
DUYGU EROL/JINNEWS/ANKARA
Türkiye’de eğitim sistemi ‘sıkıntılı’ denilerek 2002’den beri yeni gelen bakanlarla beraber tam 6 kez değiştirildi.
AKP’nin 15 yıllık iktidarları boyunca 6 farklı Milli Eğitim Bakanı (MEB) görev yaptı. Her birinin farklı uygulamaları ve yöntemleri oldu. Ancak tek ortak noktaları “Kindar ve dindar” bir nesli yetiştirecek eğitim sistemini kalıcılaştırmak. Müfredat tam anlamı ile değiştirildi. Dinci vakıflar, yurtlar ve özel okullar üzerinden eğitim gasp edildi.
Yeni eğitim yılı nasıl başladı?
Mahallelerde bulunan liseler İmam Hatip Lisesi olarak eğitime devam ederken, müfredatta köklü değişiklikler yapılarak dinci-ırkçı bir nesil yetiştirmek için ilk adımlar atıldı. 15 Temmuz öncesi Fethullah Gülen Cemaati ile eğitim politikalarını yürüten AKP, şimdi Ensar Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti gibi "dini eğitim" veren kurumlar ile protokoller imzalayarak yeni eğitim yılına başladı.
Cihadın övüldüğü, kadına erkeğe itaatin öğretildiği, kürtajın ’cinayet’ olarak gösterildiği yeni eğitim dönemi "İslami yemin töreni" ile başladı. Yine yeni müfredatta doğum kontrolüne ilişkin ifadelere yer verilirken, toplumsal cinsiyet eşitsizliği pekiştiriliyor ve Alevilerin ibadeti ‘semah’, halk oyunu olarak gösteriliyor.
Bakanların söylemleri
15 yıllık AKP iktidarının ilk Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu, "Eğitimi sil baştan ele alıyoruz. Sistemi değiştiriyoruz" derken ardından gelen bakanlar ve söylemleri şöyle devam etti:
* Hüseyin Çelik: Önceki sistem problemli, sistemi değiştiriyoruz.
* Nimet Çubukçu: Eğitim çok önemli. Eski sistemi değiştiriyoruz.
* Ömer Dinçer: Böyle sistem olmaz. Sistemi değiştiriyoruz.
* Nabi Avcı: Sistem çok sıkıntılı, değiştiriyoruz.
* İsmet Yılmaz: Böyle sistem mi olur? Sistem de köklü değişiklik yapıyoruz.
Okul öncesi özel girişimcilerde
AKP, dindar bir nesil yetiştirmek adına Nimet Çubukçu’nun Milli Eğitim Bakanı olduğu 2009’da 32 ilde okul öncesi eğitimi zorunlu kıldı. Daha sonra 2010-2011’de dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in bu uygulamaya 25 okulun da eklenmesiyle beraber okul öncesi eğitim yaygınlaştırılmaya çalışıldı. Yine Ömer Dinçer ile beraber 2012’de getirilen 4+4+4 sistemi ile okul öncesi eğitim yürürlükten kaldırıldı. Binali Yıldırım hükümeti ile beraber Milli Eğitim Bakanlığı’na getirilen İsmet Yılmaz ise ilk iş olarak yine eğitim sistemini 3+3+3+4 ile değiştirerek okul öncesi eğitimi kaldıracaklarını, okul öncesi eğitimi özel girişimcilere devredeceklerini duyurmuştu.
Sibyan mektepleri gündeme gelmişti
Okul öncesi eğitimin özel girişimcilere devredilmesinin gündeme gelmesiyle beraber 1924 yılında eğitimde birliği amaçlayan "Tevhid-i Tedrisat Kanunu" ile kaldırılan Osmanlı Sibyan Mektepleri’ne benzeyen ve çocuklara gelinlik, takke, sarık, cüppe ve melek çağrışımlı giysilerle “Kuran’a geçiş törenleri, mezuniyet törenleri” yapan okullar basına yansıdı. Yine aynı okullarda, sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği bölgelerde çocukları, bebekleri, kadınları ve sivilleri katleden özel harekât polisleri için dua zinciri oluşturulması çağrısında bulunuldu.
AKP kendi neslini yetiştiriyor
Son olarak dindar nesil yetiştirmek adına eğitim sistemini her seferinde sil baştan düzenleyen AKP, mahallelerde bulunan liseleri İmam Hatip Lisesi olarak değiştirirken, orta öğretime geçişte etkili olan TEOG sınavını kaldırarak öğrencileri dini eğitim veren İmam Hatip Liselerine yönlendiriyor.
Ders kitaplarına yansıyan
İmam Hatip Liselerinden dışında alternatifsiz bırakılan öğrenciler bu yılın ders kitaplarında ise şu söylemlere maruz bırakılıyor:
* "Kabul edilemez evlenme çeşitleri” başlığında ‘ateist, müşrik, mürtedle yapılan evliliklerin yasak olduğu’ ifade edilirken gizli evlilikler zina olarak sayılıyor.
* Yeni müfredat ataerkil aile yapısının ve erkek egemen toplumun ailedeki varlığını tam anlamıyla koruyup yüceltiyor. “Erkekler güç ve kuvvet yönünden daha ileri olduğundan, ailenin sorumluluğunu birinci derecede onlara yüklemiştir” ifadelerine ek olarak “İslam, erkeğin üstlendiği mesuliyetlere karşılık kadının da kocasına itaat etmesini istemiş ve bu itaati ibadet saymıştır” deniliyor.
* “Kişi evliliğe kadar iffetini muhafaza etmeli; sadece nikâhın koruyucu şemsiyesi altında karşı cinsle bir araya gelmelidir. Unutulmamalıdır ki temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktırlar” denilerek cinsiyetçi söylemlerde bulunuluyor.
AKP ile çıkmaz yola girildi
TEOG’un bir günde kaldırılması, eğitim sistemindeki eksiklikler ve hükümetin eğitim politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, çıkmaz yolun AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte hızlandığını dile getirdi. Sünni mezhebine dayalı eğitim sisteminin ilk adımının 2012’de "4+4+4" sistemiyle atıldığını belirten Aydoğan, eğitimin tek tipçi, cinsiyetçi ve dayatmacı olduğunu söyledi.
İmam Hatip’e mecbur bırakıldı
“2012’den bu yana laboratuvar ve kütüphaneleri olmayan okullara yasa ve yönetmeliklerle mescitler zorunlu hale getirildi. Okul idarecileri ve öğretmenler mülakatla alınmaya başlandı, Öğretmenler üzerinde baskı oluşturulduı" diyen Aydoğan, ülkeye bakıldığında son yıllarda okulların önemli bir kısmının İmam Hatip liselerine dönüştüğünü ve getirilen müfredatla bilim değil, dinciliğin ön plana çıktığını söyledi.
Yaz aylarında çıkarılan okul açma ve kapatma yönetmenliği ile birçok yerleşim yerinde İmam Hatip Lisesi dışında hiçbir alternatifin bırakılmadığına dikkat çeken Aydoğan, şöyle devam etti: “2012’de gerçekleşen protokoller ile Milli Eğitim Bakanlığı'na geniş yetkiler verildi. Protokoller adı altında onlarca vakıf, dernek adıyla okullarda dini ve ideolojik çalışmalar yürütüyor. Eğitim sisteminde, müfredatta, kitaplarda yer alan konulara baktığımızda artık bilimin reddedildiği ve tamamen dini ideolojinin esas alındığı eğitim sistemiyle karşı karşıyayız. AKP 'Yeni Türkiye' adı ile hız verdiği yeni rejime uygun bir sistem inşa etmeye çalışıyor."
Türk eğitimi iflas etmiş
Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar öğrencilerin örgün eğitimin dışına itildiği bir süreçte olduklarını; bununla çocuk işçiliği ve küçük yaşta evliliklerde ciddi artışlar yaşandığını vurgulayan Aydoğan, köy okullarının kapatılmasıyla dayatılan taşımalı eğitimde çocukların Ensar Vakfı ve Aladağ gibi olayların yaşanmasına mecbur bırakıldığını söyledi. Öğrencilerin cemaat yurtlarına teslim edilmesiyle çocuk istismarlarının arttığını sözlerine ekleyen Aydoğan, "PİSA raporları ile de üniversitelere girişlerde yaşanan başarısızlık oranlarından da yola çıkıldığında Türkiye’deki eğitim sistemi iflas etmiş durumda" dedi.
Aydoğan, İmam Hatip Liselerine giden öğrenci sayısının 7 kat, özel okula giden öğrenci sayısının da 12 kat arttığını kaydetti. Çok ciddi eşitsiz eğitim koşulların olduğunu da anımsatan Aydoğan, şunları ifade etti: "Kamusal eğitim olanakları sağlanmadığı sürece yani tüm çocuklar için eşit parasız, nitelikli, bilimsellik ve anadilin de eğitim hakkı sağlanmadığı sürece eğitimdeki başarısızlıklar devam edecektir. AKP hükümeti çok iyi biliyor ki her mahallede her çocuğun tercih edebileceği okul türleri yoktur. Okullar arasında ciddi eşitsizlikler giderilmediği sürece ve imam hatip okulları dışında okul sayısını artmadığı sürece bilimsel ve laik bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir.”