
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, uzun yıllar Suriye'de kaldı. Rojava Devrimi'nin temelleri de Öcalan'ın Suriye'de kaldığı yıllarda atıldı. Rojavalılar, Öcalan'a bağlılıklarını ve sevgisini her zaman gösteriyor. Her evin duvarlarına asılı bulunan Öcalan'ın fotoğrafları, bu sevgiyi gözler önüne seriyor. Rojava'nın Özerk Cizîrê Kantonu'na bağlı Gırkê Legê'de yaşayan Esma ve Ayhan isimli iki kardeş ise, Öcalan'ın uluslararası komployla Türkiye'ye getirildiği 15 Şubat 1999'dan bu yana yas tutuyor. 15 yıldan bu yana yasın simgesi olan siyah elbiseleri giyerek Öcalan'ın tutsak edilmesini protesto eden iki kadın, evlerinde, alış veriş yapmak için çıktıları çarşıda, hatta gittikleri düğünlerde dahi siyah elbiselerini değiştirmiyor.
'Kendime haram kıldım'
Defalarca bu eyleminden dolayı tutuklanan, bir kızı PKK saflarında, bir oğlu ise YPG saflarında yer alan Esma Murad, Öcalan'ı tanıdıktan sonra kadının özgürleşme fikri ile tanıştığını belirtti. Öcalan'ı 15 Ağustos 1991 yılında Beka'da gördüğünü kaydeden Murad, "Önder Apo'yu görmek için Beka'ya gitmiştim. Sanki tüm Kürdistan orada toplanmıştı. İlk ve son kez orada gördüm onu. Onu gördüğümde sanki rüyada gibiydim" dedi. Öcalan'ı tanıdıktan sonra Kürt Özgürlük Hareketi içinde aktif olarak çalışmalara başladığını ifade eden Murad, "Türkiye'ye esir düşmesinden sonra, adeta çılgına döndüm. Gözlerinin bağlandığı görüntüleri görünce, ben de kendime bir söz verdim. Bir kadın olarak güzel bir yaşamı kendime haram kıldım" diye konuştu. Öcalan'ın Türkiye'ye teslim edildiği günden bu yana yasın simgesi olan siyah elbiseyi giydiğini kaydeden Murad, "Önder Apo özgür olmayana kadar bir daha güzel bir yaşam yaşamayacağımıza kardeşim ile birlikte karar verdik" dedi.
Tutuklandı ama vazgeçmedi
Uzun bir süreden bu yana Yekîtiya Star'da görev yaptığını anlatan Esma Murad, siyah elbiseleri giydiği günden bu yana Suriye rejimi tarafından baskı ve tutuklamalara maruz kaldığını ifade etti. Murad, "2004'te tutuklandım. Bana gözaltında olduğum süreçte 'Bize Öcalan'a bağlı olmadığını söyle, seni bırakalım' dediler. Ama hiçbir zaman bu sözleri ağzımdan duyamadılar" şeklinde konuştu. 2009 yılında kardeşi ile birlikte tutuklandıklarını ifade eden Murad, siyah elbiseleri giymelerinden dolayı baskı gördüklerini ve bu elbiseleri giymeyi bırakmalarının istendiğini kaydetti.
"Son olarak 2012'de yine tutuklandım, beni Şam'daki cezaevine götürdüler. Ne yaptılar ise beni bu eylemimden vazgeçiremediler" şeklinde konuşan Murad, "Ben kendime verdiğim sözün peşindeyim. Önder Apo özgürleşmeyene kadar ben bu eylemimden vazgeçmiyorum. Ben ölene kadar bu eylemimi sürdüreceğim. Kürdistan özgürleşmeden, Önder Apo özgürleşmeden bu eylemimi sürdüreceğim" dedi.
Murad, evinin tüm odalarını ise Rojava'daki çatışmalarda yaşamını yitiren YPG'liler ile Öcalan'ın fotoğraflarıyla süslemiş durumda.
'Onunla kendimizi tanıdık'
Ayhan Murad da ablası Esma gibi bu eylemi 15 yıldır sürdürüyor. "Ben de ablam gibi kendime bir söz verdim" diyen Ayhan Murad, verdiği sözün gereği olarak her saatini bu davada sürdüreceğinin altını çizdi. Murad, "Eski yaşamımız ile şimdiki yaşamımız arasındaki farkı görebiliyoruz. Önder Apo'nun kadın üzerindeki fikirleri ile kendimizi tanıdık" dedi. Öcalan'ın görüntüleri ve eski ses kayıtlarını sürekli dinlediklerini belirten Murad, "Onu görmemiş olmama rağmen onun fikirlerini kendime esas aldım" şeklinde konuştu.
İSMAİL ESKİN/DİHA/ GIRKÊ LEGÊ