Bir kız çocuğu hayvanlarını otlatıyordu. Yaşı 13-14 gibiydi. Sedat adındaki uzman çavuşun silahı dürbünlüydü ve o kızı vurmak istedi. Birkaç el ateş edince kız kanlar içinde yerlere serildi.


Gerillaların parmaklarını ve kulaklarını keserek bir gün kola içinde beklettikten sonra kurutup vernikliyordular. Kimisi cüzdanına koyup saklıyordu. Kimisi ise tel geçirip anahtarlık yapıyordu."

Sıraç Kılıç, 1994 yılında 5 ay askerlik yaptığı Yüksekova'da 10 sivilin katledildiğine, 30 askerin yaralandığına, yüzlerce kişinin ise akıl almaz işkencelere maruz kaldığına tanıklık etti. Van'da yaşan 39 yaşındaki Kılıç, tanıklığını paylaşmak istediğini belirterek, DİHA'ya konuştu.
"Dinamit bağlanıp patlatılan 13 yaşındaki Nezir'in Kürtçe çığlığı kulaklarımdan gitmiyor" diyen Kılıç'ın anlattımları, Türk devletinin/askerinin vahşetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Tabur Komutanlığı yapan Mehmet D.'nin zevk için köylülere işkence ettiğini belirten Kılıç, "Hayvanlarını otlatan 13-14 yaşlarındaki kız çocuğuna ateş emri verildi. Biz vurmayınca Sedat denilen uzman çavuş dürbünlü silahı ile birkaç el ateş ettikten sonra kız kanlar içinde yere yığıldı" dedi. Kılıç, "Birçok insanı ise kafa üstü ayaklarından asarak işkence ediyordular. Onlarca köylü olmadık işkencelere maruz kaldı. Şimdi bir sürü mezar var oralarda. Tanık olduğum o günler aklıma geldikçe insanlığımdan utanıyorum" diye devam etti.
Askerlik yaptığı Gelibolu 40. Piyade Alayı'na bağlı seyyar taburun Yüksekova bölgesi Doğu Kürdistan sınırında geçici çadırlar kurarak bölgede askeri faaliyetlere başladığını kaydeden Kılıç, şunları anlattı: "Askerlik yaptığım bölgeyi tam olarak hatırlamıyorum. Fakat aramızda Şeytan Üçgeni diye adlandırılan, arı besleyerek bal üreten Cevizli isminde bir köy vardı yakınımızda. PKK ile askerler arasında bir gün önceden çatışma çıkmıştı. Çatışma sonrası aradan bir gün geçti. Bir kız çocuğu hayvanlarını otlatıyordu. Yaşı 13-14 gibiydi. Sedat isminde bir uzman çavuş kızı görür görmez bize kıza ateş etmemizi istedi. Ben kabul etmedim, yanımda Karadenizli bir arkadaşım vardı, komutan bana uzunca hakaret ettikten sonra ona ateş etme talimatı verdi. Ateş etmeden önce arkadaşıma kızdım. Ve bana 'sen merak etme ben de insanım, onu vuracağımı düşünme, üstünden ateş edeceğim' dedi. Ve gerçektende öyle yaptı. Karadenizli arkadaşım onu vurmayınca Ali isminde bir astsubay 'ben vuracağım' deyince, Sedat adındaki uzman çavuşun silahı dürbünlüydü ve o kızı vurmak istedi. Birkaç el ateş edince kız kanlar içinde yerlere serildi. Ve ben insanlık dışı bu uygulamayı izlemek zorunda kaldım. Yaşanan bu vahşeti bir marifetmiş gibi kahkahalarla tamamlıyordular."

'PKK'ye yıktılar'

Yaşanan olaydan sonra akşam haberlerini izlediklerini ifade eden Kılıç, "Akşam haberlerinde bizim Taburun adı geçti, çatışma yaşandığı ifade edildi. Haberde yaralanan kız çocuğun adı geçti, fakat askerin vurduğunu söylemediler. Kızı uzman çavuş vurdu, fakat olayı PKK'nin üzerine yıktılar" dedi.

'13 yaşındaki Nezir'

Bir çocuğa sürekli PKK'lilerin nerede olduğunun sorulduğunu aktaran Kılıç, Türkçe bilmeyen çocuğun askerler tarafından nasıl cezalandırıldığını şöyle anlattı: "Nezir ismindeki çocuk Kürtçe konuşuyordu, elleri ile bir takım işaretler yapıyordu. Ve gerçekten çocuk PKK'lilerin nerede olduğunu bilmiyordu. Bilseydi yaşadığı işkenceye maruz kalmazdı. Çocuk konuşmayınca ona patlayıcı maddeler bağlayıp uzaktan kumanda ile patlattılar. O çocuğun gözyaşları ve Kürtçe yardım istemesi, çaresizliği aklımdan çıkmıyor. Aradan 19 yıl geçti, başımı her yastığa koyduğumda kulak çınlaması gibi çocuğun çaresiz feryadını duyuyorum. Çocuğun babası çocuğu sormaya geldi. Sakallı ve yaşlı bir adamdı. Adam çocuğunun durumunu bile sormaya korkuyordu. Olmadık hakaretlere maruz kalıyordu. Ben orada asker olduğum sürece adam her gün çocuğunu soruyordu. Her defasında 'sen git çocuk gelecek' diyorlardı."

Tabur Komutanı Mehmet D.

Tabur Komutanı Mehmet D.'nin Kürtlere tahammül etmediğini ve zevk alarak işkence ettiğini ifade eden Kılıç, "60-70 yaşlarındaki insanları ayaklarından asıp işkence ediyorlardı. Köylüleri toplayıp akıl almaz işkenceler yapıyorlardı" dedi. Kılıç, yapılan işkenceleri şöyle anlattı: "Bir çadır vardı, köylülerin kadınları ve kızlarını bu çadırlara getirip akıl almaz işkenceler yapıyorlardı. Asker, köylüleri iştima edip kadınları ve kızları, babaları, ağabeyleri ve eşlerinin gözleri önünde taciz ediyorlardı. Tabur komutanı köylülerin koyunlarını toplattırıp satabildiğini sattırıyor, satamadığını ise keserek askerlere veriyordu."

Cenazelere saldırı

Öldürülen gerillaların cenazelerine de işkence yapıldığını belirten Kılıç, "Cesetlerin parmaklarını ve kulaklarını keserek bir gün kola içinde beklettikten sonra kurutup vernikliyordular. Kimisi cüzdanına koyup saklıyordu. Kimisi ise tel geçirip anahtarlık yapıyordu. Cesetler haftalarca köy meydanına bırakılıyor, kimsenin ise dokunmasına izin verilmiyordu" dedi.

'Çadıra giren çıkamadı'

Askerlik yaptığı alana şimdi gitse tanıyabileceğini ifade eden Kılıç, "Yüzlerce insan akıl almaz işkencelere maruz kaldı. Oradaki komutanlar adeta insan kanına susamış gibiydiler. Adam öldürmek için sabırsızlanıyordular. Köylülerden nefret ediyordular. Köylülere işkence edilen bir çadır vardı. O çadıra girenin sağ çıkması mümkün değildi. Ve o çadıra girenlerin çıktığına tanık olmadık. O bölgede bir sürü mezar olduğundan eminim. Öldürdüklerini muhakkak oraya gömüyordular" diye konuştu.

Kürt askerler de hedefte

Gündüz vakti bir grup komandonun kendilerine ateş ettiğini belirten Kılıç, "Bizi de bize vurdurmaya çalışıyordular. Bize destek için geldiğini düşündüğümüz komando birliği bizimle çatışmaya girdi. Yaşanan bu durum sonucunda bir arkadaşımız da yaralandı" dedi. Yaralanan kişinin Muş nüfusuna kayıtlı olduğunu belirten Kılıç, hastaneye götürüldükten sonra Muşlu askerden haber alınamadığını söyledi. Yüksekova'da 5 ay askerlik yaptığını ifade eden Kılıç, 5 ay içerisinde 10 sivil insanın askerler tarafından öldürüldüğünü, 30 kişinin yaralandığını ve yüzlerce köylüye ise akıl almaz işkenceler yapıldığına tanık olduğunu söyledi.

İDRİS YILMAZ / DİHA/VAN