Kürdistan tarihinin son eli yılında birbirini tamamlayan birçok milat vardır. Her yeni milat, öncekilerini de içinde barındırmıştır. Her milat evvelindekini büyütmüş, ondan beslenerek kök salmıştır. Bu nedenle Kürdistan tarihinin PKK döneminde, bir milat bitmiş bir yenisi başlamamıştır. Yaşayan milat yeni bir milada analık etmiştir. Milatlar PKK’de doğurgandır. Bu sebeple Kürdistan özgürlük mücadelesinde ana ile evladı aynı ruhla yaşamaktadır. Ana gençleşirken, evlat olgunlaşmaktadır.

14 Temmuz direnişi, Kürdistan tarihinin PKK döneminin nasıl yaşanacağını, hangi mücadele yöntemi ile tarih yazılacağını göstermiştir. Daha doğrusu tarih yazmaya kalkanları yürümekte oldukları yolla inandırmıştır. İnandırmaktadır.

14 Temmuz direnişi, Kürdistan tarihinin inanç, fedakârlık, sabır, ısrar ve direniş miladıdır. Zafere kilitlenmek, sonuç almaktır. Başka bir ifadeyle 14 Temmuz direnişinin bir diğer adı, PKK’dir.

14 Temmuz direnişi, Kürdistan tarihinin PKK döneminin alacağı rengi, kimliği ve kişiliği netleştirmiştir. Yetmişlerin başında başlayan PKK döneminin, nelere yol açacağını göstermiştir. Hangi kişilik ve tarzla, kime karşı ve nasıl yol alınacağını da her açıdan ortaya koymuştur. 14 Temmuz direnişi, her şeyden daha önemlisi de görenleri, duyanları ve duyacak olanları inandırma miladı olmuştur; PKK adına yolla çıkanlara, bu isim etrafında oluşmuş ve oluşacak olan topluluğa, dostlara yeni bir dünyanın kapısını açmıştır. Bu özelliğini de sürdürmektedir. Bu yanıyla 14 Temmuz direnişi, çevresine tükenmez bir kaynak misali inanç yaymıştır. Yaymaya devam etmektedir.

İnanç toplumsallaşmanın mayasıdır. İnanç olmazsa insanlar birbirine bağlanamaz. Birbirine güvenemez. Sırtını birbirine dayayamaz. Gönül rahatlığı içinde paylaşamaz. Birbirine emanet bırakamaz. İhtiyaç duydukları bir şeyi başkasından isteyemez. İnanç olmazsa insan, en değerli olanın uğrunda bile kendini feda edemez. Zorluklara dayanamaz. Sorunları çözemez. Bu yanıyla İnanç güvendir aynı zamanda. İnanç cesaret verir. Kararlılık oluşturur. Güven, cesaret ve kararlılık birlikte en güçlü eyleme yol açar. 14 Temmuz 1982 direnişi Kürdistan'da böyle bir diyalektik kurmuştur.

Kuşkusuz ki 14 Temmuz direnişini, başta Mazlum Doğan yoldaşın olmak üzere, Dörtlerin ve daha önceki direnişçilerin emeklerinden, fedakarlıklarından ayrı düşünemeyiz. Kürdistan'da PKK döneminde tarih, bir miladın bir sonrakinin içinde yaşaması, sonrakini büyütme rolü oynayarak ona inanç, ruh ve irade aşılması diyalektiğiyle işlemektedir. Gelişip yayılmakta, dört bir yana kök salmaktadır. Zaten 14 Temmuz direnişçileri de bunu açık ifade etmiştir. Kemal Pir yoldaşın özellikle Dörtlerin eyleminden sonra ‘bunu biz yapmalıydık’ anlamına gelen bir değerlendirme yaptığı söylenmektedir. Tüm direnişçiler ‘Mazlum Doğan bir mesaj verdi, yol açtı’ demiştir. Eylemlerine bu inanç, bağlılık ve sorumlulukla başlayan 14 Temmuz direnişçileri, kendilerinden öncekileri tamamlayacaklarını bilerek harekete geçmiştir. Bu tarz, aynı zamanda bir önceki eylemi, duruşu ve çıkışı büyütmek, tamamlayarak bir yenisine yol açmak demektir. Hem iyiyi hem de güzelli bağrında taşıyan doğruya sadakattir. İşte bunu da sağlayan inançtır.

Toplumsal diyalektikte inanç, insani değerleri biriktiren bir işleve de sahiptir. Bu anlamda inanç insanlık için deryadır. Temiz ırmakların aktığı denizdir. İnanç sadece iyileri içinde toplamaz. Aynı zamanda ırmaklara yol olmuş vadi, mecra veren bereketli ova olmuştur. İnanç bu yanıyla da yol açıcıdır. Toplumun bereket tarlası ve ekmeğidir.

14 Temmuz direnişi, Kürdistan'da yol açıcı olmuştur. 14 Temmuz direnişi, Kürdistanlıların denizi, ekmeğini yediğimiz buğday tarlası ve üzerinde yürüdükçe hız kazandığımız yolumuz olmuştur.

Peki yolları kapatan nedir? Kürdistan'da her yol sömürgeci soykırımcı faşist Türk devleti tarafından kapatılmıştır. Sadece Mereş’ten Agirî’ye olan yolları değil, Kürtlerin dil ucu ile gırtlakları arasındaki o kısacık mesafede, Kürt nefesinin alması gereken o birkaç santimlik yolu dahi yasaklamış, kapatmıştır. Bu nedenle Kürt nefesi, Kürtçe yol alamıyordu. Tıpkı bugün bir kemiğin dahi Kürt topraklarında rahat içinde yatamaması gibi. Bu anlamıyla 14 Temmuz direnişi, intikam bileyen, cesaret büyüten öfke demektir. Koşullar ne olursa olsun, hangi zorluklar dayatılırsa dayatılsın, bir öfkenin intikam eylemine geçmesi demektir. Düşman kalesinde iki elin parmakları kadar insanın tek bir beden de direnmesi demektir. Bu yanıyla 14 Temmuz direnişi, sayısı az da olsa, eylem yapma imkanları yok denecek kadar kısıtlı da olsa, birbirine güvenen, cesaret sahibi, kararlı birkaç kişinin nelere yol açabileceği anlamına da gelmektedir.

İnandıran her duruş, tutum, eylem ve söz, aynı zamanda insanım diyenlere bir çağrıdır.

14 Temmuz direnişi, Kürdistan gençlerini açtığı yolda yürümeye çağırmıştır. Kuşkusuz ki bu çağrıyı Kürdistanlılara yaymayı kendine emir kabul edenler de vardı. Böylece insanlık borçlarını ödemek için yürümeye başlayanlar, 15 Ağustos yoluna daha erken ve hızlı girmiş oldu. Ve böylece 14 Temmuz miladı, 15 Ağustos miladına dönüştü. 14 Temmuz direnişi, 15 Ağustos miladına, inanç, cesaret ve kararlılık vermiştir. İrade ve bilinç için tükenmez enerji yaratmıştır. 15 Ağustos bu gıdadan beslenerek büyüdü. Dört bir tarafa yayıldı. Böylece 14 Temmuz’da bedenlerden çıkan ruh, 15 Ağustos’la birlikte yeni bedenlerde can oldu. Ve ölüm öldürülmüş oldu. İşte 14 Temmuz böyle çoğaldı; Agit oldu, Zilan oldu… Rojhilat ve Rojava oldu. Bakur ve Başûr oldu. Bugün dünyanın her yanında stranı söylenen destan oldu.