
Önder Apo'nun Türkiye'ye teslim edilmesi ve İmralı'ya alınmasının üzerinden 16 yıl geçti. Korkunç ve belirsiz, karanlık zamanlar yaşadık. Kimse bu hareketin ayakta kalacağına ihtimal vermiyordu. Değerlendirmelerin bini bir paraydı. Deyim yerindeyse, kimyamızı bozdular.
Son iki yüz yıldaki ayaklanma ve direnişlerde Kürdistan'da liderlerin tasfiyesinden sonra genelde hareketler ayakta kalamamış ve dağılma, tasfiye ile sonuçlanmışlardır. Bu tarihsel deneyim halkın büyük bir tedirginlik yaşamasına yol açmıştır. Türk devleti ve basınının ölçüsüz saldırıları ve Kürt halkının hiç bir kaygısını ve değer yargılarını takmaması da büyük bir öfkeye yolaçmıştı.
İngiliz stratejik araştırma kurumu da PKK'ye altı ay ömür biçmişti. Hareketin bir önderlik hareketi olması nedeniyle, onun gitmesiyle birliğini koruyamayacağını ve bölünüp dağılacağını yazdılar. Türkiye'de bu tür yorum ve değerlendirmeler ise dizboyuydu. PKK'nin askeri, örgütsel bir yenilgi aldığını, belini doğrultamayacağını anlatıp duruyorlardı.
O günler nasıl aşıldı, bu günlere nasıl gelindi? Herkesten önce Kürt halkının bunu bilmesi, bilince çıkarması gerekir. Bunu bilince çıkardıkça hem direnişinin tarihselliğini anlar hem de bundan sonra zorlukları göğüslemek için gereken güç ve moralı bulur.
Başta ABD olmak üzere dünyanın etkili güçleri harekete geçmiş, Avrupa ve Rusya'yı da kapatarak, dünya çapında bir kuşatmaya girmişlerdi. Avrupa hukuku çiğnenerek, uluslararası kural ve hukuk bir tarafa bırakılarak Önder Apo kaçırılıp Türkiye'ye verilmişti. Dünyanın egemenleri size barınma, siyaset yapma hakkı yok demişlerdi.
Bu sınırsız saldırı, psikolojik savaş ortamında sağlıklı düşünmek ve dengesini yitirmemek için olağanüstü bir irade gerekiyordu. Herkes bir tarafa çekiyor, tahrik ve provokasyonlar da işin çabasıydı. Bu tehlikeli ve karanlık ortamda Kürt halkının tepkisi ve direnişi her zaman minnetle anılacak bir görkemlilikte oldu. En zor koşullarda hareketi sahiplendi ve Önderliğe bağlılığını ispatladı.
Bu süreçte en çok hedeflenen ve etkisizleştirilmeye çalışılan bu hareketin lideri Önder Apo'ydu. halkından ve hareketinden kopararak etkisini kırmaya çalıştılar. Beyni ele geçirmişlerdi. Geriye üzerinde rahat oynayacakları gövde kalmıştı. Hareketin önderliksiz direnebileceğine ve savaşabileceğine pek de ihtimal vermiyorlardı. Onun için tüm saldırıları ve psikolojik savaşı Önderliğin üzerine boşalttılar.
Bu kuşatma, saldırı ve tehlike ortamında Önder Apo'nun tutumu tüm gelişmeleri etkileyecekti. O da bu tarihsel sonuçları gören bir derinlikte ve bilgelikte hareket etti. Özgün ve yaratıcı bir düşünce ve duruşla sürece yön vermeye, hareketi ve halkı bu kıskaçtan çıkarmaya, farklı bir yol açmaya çalıştı. İşte onun farklı, büyüklüğü burada bir kez daha kanıtlandı. Büyük bir beyin gücü, yaratıcı politik yetenek ve farklı bir stratejiyle mücadeleyi bugüne taşıdı.
Önder Apo hem PKK'yi yeniledi, hem de halkı daha fazla mücadeleye çekti. Her koşulda birliğin önderi ve cimentosu oldu. 16 yil İmralı'da izole ederek, etkisini kırmaya çalışan devlete rağmen Önder Apo bugün her zamankinden daha fazla etkili ve belirleyici bir konuma gelmiştir. Bu tamamen onun emeği ve beyin gücünün, duruşunun eseridir. Dost düşman artık herkesin kabul ettiği bir gerçek bu.
Önderliğin tarihte örneği görülmeyen bu direniş ve duruşuna ne kadar vurgu yapılsa yeridir. Bunu gören ve ona bağlı kalan halkımızın direnişine hak ettiği yeri vermek de gerekir. Bu 16 yıl boyunca halkımız bulunduğu her yerde komployu lanetledi, direndi, eylemlere, protesto gösterilerine katıldı.
Uluslararası komployu her yıl düzenli protesto eden Avrupa'daki yurtsever halkımızı ve dostlarımızı özellikle anmak gerek. Her 15 Şubat'ta Avrupa'nın her tarafından onbinlerce insan Strasbourg'a aktı. Kar kış demeden, uzak ve yakına bakmadan yıllarca Strasbourg'a geldi. Komplonun kanıksanmasına ve unutulmasına izin vermedi. Hazm edemedi ve kabul edilemezliğini ortaya koydu ve öfkesini hep diri tuttu.
Bu yıl da Frankfurt, Lüksemburg ve Bern'den olmak üzere üç koldan uzun yürüyüşler yapıldı. Dünya kamuoyunun dikkatlerini yine komploya çekmeye çalıştılar. Strasbourg'da Cumartesi günü yine onbinlerce insan meydanları dolduracak. Biz de mitinge katılanları, direnişlerini, halkımızın ve dostlarımızın Önderlik etrafında kenetlenmesini coşkuyla selamlıyoruz.