Rojava Kürdistan’da 19 Temmuz 2012 tarihinde başlayan Özgürlük Devriminin dördüncü yıldönümü yaşanıyor. Her tarafta coşkulu devrim kutlamaları oluyor. Devrimin dördüncü yıldönümünün yaşanıyor olması Minbic’ı özgürleştirme hamlesini de olumlu etkiliyor. Her ne kadar Suruç Katliamının birinci yıldönümünün yaşanıyor olmasının büyük öfkesi varsa da, bu öfke de devrimci eyleme dönüştürülerek beşinci devrim yılına çok daha iddialı ve güçlü giriliyor.
Her şeyden önce, 19 Temmuz Özgürlük Devriminin dördüncü yıldönümünü selamlıyor, bu büyük devrimin yaratıcısı olan Rojava halkını kutluyorum. Yine başta Kobanê direnişi ve zaferi olmak üzere, DAİŞ faşizmine karşı gelişen tarihi Rojava özgürlük direnişini ve zaferlerini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Şehit Arin, Hebun, Gelhat ve Rubar Qamişlo şahsında tüm Rojava Özgürlük Şehitlerini saygı ve minnetle anıyorum. Rojava halkı bu kahraman şehitlerin anılarını sahiplendi ve nihai amaçlarını da mutlaka başaracaktır.
Ayrıca birinci yıldönümünde Suruç Katliamını bir kez daha nefretle kınıyorum. Katliamın şehitlerini, Türkiye’nin Kürt kardeşi genç ve güzel insanlarını saygı ve minnetle anıyorum. Geçen bir yıl içinde kanları yerde kalmadı ve gelişen mücadele ile intikamları misliyle alındı. İkinci yıl mücadelesinin ise demokratik devrimi zafere götüreceğine inanıyorum. Suruç şehitlerinin anılarına bu temelde sahip çıkılıyor ve amaçları yoldaşları tarafından böyle başarılıyor.
Kuşkusuz Rojava Özgürlük Devriminin beşinci yılına giriyor olması büyük önem taşıyor. Bu öyle bir devrim ki, her günü ve her anı tarihi mücadelelere ve büyük kahramanlıklara sahne oluyor. Bu nedenle değil dört yıl, dört gün yaşamasının bile mucizevi bir olay olduğunu bilmek gerekiyor. Geçen dört yılda Rojava Devriminin sayısız ezberi bozduğu açıkça görülüyor. Kim tahmin eder ve öngörürdü ki, Rojava Kürdistan’da böyle bir özgürlük devrimi olacak ve insanlığı aydınlattığı gibi, faşist DAİŞ belasından da kurtaracak!
Elbette burada geçen dört yılın bir özetini vermemiz gerekiyor. Rojava Devriminin nereden geldiğini ve nereye gitmekte olduğunu analiz etmemiz önem taşıyor. Devrimin Rojava halinin özgünlüklerini ortaya koymak kadar, genele katkılarını da göstermeye çalışmak önemli oluyor. 19 Temmuz 2012 Kobanê kararından Minbic hamlesine kadar geçen bir devrim hikâyesini anlatmak ve daha derinden anlamaya çalışmak gerekiyor.
Çok açık ki, Rojava Özgürlük Devrimi kendiliğinden ve tesadüfen gerçekleşmedi. Belki her yerde kendiliğindencilik olur, ama Rojava’da asla olmazdı. Bu nedenle, öncelikle Rojava Devrimini yaratan etkenleri doğru tespit etmek gerekiyor. Kuşkusuz bu etkenlerin başında da Bakurê Kürdistan özgürlük mücadelesinin etkisi ve özellikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çabası geliyor. Rojava Özgürlük Devriminin, Önder Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği Demokratik Modernite Kuramının canlı ve yaratıcı bir uygulaması olduğu tartışma götürmüyor.
Kuşkusuz Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Rojava Devrimi üzerindeki etkisi sadece teorik düzeyde de değildir. Yirmi yıla yakın Rojava Kürdistan’da yürüttüğü devrimci çalışmalarla söz konusu devrimin temellerini atan da olmuştur. Kürdistan’ın her yerinden daha fazla Rojava halkı doğrudan Önder Abdullah Öcalan’ın eğittiği ve deyim yerindeyse yarattığı bir halk durumundadır. Bu nedenle, Rojava Özgürlük Devrimini değerlendirirken en başta Kürt Halk Önderi ile ilişkisine bakmak gerekir. Bu bakımdan da kendiliğindenci bir gelişme olamayacağını, her anının devrimci emek ve çabayla yaratılmış olduğunu baştan bilmek önem taşır.
Devrimin esası böyle olmakla birlikte, gerçekleşmesinde rol oynayan bir etken olarak Ortadoğu’da yaşanan Üçüncü Dünya Savaşının geldiği düzeyi ve Suriye üzerindeki etkisini de görmek önemlidir. Zira Suriye üzerinde yaşanan çatışmanın yarattığı boşluklar Rojava Devriminin hamle yapması açısından imkan sunucu olmuştur. Devrimci hazırlıklar ortaya çıkan imkan ve fırsatlarla birleşince ve bu durum zamanında doğru değerlendirilince, hiç kimsenin aklının ucundan bile geçirmediği mevcut Rojava Devrimi gerçekleşmiştir.
Açıkça görülüyor ki, Rojava Devriminin gerçekleşmesi adeta mucize kabilindendir. Dört yıl yaşaması ise daha büyük bir mucize durumunu ifade etmektedir. Zira böyle bir kararlılık gösterilse ve devrimci adım atılsa da, söz konusu devrim adımının ne kadar yaşayabileceği bakımından adımı atanlar bile büyük tereddüt içinde olmuşlardır. Bu nedenle, geçen dört yılın her anı yeniden kararlaşmayı ve mucize kabilinden devrimci adımlar atmayı gerektirmiştir.
Bu konuda özellikle iki etkenden söz etmek önemlidir. Birisi KDP’nin yaklaşımları, diğeri ise faşist DAİŞ saldırılarıdır. Öncesini bir yana bırakırsak, geçen dört yıl içinde KDP yönetiminin Rojava Devrimine yaklaşımı gerçekten de kötü olmuştur. Açık bir biçimde Rojava Devrimine karşı çıkarcı, müdahaleci ve hegemonik yaklaşmıştır. Ne idüğü belirsiz bazı kişilerin kuyruğuna takılarak adeta Rojava Devrimine karşıt hale gelmiştir. Devrimi inkar edecek bir tutumun sahibi olmuş, bil cümle faşistler dışında Rojava Devriminin başarılarından rahatsızlık duyan tek güç olmuştur.
Başta El Kaide ve DAİŞ olmak üzere Suriye’deki birçok çete gurubunun 2013 Temmuzundan itibaren Rojava Devrimine karşı vahşi saldırılarını imha amaçlı olarak geliştirdikleri bilinmektedir. Bu öyle bir noktaya gelmiştir ki, Kobanê ve Şengal örneklerinde görüldüğü gibi açık bir katliam ve soykırım düzeyine ulaşmıştır. Dolayısıyla DAİŞ faşizminin soykırım saldırılarına karşı direnme görevi Kürt halkına düşmüş ve bu temelde küresel bir koalisyon bile oluşmuştur. DAİŞ faşizmine karşı direnişin her anı da mucizevi özellikler taşımaktadır.
Dikkat edilirse, Rojava Özgürlük Devriminin dört yılı KDP’nin siyasi ve ekonomik baskıları ile DAİŞ faşizminin soykırımcı saldırılarına karşı direniş içinde geçmiştir. Bu öyle bir direniştir ki, kaybedilmesi tüm insanlığı faşizm belasının saldırılarına gark edeceği gibi, kazanılması da özgür insanlık yürüyüşünün yolunu açmış ve aydınlatmıştır. Bu gerçeklik Rojava Devrimini Suriye’de olduğu kadar tüm Ortadoğu’da da tarihi öneme sahip kılmıştır.
Şimdi bu devrim beşinci yılına girmektedir. Beşinci yılına girerken, bir yandan Rojava toplumu içinde demokratik ulus inşa çalışmaları yürütülmekte, diğer yandan Demokratik Suriye’nin çekirdeği olacak şekilde Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kuşkusuz bu iki çalışma da başta DAİŞ faşizmi olmak üzere Suriye’nin faşist çete gruplarından temizlenmesi mücadelesi temelinde yürütülmektedir. Bu temizleme çalışması şimdi Minbic alanının özgürleştirilmesi mücadelesi olarak sürmektedir.
Rojava Özgürlü Devriminin dördüncü yıldönümü kutlanırken, Rojava özgürlük güçleri YPG-YPJ’nin de içinde olduğu Demokratik Suriye Kuvvetleri Minbic’ı özgürleştirmek için birbuçuk aydır tarihi bir hamle yürütmektedir. DAİŞ faşizmi Minbic’ın dar bir alanına sıkıştırılmış durumdadır. Halkın beklentisi, dördüncü yıldönümü müjdesinin Minbic zaferi olması yönündedir. Bu, gerçekleşmez bir durum değildir. Aslında şimdiye kadar da sonuç alınabilirdi. Fakat bütün yalanlarına rağmen, AKP iktidarının DAİŞ faşizmini desteklemekten vazgeçmemiş olması Minbic direnişini uzatmış ve zaferini erteletmiştir.
Bu noktada DAİŞ’e karşı oluşan ittifakların ve yürütülen mücadelelerin durumuna yeniden bakmak önemlidir. TC Devleti ve AKP Hükümetinin sözde DAİŞ karşıtı olmasına rağmen, pratikte gizliden DAİŞ’i desteklediği tartışmasızdır. Bu durum Cereblus ve Minbic hattında açıkça görülmektedir. Şimdiye kadar DAİŞ tarafından AKP’ye zarar verecek hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Bunu herkesin görmesine ve bilmesine rağmen ciddi bir pratik girişim olmamaktadır.
DAİŞ karşıtı mücadelede bir zayıflama ve tavsamanın yaşandığı da açıkça görülmektedir. DAİŞ’in zayıf düştüğü ve yıkılmakta olduğu yönünde bir eğilimin varlığı gözlenmektedir. Bu gözlem ve anlayışın yanlış olduğunu ifade etmek bile gereksizdir. Ancak DAİŞ Avrupa’da eylem yapınca bu gerçek görülebilmektedir. Elbette bu da DAİŞ’e karşı mücadeleyi zayıflatmakta ve DAİŞ’e umut vermektedir. DAİŞ’e karşı mücadelenin yükü daha fazla Kürtlere yüklenmektedir. Kürt halkı bu mücadeleden çekinmiyor, ancak DAİŞ’e karşı konuşan herkesi de mücadelenin içinde görmek istiyor.