Hazırlayan: MUSTAFA MENGE ÖZCAN BOZOÐLU

ALMANYA SEÇİYOR BÖLÜM - 4


Die Linke’nin (Sol Parti) en genç adayı Dersimli Diyar Ağu, Almanya’nın NRW eyaletinden Pazar günü yapılacak federal seçimlerinde milletvekili adayı. 

17 yaşındaki Ağu, dünyadaki haksızlık ve adaletsizlik ile Kürt halkına yönelik baskı ve saldırılar karşısında tepkisiz kalmamak için siyasete atılmaya karar verdiğini; gençlik, eğitim gibi konuların ise öncelikleri olduğunu söyledi. Seçimden önce Ağu ile siyasete ilgisi ve neden vekil olmak istediği üzerine konuştuk. 


Genç yaşta siyasete girmenin sebebi nedir?

Dünyada her gün yapılan haksızlıklara daha fazla göz yummak istemedim. Bu haksızlıklara karşı somut olarak bir şey de yapılmıyor. Kriz bölgelerinde yaşayanların karşı karşıya kaldığı şiddet ve saldırının yanı sıra bir de devletin yapısal ve sistematik şiddeti de var. Bu, eğitim, gelir eşitsizliğini içeriyor. Aynı zamanda açlık sorunu da... 


Aile geçmişin siyasetle ilgilenmende etkili oldu mu?

Haksızlık konusu benim için önemli. Büyükanne ve dedem köylerin yakılmasının, göç etmek zorunda kalmanın ve tehcir edilmenin ne anlama geldiğini iyi bilirler. Dedem, Türk askerlerinin işkencesine maruz kaldı. Bu baskılar bugün de devam ediyor. İnsan hakları durumu 2000 yılından bu yana neredeyse hiç değişmedi; baskının artması dışında. Polis şiddeti ve işkencesi sürüyor. Paramiliter örgütlerle faili meçhuller yaşanıyor, Kürtlere yönelik saldırı düzenleniyor. Bunların failleri de yargılanmıyor. 

Köylerde yaşayanlar, ambargo ve bariyerlerle kapatılan köy girişlerinden dolayı beslenme sorunu yaşıyor. Örneğin Dersim’de benim ailemin bu yıl giremediği yasaklı bölge var. Geçtiğimiz yıl polis tarafından gözaltına alındım ve Almanya’ya gelirken az kalsın tutuklanacaktım. Polis bana “bu ülkede (Türkiye’de) istenmiyorsun” dedi. En iyisi bir daha gitmememmiş, çünkü başıma ne geleceğini bilememezmişim!.. 

Bir Kürt olarak halkımın kanlı bir soykırımdan geçtiğini ifade edince direkt kriminalize edilir ve terörist olarak yaftalanabilirim. Kürt halkına karşı baskı ve haksızlığa karşı çok farklı bir hissiyatım var. Çünkü ailem ve ben bunu direkt yaşadık. Kendi safımı çok erken belirledim; toplumun en güçsüzlerinden yanayım. Onlar için mücadele etmek istiyorum. 


Gençler için bir alternatif olmak istediğini belirtmişsin. Bu yaşta siyasette olmak bir dezavantaj mı yoksa gerekli mi?

Benim bu yaşta deneyimlerimin olmacağı yönünde endişeler var. Sadece daha yaşlı adaylara ayak uydurmuyorum; aynı zamanda onların karşısında kararlı ve dik de duruyorum. Biz gençler yapabileceğimizi çoğu zaman ispatlamışızdır. Diğer yandan büyüklerden övgüler de alıyorum. Bir kabulleniş var. Ailemin geldiği ülkede siyasiler gözetim altında ve tutuklu. Burada ise özgürlük var. Bu yüzden gençlerin topluma katılmalı, görev üstlenmeye hazır olmalı. 


Almanya-Türkiye ilişkisini nasıl değerlendiriyorsun?

Erdoğan’ın güç politikasından dolayı Türkiye ve Almanya ilişkisinin zedelendiğini görüyorum. Bu hem ortak çalışmayı hem de Ortadoğu’nun barışına da zarar. İnsan hakları ihlallerine yönelik tutum sergilemek için Alman hükümeti çok geç kaldı. Bu gecikme Erdoğan’ın rolünü daha da güçlendirdi. Erdoğan mülteci antlaşması ve diğer ekonomik çıkarlarından dolayı hep hoş görüldü. Alman ordusu, NATO partneri Türkiye’ye bilgiler vermemeli. Bu bilgiler Suriye’de Kürtlere karşı kullanılıyor. Alman askerleri Türkiye’den çekilmeli, AB müzakereleri için yardımlar kesilmeli ve Türkiye’ye silah ihracatı durdurulmalı. Aynı zamanda ekonomik yaptırımlar da yapılmalı. Erdoğan’ın anladığı tek dil: Ekonomi. 


Üniversite okumayı düşünüyor musun? Yoksa kendini tamamen siyasete mi adayacaksın?

Aachen Üniversite’sinde okuyacağım. Federal Parlamento’ya seçilirsem ikisini de aynı anda yürütmeye çalışacağım. Temel eğitim şart. Özellikle genç yaşta. Federal milletvekilliğim öncelikli olacaktır. 


Almanya’daki eğitim sistemine ilişkin görüşlerin neler?

Her yıl okullar ve üniversitelere 21 Milyar Euro daha az veriyoruz. Yapılacak iyileşme federal çapta desteklenmeli. Kendimden yola çıkarak şunu belirtebilirim; genç yaşta sorumlulukların farkında olmayabiliyor insan. Çocuklar önce çocukluğunu yaşamalı. Büyüyünce hangi mesleği istediğini bilir. Çok erken okullar ayrılıyor. Bu yüzden kapsayıcı bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Sınıflarda daha az öğrenci olmalı. İki öğretmen bir dersi paylaşmalı. Okul taşıtları ve diğer ulaşım araçları ücretsiz olmalı. Eğitim, ailenin gelirisinden bağımsız olmalı. 


10 yıl sonra siyasette kendini nerede görüyorsun?

Siyasi çalışmalarıma devam etmek ve parti içinde yükselmeyi düşünüyorum. Örneğin Eyalet Parlamentosu Yönetimi olabilir. Fakat 10 yıl içinde Federal Parlamento’da olmak ve daha çok eşitlik için mücadele etmek istiyorum. Bir  dileğim daha var: Bir gün yine ailemle memleketime gitmek, akrabalarımı ziyaret etmek isterim. Umudum bağımsız ve barış içinde yaşayan bir Kürt halkı.


Diyar AÐU kimdir?

Dersimli Diyar Ağu, 17 yaşında seçimlere giren en genç adaylardan. Yüksek Lise’sini (Abitur) çok başarılı bir sonuç ile tamamlayan Ağu, Ekim’de Aachen Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği’ne başlamamayı planlıyor. 14 yaşından beri siyasetle ilgilenen ve 2015’ten yana Sol Parti’ye üyesi olan Ağu, Sol Parti’li Gregor Gysi’den etkilenerek siyasete atılma kararını verdi. Ağu, NRW eyaletinin 24. sıra adayı. 


Marksist vekil için  oylar MLPD’ye


2014 yılında Ludwigsburg Belediye Meclis üyeliğine aday olan Erkan Karakaplan şimdi de Almanya Marksist Leninist Parti’nin (MLPD) Enternasyonal Listesi’nden 7’inci sıra adayı olarak Federal Meclis milletvekilliği için yarışıyor. 

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu’nun (ADHK) desteğini alan Karakaplan, “Şayet seçilirsem başta Almanya’daki hak gaspları olamak üzere, Kürtlerin ve Alevilerin hakları, kadın hakları, savaş karşıtı, hayvan hakları, çevre bilinci, insancıl görüş ve davranışların yaygınlaştırılması için” mücadele edeceğini söylüyor. Dersimli Kürt Alevi bir aileden gelen, 17 yaşından itibaren Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya gibi devrimci liderlerden etkilenerek siyasal çalışmalar içerisinde yer alan Karakaplan ile seçim çalışmalarını, neden MLPD’den aday olduğunu konuştuk. 

“1938 ve soykırım hikayelerini dinleyerek büyüdüm. Ailem, 1938 Dersim soykırımını en ağır biçimde yaşayan ve ona karşı direnen Demenan aşiretine mensup. Tüm baskılara karşı dik durmayı o dönemin büyüklerinden öğrendik” diyen Karakaplan neden MLPD’den aday olduğunu şöyle özetledi: “MLPD’nin Türkiye’deki faşizmi her alanda teşhir etmesi, Kürdistan ve Rojava’yla dayanışması, enternasyonalist manada takdire şayandır” dedi. 


Adaletsizlik artıyor 

ADHK ve MLPD’nin görüşleri ve mücadeleleri sayesinde sosyalist düşünceyle tanıştığını ifade eden Karakaplan, işçi ve emekçilerin haklarının gasp edildiğini vurgulayarak bu alanda mücadelenin önemine vurgu yapıyor: “Almanya gibi dünyanın en güçlü ekonomisine sahip bir ülkede, işçi sınıfının hayat standartları giderek düşüyor. 2010 Agenda olayı bir felaketti. Bunu bertaraf eden hiçbir gelişme olmadı. Çalışanların alım gücü hızla düşmeye devam ediyor. Eğitim, sağlık, konut, ulaşım, her alanda tekellerin çıkarlarını kollamaya endeksli politikalar yürütülüyor. Yani bir avuç sermaye kesimini zenginleştirirken, bu zenginliği yaratan çalışan yığınları her yıl fakirleşiyor. Adaletsizlik her gün dahada çok artıyor. 


En ağır reçete göçmenlere

Bu durumun özellikle biz göçmenlere reçetesi çok ağır ve  gün be gün kendisini daha acımasızca hissettiriyor. Politik bakımdan da endişe verici gelişmelere tanıklık ediyoruz. Almanya büyüyen zenginliğinden çalışanlara pay vermek yerine, onlardan daha çok kısarak dünya egemenliğine oynuyor. Bu yüzden sağcılık ve faşist kıpırdamalar artış gösteriyor. Yakın gelecekte bu durumun daha da dramatik bir hal alacağını tahmin edebiliriz. Bu duruma karşı koymak ve bir direniş cephesi oluşturmak şart. Yerli ve göçmen işçi ve emekçilerin ortak paydada örgütlenmesi gerekiyor. Sınıf kardeşliği bugün belirtilmeyecekse daha ne yaman olabilecek? Almanya’da bugün sınıf kardeşliğinin en güvenilir toplanma aygıtı MLPD’dir.” 


16 kurum Enternasyonel Liste’de

 Göçmen kurumlarının kendi düşünceleriyle seçimlere katılamadığı için MLPD’nin 16 kurumla beraber Enternasyonal Liste/MLPD adıyla kendilerine imkan sunduğunu söyleyen Karakaplan, “Bizlerde ittifak güçleri olarak kendi düşünce ve örgütsel varlığımızı, farklılığımızı koruyarak birlikte yürüyoruz. Umarım, bu hareket yeni bir politik yıldız olarak ses getirir” ifadesini kullandı.  


Alman marksistlerle ortak çözüm

Seçim çalışmalarını Alman marksistlerle beraber yürüttüklerini söyleyen Erkan Karakaplan şöyle devam etti: “Sorunlarımıza ortaklaşa çözümler buluyoruz. Hassasiyetlerimize ve hassasiyetlerine dikkat ediyoruz. Her faaliyetimiz yalnız göç ettiğimiz yere göre değil de, yaşadığımız yere ve göç ettiğimiz yerin diyalektik bağını kurarak faaliyetlerimiz şekilleniyor. İran, Filistin, Türkiye ve Kürdistan ve diğer ülkelerin sorunlarıyla ilgili daha iyi bir lobi çalışması yaratabiliyoruz. Bu seçim ittifakı bunları bizlere öğretti. Yine ihtisas örgütleme ve ön hazırlık noktasında çok ciddi deneyimler elde ettik. 


Anti-faşist örgütlenme

Bir çok yerli ve göçmen adaylarımız var her kurumdan. Yerellerde bunları ve görüşlerimizi tanıtma imkanı var. Ciddi bir antifaşist örgütlenme imkanı doğuyor bu seçim çalışmaları sayesinde. İşçilerin iş yerlerinden atılmalarına ortak bir refleks gösteriyoruz. Bu saldırıların daha ziyade göçmen işçilere yönelik olduğunu tahmin edersiniz. Bu seçimlerde ‘bir önceki seçim sonuçlarını üçe katlamak’ gibi bir hedefimizde var. Eğer iyi çalışılırsak belki birkaç Marksisti parlamentoya göndermek de olanak dışı değil. Şayet seçilirsem başta Almanya’daki hak gaspları olamak üzere, Kürtlerin ve Alevilerin hakları, kadın hakları, savaş karşıtı, hayvan hakları, çevre bilinci, insancıl görüş ve davranışların yaygınlaştırılması için yalnız parlamentoda değil, mücadelenin her alanında militan savunucusu olmak isterim.” - BİTTİ-


Erkan Karakaplan kimdir?

1974 Stuttgart doğumlu ve 3 çocuk babası olan Karakaplan, özel işletmelerde yöneticilik yapıyor. Çocukluğundan itibaren ADHK’de faaliyet yürüten Karakaplan, Demokratik Kültür Derneği’nde 18 yıl yöneticilik olmak üzere 12 yıl başkanlık yaptı. İki yıl Almanya Demokratik Haklar Federasyonu Başkanlığı, Ludwigsburg Dersimspor’da 12 yıl yöneticilik ve 4 yıl başkanlık yapan Karakaplan, Ludwigsburg Alevi Derneği yöneticiliğinde de uzun zamandır görev alıyor. Karakaplan, “Sönmeyen Ateş İbrahim Kaypakkaya” isimli filmde Cengiz Aydın ve Kenan Taşkesen’le beraber yönetmenlik ve yapımcılık görevi üstlendi. 


Almanya’daki Türkiyelilerin hayatı zorlaşıyor


Yeşiller Partisi’nin NRW adaylarından Türkiyeli Gönül Eğlence, 19. sıra adayı. Seçilmek için Türkiyeli demokratların oyunu bekleyen Eğlence, Türkiye ile Almanya arasında yükselen gerginlikten ötürü Almanya’da yaşayan Türkiyelilerin hayatının da giderek zorlaştığını söyledi. “Artık değişim şart” diyen Gönül Eğlence sorularımızı yanıtladı.


Federal Parlamento’ya girme şansınız ne kadar yüksek?

İkinci oyunu Yeşiller’e veren ne kadar çok kişi olursa o kadar benim şansım da o kadar çok artar. 


Parlamentoya girdiğinizde nasıl bir politika izlemek istiyorsunuz?

Benim siyaset anlayışımın odağında/merkezinde insan haklarını temel alan siyaset, doğa, çevre ve hayvanlar var. Almanya’da olduğu gibi tüm dünyada da hukuk devleti ve demokrasi tehlike altında. Bu yüzden de benim için enternasyonalist yaklaşım önemlidir. Çünkü globalleşen bir dünyanın ‘sorunlarının’ kaynağı yerel/lokal olamaz, bu yüzden de cevapları da lokal kalamaz. Bizler mal ve sermayenin yeryüzü üzerinde serbestçe dolaşacağına inanamayız. Fakat insanlar için bu geçerli değil. Bizler bu dünyada davranışlarımızın başkaları üzerinde etkisinin olmayacağına inanmamalıyız. Dolayısıyla her zaman dünyaya bakmalıyız. Bazen bizim refahımız başkalarının acısına dayandırılmıştır. Belki de biz sağlamışızdır bu acıyı. Bu olmamalı. 


Türkiye ile AB ilişkilerinde bir kriz yaşanıyor. Gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi biriyle AB müzakereleri sürdürülemezdi. Dolayısıyla dondurulması doğru bir karardı. Türkiye giderek diktatörleşiyor; Bir halkı rehin alıyor ve sadece popülizm politikası sürdürüyor. Başta kadınlar olmak üzere milyonlarca kadın bu adımlardan dolayı acı çekiyor ve bu giderek artıyor. Ben de sivil toplumdaki muhalifleri desteklemek istiyorum. AB’nin müzakereler için Türk devletine para göndermektense muhalifler ve sivil halkı için projeler geliştirip onları desteklemesini daha faydalı buluyorum.


Sizce Türkiye’deki Kürt sorunu nasıl çözülür? 

Bu sorun sadece Kürtleri ilgilendirmediği için, Türklerin de bir sorunu olduğu için “Kürt sorunu” denilemez. Çözümü sadece Kürtlerle birlikte üretilir. Kürt ve Türk demokratlar bir araya gelmeli; haksız rejime karşı bir güç olmalı. Aynı zamanda Kürtler ve Ermenilere karşı var olan bir milliyetçilik ile nefretin de giderek arttığını gözlemleyebiliyoruz. Görünen o ki, haksız rejime karşı ‘Erdoğan’a karşı çıkan tek parti’, Meral Akşener’dir. Bu çok tehlikeli bir durum. Çünkü sağcıları ve solcuları bir araya toplamak istiyor ve başarılı da olabilir. Bunu hiçbir demokrat istemez. Korkarım başarılı olursa Kürt-Türk sorunu çözülmekten daha çok daha da kanlı bir süreç olur. Buna karşı ülkedeki demokratik güçler birleşmeli ve karşı durmalı. Bunu da tek başına yapamazlar. Bunun için Almanya da olmak üzere uluslararası bir desteğe ihtiyaç var. 


Almanya-Türkiye arasındaki kriz Almanya’ya da taşındı. Erdoğancılar/AKP sempatizanları ile muhalifler arasındaki tartışmalar/şiddet giderek artıyor. Sizin bu konudaki çözümünüz nedir?

Almanya’daki AKP sempatizanları ile muhalifler arasındaki sorunun Almanya siyaseti ile de bağlantısı var. Birçok AKP sempatizanı, Erdoğan’ı kendilerine “onurlarını” geri veren bir kurtarıcı olarak görüyor. Bu kötüdür. Almanya ve Türkiye arasındaki kötü ilişki sürerse, Almanya’daki Türkiyelilerin hayatı daha da zorlaşacaktır. Türkiyelilere tepeden bakılmaya başlandı. Bu da iş ve ev ararken şanslarını kötü etkileyebilir. Durum kötüleşiyor ve kısır döngüye dönüşüyor. 

Tıpkı AfD ve sempatizanları gibi hangi zihniyete sahip oldukları açıkça belirtilmeli. Sonuçta sağcı bir zihniyettir ve bu da açıkça belirtilmeli. Bence Alman siyaseti bu “gizli” sesleri çok uzun süre dinledi ve artık demokratları desteklemenin zamanı geldi. Bizim bir diğeri ile dayanışmaya ihtiyacımız var ve böyle örgütleri desteklememiz gerek. Bugüne kadar zaten iyi örgütlenmişler finans yardımı alıyorlar ve kamu eliyle muhattap alındılar. Artık bir değişim şart. Davranışlar/tavırlar değişmeli. 

Aslında bizlerin, giderek sağa kayan seslere rağmen, hukuk devleti, insan hakları ve dayanışma gibi demokratik değerler için araçlara ihtiyacımız var. Bu okullarda da yapılabilir ama aynı şekilde sivil toplum içerisinde de. 

Bizlerin demokrasiye açık, yabancılara karşı hoşgörülü (nerden, hangi dinden olursa olsun) karşı mücadeleye, göçmen ülkeden bir göçmen toplumuna dönüşüme ihtiyacımız var.



Gönül Eğlence kimdir?

Siyaset bilimci Gönül Eğlence (38), 2012 yılından itibaren il teşkilatı başkanı, 2014’ten beri eyalet teşkilatı yönetim kurulu üyesi, 2010-2015 arası Essen bölgesinde belediye başkanvekilliği yaptı, 2015’te Büyükşehir belediye başkan adayı oldu. Genel seçimlerde NRW’den Yeşiller Partisi’nden 19. sıra adayı.