirgenmiştir.
Enseye tokat atıp kaçar.
Yazarlığımı birinci tür öykülere borçlu olduğum kesin. Ama ikinci tür öyküleri yazınca daha mutlu olurum.
Evet, kimse bavulunun üstüne başkasının adını yazmaz.  Yazarlık da ne getireceği belli olmayan uzun bir yolculuktur.  Demek ki, dünyanın ekseninin öyle biraz eğri olmasına çok şey borçluyuz...
Yaşadığınız öyküler dilerim güzel bitsin! ‘’
14 Şubat Dünya Öykü Günü bu yıl yaklaşık 20 kentte Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği tarafından çeşitli kurum ve kuruluşlarla ortak etkinliklerle kutlanıyor.

 KÜLTÜR SERVİSİ