14 Temmuz direniş ruhu, tarihin gelmiş geçmiş tüm zorbalıklarına bir meydan okuyuştur. Bu, öyle sanıldığı gibi savaş meydanlarında eşit güç ve imkanlarla gerçekleşen bir meydan okuma ve kazanma değildir. Tutsaklık koşullarında kendilerine dayatılan her türlü baskı, zulüm ve sindirmeye karşı bir insanlık direnişidir. Burada direnenler bir çakıya bile sahip değillerdi. Dünyadaki zindanlar içinde Amed zindanları en ağır baskı ve zulmün olduğu ve her türlü teslim alma yöntemlerinin uygulandığı zindanlardandı. Sıradan insanların bir gün bile dayanamayacağı bir ortam ve atmosfer vardı.
İnsanlar tarihin belli zamanlarında bedenlerini siper edip, bir çok başarıya imza atarak büyük kazanımlar elde etmişlerdir.
Zaman zaman inanç ve ideallerinde başka hiçbir güç ellerinde olmadığı halde düşmanlarını alt edip, görkemli direnişler geliştirerek tarihin seyrini değiştirmişlerdir. Burada inkarcılıkla kendini arayan insanlık zindan koşullarında karşı karşıya gelmişlerdi. Zindan koşulları bilindiği gibi ağır esaret koşullarıdır. Hele hele bir de devletin sistemine, kurduğu düzene dokunmaya kalkıyorsan, o koşullarda başına gelmeyen kalmaz. Türkiye tarihi aslında zindanlar ve direnişler tarihidir. Çünkü özellikle de 1970'ler devlete ve kurduğu baskıcı düzene karşı meydan okumanın tam olarak geliştiği yıllardı.
Tarihte toplumların geri bırakılmışlığı ve hile, yalan üzerine kurulan sistemler ne kadar askeri ve teknik güce sahip olurlarsa olsunlar, insanlık adına verilen mücadeleler karşısında eninde sonunda yıkılmışlardır. Haklılık, meşruluk eğer kararlılık ve azimle, amaca sıkı sıkıya bağlılıkla kendisini ortaya koyarsa kesinlikle başarı sağlar. Zindanlar aslında insanları her yönden etkisiz hale getirip kendi kendisini bile tanıyamaz insanların oluşturulmak istendiği yerlerdir. Cezaevi uygulamalarından siyasi tutsaklar en büyük payı aldı/alıyor. Diğer suçlardan cezaevine girenler ile özgürlük mücadelesinin bir neferi oldukları için cezaevinde tutulanlara yönelik uygulamalar hep farklıdır.
Devlet, sistemini sorgulayan insanları kendisi için tehlikeli bulduğundan, bu sistemi değiştirmek istemeyen, hak mücadelesi veren devrimcilere karşı özel bir savaş içine giriyor. Bu özel savaş Kürdistan'da aslında doksan yıldır hiç eksik olmadı. Katliamlar, infazlar, faili meçhul cinayetler, tutuklamalarla hep uygulandı/uygulanıyor. Özellikle mücadelenin 1990'lı yıllarda kitleselleşerek devam ettiği koşullardan günümüze kadar çeşitli şekillerde sürdürüldü.
12 Eylül döneminde devletin asıl amacı zindanlarda mücadeleyi bitirerek, dışarıda gelişecek mücadelenin önünü almaktı. Çünkü zindan direnişleri dışarıdaki direnişleri kesinlikle hızlandırmış, engellenemez hale getirmiştir. Zindanda insanların düşmana karşı savaşacakları en büyük silahları tabii ki inançları ve idealleridir. İsa'nında hiçbir silahı yoktu bedeni ve inançları dışında ama Roma'yı dize getirdi ve Roma bir süre sonra çatırdadı ve yıkıldı.
12 Eylül faşizminin kendisini en çok hayata geçirip sonuç almak istediği yer Amed zindanıydı. Amed zindanlarında sonuç almayı hesaplayan12 Eylül faşizmi her türlü insanlık dışı uygulamada bulundu. 12 Eylül faşizmi cezaevlerinde siyasi olarak insanları teslim alırsa dışarıda da muhtemelen gelişecek mücadelenin önüne geçebileceğini hesaplıyordu. Bundan dolayı özellikle de Amed zindanına özel olarak yükleniyordu. Türkiye'de de birçok cezaevinde benzer uygulamalar oldu ama Amed zindanı inkarcı sistemin kesinlikle sonuç almak istediği bir alandı. Özel savaş rejimi Amed zindanındaki tarihi direnişlerle siyasi olarak artık bitme noktasına geldi. Amed zindan direnişi aslında 33 yıldır yenilmez olduğunu bütün dünyaya gösterdi. Kemaller, Hayriler, Akifler, Aliler, aynı zindanda yaşamlarını feda eden Dörtler ve daha nice büyük devrimci kişilikler bedenleriyle büyük yenilmez bir mücadele ruhu yarattılar.
Bugün Kürdistan'ın bütün parçalarında Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin vermiş olduğu mücadele inkarcı sisteme büyük darbeler indirmiş, artık sistem yaşayamayacak duruma gelmiştir. İşte o büyük 14 Temmuz direniş ruhu bugünkü mücadelenin temeli ve ruhu olmuştur. Yenilmez olmak, yürütülen mücadelede ve davada haklı olmak ve bu uğurda tabii ki sonuna kadar her türlü zorluk ve engele rağmen ölümüne mücadelede ısrarcı olmaktır. 14 Temmuz, ölümüne mücadele ve direniş demiştir.
Zulme ve baskıya yaşam hakkı yok demiştir. Büyük devrimci kişilikler Amed zindanında bedenlerini ortaya koyarak faşizme meydan okumuş, inkarcı rejimi yenmiştir. İnkarcı rejim Amed zindanında kaybetmiştir, 14 Temmuz büyük insanlık direnişi kazanmıştır. O dönemler onlarla, yüzlerle başlanıldı, şimdi ise milyonlarla devam ediyor. İşte bütün bu büyük gelişmeler 14 Temmuz direniş ruhunun yenilmez kanıtıdır.