1HaberVar Platformu hakkında “Basın yayın yoluyla PKK propagandası” yaptığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada yer alan suçlamaların skandal olduğunu dile getiren editör İbrahim Aslan, “Haberciliğimiz sorgulanıyor. İktidarın politikalarına göre pozisyon alan gazeteciler değiliz” dedi.
Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 668 Nolu Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan televizyon ve radyo çalışanlarının bir araya gelerek oluşturduğu 1HaberVar Platformu hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Basın yayın yoluyla PKK propagandası yapmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında 16 Nisan referandumundan bu yana 1HaberVar’ın adım adım takip edildiği de ortaya çıktı. Savcılık tarafından platformda yayınlanan program, basın açıklaması, miting ve çeşitli etkinliklerden oluşan 99 video, soruşturma dosyasına “delil” olarak konuldu.
Soruşturma açılmasını değerlendiren 1HaberVar Platformu Editörü İbrahim Aslan, soruşturmanın 16 Nisan referandumu kapsamında HDP’nin bölgede yürüttüğü 'Hayır' kampanyası ve Newroz’a ait görüntüler üzerinden başladığını; siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin yaptığı açıklamalar üzerinden yürütüldüğünü söyledi.
HDP, 'örgüt' yapıldı, haberleri 'propaganda’
Aslan, soruşturmada HDP’nin “örgüt” olarak gösterildiğini ve platformun buna ilişkin haberler yapmasından dolayı “PKK/KCK propagandası” yapılmasının skandal olduğunu ifade etti. Dönemin HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklanması ve milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin yapılan basın açıklamasına dair haberin de "suç delili" olarak gösterildiğine dikkat çeken Aslan, “HDP’nin ‘örgüt’ olması, bizim ise basın üzerinden ‘propaganda’ yapmamız ilginç. Bütün ajans ve televizyonlar bu haberi yayınladı” dedi.
Habercilik sorgulanıyor
Suçlama konusu olan 99 video içerisinde programlarına konuk kişinin kullandığı “Kürdistan” ve yine HDP’nin Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesi sonrası yaptığı basın açıklamasında sarf edilen “Siyasi irademizdir” kelimelerinin de suç sayıldığını dile getiren Aslan, “O kişilerin yaptığı açıklamalar ifade özgürlüğüdür. Sorgulanan ya da soruşturma konusu, bizim yaptığımız habercilik. Bunun referandum süreci ile başlatılması, basında ‘tek ses’ anlamına geliyor” diye tepki gösterdi.
İktidar dışında herkes suçlu
2 yıldır yeniden başlayan savaşla birlikte muhalif basına yönelik baskılar sonucunda 28 Eylül 2016’da radyo ve televizyonların kapatıldığını hatırlatan Aslan, “Biz işsiz kalan gazeteciler bir araya gelerek, platformu kurduk. Çünkü iktidarın sesi dışında bir ses vermeyen medya oluşturulmaya çalışılıyordu. Bunun dışında ses olan herkes suçlu olarak gösteriliyor. İktidarı eleştirenlerin haberini yaptığınız zaman, suçlu, ‘örgüt üyesi’ ya da ‘örgüt propagandası yapmak’ olarak suçlanıyorsunuz. KHK ile yönetilen bir ülkedeyiz. İktidar dışında ses istenmiyor” diye konuştu.
Muhalif basının hedef haline gelmesini “İktidarın politikalarına göre pozisyon alan gazeteciler değiliz” şeklinde değerlendiren Aslan, “İktidarın borazanı değiliz. Bölgede mağduriyet, sivil ölümler var. Bunlara göz kaparsanız, ödüllendirilirsiniz. Ama onun karşıtı olduğunuz durumda soruşturmaların hedefi olursunuz. Bütün kesimlere yönelim var, biz de bir parçasıyız. Tek sesin dışına çıktığınızda, sesiniz kısılıyor. Ancak biz gazetecilikten taviz vermeyeceğiz” diye ekledi.
AMED