Mehmet Öcalan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 11 Eylül’de İmralı’da gerçekleştirdiği görüşmenin bazı detaylarını ANF ile paylaştı. Öcalan, öz yönetim direnişlerinden belediyelerin gaspına, çözüm sürecinden Rojava’daki gelişmelere kadar birçok konuda önemli mesajlar verdi. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşme yapılması talebiyle Amed’de açlık grevinin devam ettiği süreçte kardeşi Mehmet Öcalan, Kurban Bayramı arifesinde İmralı’ya giderek bir görüşme gerçekleştirmişti. Mehmet Öcalan görüşmenin ayrıntılarına ilişkin bazı yeni bilgileri paylaştı. Mehmet Öcalan, 11 Eylül’deki son görüşmeye Öcalan’ın çıkmak istemediğini dile getirdi. Daha önce görüş için İmralı’ya gittiği zamanlarda Öcalan’ın ortalama 5 dakika içerisinde görüşe geldiğini belirten Mehmet Öcalan, son gidişinde Öcalan’ın cezaevinin idari amirleri tarafından yapılan görüşmelerin ardından yaklaşık 30-40 dakika sonra kendisiyle görüşmeye geldiğini söyledi. 

Öcalan’ın yaşananlar karşısında büyük bir öfke duyduğunu dile getiren Mehmet Öcalan, sağlık durumunun iyi olduğunu sözlerine ekleyerek, bu noktada oluşan kaygıları gidermek için Amed’de yapmış olduğu açıklamayı yineledi. 


Görüşe çıkmak istemedi 

Mehmet Öcalan, “Başkan’ın görüşe çıkmak istemediğini tahmin ettim. Cezaevi yönetimi falan Başkan ile görüşmeye gitti. 30-40 dakikada ancak ikna edilebilen Başkan, sonrasında görüşe çıktı. Yoksa görüşe çıkmayacaktı. Görüşe gelen Başkan ile merhabalaştıktan sonra bana ‘Sen gelmişsin iyi de ancak benim söyleyeceklerim ağırdır. Sen bunları kaldıramazsın. Sen hem kendine zarar verirsin, hem de bana zarar verebilirsin. Çünkü ben ağır konuşacağım. Gerçekleri sana aktaracağım. Ben senin yerinde olsaydım gelmezdim’ dedi. Neden diye sordum. Ben halkın istemi üzerine geldim, dedim. ‘Bunu biliyor ve anlıyorum’ dedi bana” diyerek, aralarında geçen diyaloğu aktardı. 


Of bile çekmem, ben netim 

Mehmet Öcalan, Abdullah Öcalan’ın kendisine “Ben demokrat ve devrimci bir insanım. Ben onlarca yıl daha burada tek başıma kalsam, hiçbir zaman ne devlete teslim olurum ne de bir başkasına teslim olurum. Yaşamımın sonuna kadar da bu şekilde devam edebilirim. Of bile çekmem. Ben netim. Herkes bunu çok iyi bilsin. Ancak, gerçeği istersen gelmemeliydin ama bir kere emek de vererek gelmişsin. Bunu çok iyi biliyor ve anlıyorum” dediğini ve hemen hemen her konu üzerine düşüncelerini paylaştığını belirterek, şöyle devam etti:


Bunlar doğru şeyler değil

 “Başkan bana ‘Beni dinle’ dedi. Yaklaşık 50 dakika boyunca aralıksız bir şekilde benimle öfkeli bir şekilde konuştu. Kişiler üzerine hiçbir şey demedi. Tüm Kürt Hareketi ve devlete ilişkin konuştu. Bana ‘Bak bunlar doğru şeyler değil. Hem devlet hem de Hareketimiz sıkışınca benim yanıma geliyorlar. Bu kabul edilemez’ dedi. Başkan, çok sinirli ve öfkeliydi. Başkan’ın esir alındığından bu yana düzenli olmasa da 15 yıl boyunca adaya giderek kendisiyle görüştüm, geldim. Ama hiçbir zaman Başkan’ı bu kadar sinirli, tepkili ve öfkeli görmedim” dedi.


Darbeleri Kürt sorunu doğuruyor

Öcalan’ın 15 Temmuz’da girişilen askeri darbeye ilişkin de görüşlerini paylaşan Mehmet Öcalan şunları aktardı: “Başkan ‘Ben defalarca bu sorun çözülmez ise her zaman darbeler yaşanır dedim. Kürt sorunu çözülmez ise ve demokratik bir Türkiye inşa edilmez ve bu sorunların önü kesilmez ise darbelerin önü hep açıktır. Bu tür girişimler her zaman için beklenir. Ben bunu her zaman söyledim. Bir boşluk kalırsa dahi bugün darbeci bu kişi değil de şu kişi olur. Türkiye’de bu şartlarda ortam her zaman darbelere müsait. Ben bunu yetkililere defalarca söyledim. Eğer bu sistem bu şekilde devam ederse darbeler de olmaya devam edecektir. Bunu bugün bu kişi yapmaz şu kişi yapar. Ama sonuçta darbe mekaniği her zaman için devrede olmuş olur’ dedi.”


Mehmet Tunç’u neden kurtaramadınız?

Öcalan’ın görüşmede verdiği mesajları halktan çok Kürt kurum ve kuruluşları ile devlet odaklı verdiğini söyleyen kardeşi Mehmet Öcalan, herkesin de bu çerçevede verilen mesajları değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. Kardeşi, Öcalan’ın Kürdistan’daki öz yönetime dair çok detaylı konuşamayacağını vurgulayarak, şu kadarı paylaştı: “Başkan’a Kürt kentlerini yakıp yıktılar, bunun için senin düşüncen nedir diye sordum. Başkan, öz yönetimler bir gerçekliktir, dedi. Geniş değerlendirmelerde bulundu ve eleştirileri de vardı. Başkan, Kürdistan’da, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve dünyada yaşanılanları bizden çok dahi iyi takip ediyor. Hem süreci hem gündemi elindeki olanaklar kapsamında bizden çok daha iyi takip ediyor ve değerlendiriyor. Kim ne yapmış ise onları çok iyi biliyor. Başkan, ‘Mehmet Tunç’un çağrıda bulunduğu çevrelerinin sarıldığını, ablukaya alındıklarını ve çok az bir zamanlarının kaldığını söylediğinde, neden Mehmet Tunç’u kurtaramadınız?’ dedi.”


Rojava bugün değilse ne zaman?

Rojava Devrimi’ne ilişkin de Öcalan’ın değerlendirmelerde bulunduğunu söyleyen Mehmet Öcalan, şöyle devam etti: “Başkan, Rojava’ya ben ve bir iki arkadaşım geçtiğimizde elimizde ne bir silah ne de cebimizde paramız vardı. Yanımızda başka kimse yoktu. Ortadoğu’da adı hatırı sayılır olan Hafız Esad’ın hakimiyetindeki alanda biz yokluk içerisinde büyük işler başardık. Kürtleri dünyaya Rojava’da tanıttık. Rojava Devrimi kapsamında IŞİD’e karşı yakın zamana kadar ABD ile PYD birbirleriyle yardımlaştı. Ancak ABD birkaç hafta önce Türk devletini de Rojava’ya davet etti Cerablus üzerinden. Bunun çok iyi analiz edilmesi gerekiyor… ‘Tahmin ediyorum ki ABD hem Kürtleri hem de Türkleri bu noktada daha da zayıflatmak adına böyle bir strateji izledi. ABD istemeseydi Türkler Cerablus’a giremezdi. Amaç burada her iki gücü çarpıştırmak’ dedi. Başkan, ‘silahsız ve parasız girdiğimiz Rojava’da şimdiki hareketin altyapısını biz oluşturduk. Bir bir işleyerek. Eğer bugün Rojava’da elde edilmiş kazanımlar var ise bu bizim yıllar önce ortaya koyduğumuz projenin sonucudur. Şimdi Rojava’nın 50 bin civarında silahlı gücü var. Eğer bugün kendisini kurtaramayacak ise daha ne zaman kendisini kurtarabilir ki? Ben ne yapabilirim ki bu noktada’ dedi.”


17 yıldır Kürdistan’da ne yaptınız?

DBP’li belediyelerin gaspı ve kayyum atanmasını da sorduğunu belirten Mehmet Öcalan, aktarımlarını şöyle sürdürdü: “Başkan, ‘Belediyeler halk ile bütünleşememiş, halk ile bir olamaz ise bu sisteme karşı duramaz’ dedi. Başkan, ‘Bu kayyum atamalara karşı keşke belediyelerimizdeki seçilmişlerimiz halk ile bütünleşmiş olsalardı. Ama maalesef yapmamışlar. Bir süre bu kayyum girişimine karşı bir direniş olur o da yetersiz kalır. Bu da doğru bir şey değil. 17 yıldır Kürdistan’da birçok şeyde yönetimdesiniz ne yaptınız? Eğer belediyeler halk ile birleşememiş ve halk binler, on binler ile belediyeler önüne akmamış ise o belediye görevini yapmamıştır. Bu kabul edilemez’ dedi. Başkan, ‘Bunu nasıl kabul edelim. İrademiz ile kazandığımız mevzilerimiz belediyelerdir. Ellerinden alıyorlar. Onlar da kendilerine sağır dilsizi oynuyor. Projelerini gerçekleştirmemişler. Orası fabrika sistemine dönüştürülmüş ve içindekiler emekli olmaya oynuyor. Belediyelerinizi teslim etmeyin. Binler ile belediyelerinizin önüne gidin ve sahip çıkın. Elinizden gittikten sonra yapabileceğiniz bir şey olamaz. İradenizi elinizden alıyor, siz de halk ile bütünleşemediğiniz için ancak bakarsınız elinizden kayıp gidişini’ diye konuştu. Başkan, çok sert ve tepkili konuştu bu konu için.” 


İnfaz edebilir ama teslim alamazlar 

Tarihi 2013 Amed Newroz’unda Öcalan’ın okunan manifestosuyla Kürt sorununun çözümü için başlatılan sürecin bitirilmesine ilişkin Öcalan’ın görüşlerini paylaşan Mehmet Öcalan, şunları aktardı: “Başkan, ‘28 Şubat’ta Dolmabahçe’de yapılan mutabakat sonrasında devlet süreci bitirdi. Masayı deviren devlet oldu. Şimdi devletin başı ise Erdoğan ve AKP’sidir. Biz yapmadık. Devletin heyeti en son benim yanımdan ayrıldığında bana 15 gün sonra yeniden geleceklerini söylediler. Dolmabahçe’de açıklanan mutabakatın ardından yeniden adaya gelerek benimle görüşeceklerini söylemişlerdi. Ama masayı Dolmabahçe’de yapılan mutabakatın açıklamasının ardından devirdiler. Bekledim gelmediler. Süreci devlet bitirdi. Süreçte bizim hiçbir eksikliğimiz yoktu. Biz her şeyi yapabilirdik. Eğer devlet ‘Evet’ deseydi biz de üzerimize düşen her türlü sorumluluğu bir bir yerine getirecektik’ dedi. Başkan şimdi kendisiyle beraber adada bulunan 3 tutuklu arkadaşı ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve görüş alış verişinde bulunduklarını söyledi. Çözüme dair projelerimiz var. Hazırlamışız. Orta noktayı bulmuşuz. Eğer devlet de hazır ise 2 kişiyi adaya gönderir, burada müzakereleri yapabiliriz. Biz bunun için hazırız. Bunun dışında kim ne yapmak istiyorsa yapsın. Ben devletten korkmuyorum. Beni burada infaz edebilir, ama benim irademi teslim alamazlar’ dedi. Başkan Kürt sorununun çözümüne ilişkin bunları söyledi.”


HASAN YOLDAŞ/ANF/URFA