Kürt halkının ve dünyanın en uzun soluklu, kesintisiz eylemi ”Öcalana Özgürlük Nöbeti” 366’ıncı haftasına giriyor. Her hafta Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen grupların devraldığı nöbet eylemi 2 bin 553 gündür kesintisiz sürüyor.
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Fransa’nın Strasbourg kentinde 25 Haziran 2012’de Avrupa Konseyi (AK), Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde başlayan, dünyanın ve Kürtlerin en uzun soluklu aralıksız eylemi olarak tarihte yerini alan Öcalan’a Özgürlük Nöbeti önümüzdeki hafta 8. yılına giriyor.
15 Şubat 1999 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, uluslararası bir komplo ile Kenya’da tutsak edilerek Türk devletine rehin verildi. İmralı Adası’nda 20 yıldır esaret altında olan Öcalan’ın özgürlüğü için Kürt halkı yıllardır farklı eylemlerle seslerini duyurmaya çalışıyor. Öcalan’ın özgürlüğünü talep eden en uzun soluklu eylem ise 25 Haziran 2012 tarihinde başlayan “Özgürlük Nöbeti”. Fransa’nın Strasbourg kentinde yer alan AK, CPT ve AİHM önünde devam eden nöbet eylemi, 7 yılı geride bırakıyor.
Fikir sabihi Essa Moosa
Öcalan’a Özgürlük Nöbeti eyleminin fikir sahibi ise Güney Afrika’da ırkçı Apartheid rejimine karşı Nelson Mandela ile birlikte mücadele eden Essa Moosa. Moosa, Mandela’nın esaretinde onun avukatlığını da yapmış önemli bir isim. Öcalan’ın özgürlüğünü ve felsefesini anlatmak için kurulan Uluslararası İmralı Heyeti’nin toplantısında ”Öcalan’ın özgürlüğü için neler yapabiliriz” sorusuna Moosa, 27 yıl esir tutulan Nelson Mandela için dünyanın birçok yerinde oturma eylemleri düzenlendiğini hatırlatarak, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi CPT’nin bulunduğu alanda uzun vadeli bir oturma eylemi fikrini ortaya atmıştı.
Haftanın 7 günü kesintisiz
Sekizinci yılına girecek nöbet eylemi büyük bir emek ve kolektif çalışma ile kararlı şekilde sürdürülüyor. Avrupa’nın farklı ülkelerinde yaşayan Kürt halkının 4-6 kişilik gruplar şeklinde devr aldığı nöbet eylemi, haftalık periyotla yerini başka bir gruba devrediyor. Bu eylemin yanı sıra, eylemin sürdürüldüğü alanda Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğünü talep eden birçok eylem de düzenleniyor.
Haftanın yedi günü sürdürülen eylem, dört mevsim ve kar, yağmur, sıcak demeden sürdürülüyor. Eylem, emeğin, mücadele inancının ve iradenin ortaya çıkardığı ortak bir bilincin eseri aynı zamanda.
Sabah saat 07.30 da başlayan eylem, akşam saat 16.30 da sona eriyor. Üzerinde “Abdullah Öcalan’a Özgürlük” yazılı yelekleri giyen eylemciler, çevre temizliğinden sonra hem kurdukları standda, hem de belirli bir alana dağılarak çevreden geçenlere Abdullah Öcalan’ı anlatan broşür ve bildirileri dağıtıyor, çevreden geçenlerle birebir iletişim sağlayarak eylemin talebini aktarıyorlar.
8. yılında eşbaşkanlar nöbette
Öcalan’a Özgürlük Nöbeti eylemine her hafta Avrupa’nın farklı ülkelerinden gruplar katılırken, Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) bileşenlerini temsilen ayda bir grup eylemde yerini alıyor. Ayrıca gençler, şehit anneleri ve yakınları, Kürt kurum temsilcileri, medya çalışanları ve sanatçılar da belirli aralıklarla eyleme gruplar halinde katılıyor.
Nöbet eylemini yıldönümü olan 25 Haziran Salı günü ise Kürdistan ve Türkiyeli kurum temsilcilerinin de bulunduğu bir grup devralacak. Avrupa Kürdistanlılar Demokratik Toplum Kongresi (KCDK-E) geçtiğimiz günlerde ”KCDK-E eşbaşkanları bünyesindeki tüm ülke, federasyon, meclis ve kurumların eşbaşkanları ile kadın, gençlik temsilcileri ile dostları bir açıklama ile 7. yılını dolduran nöbet eylemini devralacaktır. 25-29 Haziran arasındaki tarihlerde nöbet eylemi eşbaşkanlar tarafından tutulacaktır” açıklaması yaptı.
Eylemin emektarları
Eylemin ilk üç yılında Öcalan’a Özgürlük Nöbeti’nin organizatörlüğünü Munzur Emekçi yürütmüştü. Emekçi 2016 yılının Nisan ayında geçirdiği kalp krizi sonucu, hayata gözlerini yumdu.
Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi Eylem Komitesi’nden Zülfü Bingöl ise yaklaşık 15 aydır, nöbetin koordinasyon görevini üstlenmiş durumda.
Bingöl, standın sabah açılmasını, akşam toplanmasını, nöbetçi grupların kalacak yerlerinin ayarlanmasını, eylemin sağlıklı şekilde devam etmesini sağlamak için gereken tüm işleri planlayıp, uygulayan kişi. Bingöl, yedi yılı geride bıraktıkları eylemin Öcalan özgürleşene kadar devam edeceğini vurguladı.
Öcalan özgürleşene kadar
Abdullah Öcalan’ın kaybedilmeye, yok edilmeye çalışılan kadim bir halkı uyandırdığını ifade eden Bingöl, gazetemize nöbet ile ilgili şu değerlendirme de bulundu: ”Kürt halkını tekrardan tarihin sayfalarında görünür kılan kişi Önder Abdullah Öcalan’dır. Hem ideolojik olarak Kürt kültür ve geleneklerini de sentezleyerek, ona şekil veren kişidir de aynı zamanda Önder Öcalan. Dolayısıyla onun özgürlüğünün sağlanmasını temel alan bu eylem, son derece doğru ve yerinde bir eylemdir.”
Liderine sahip çıkamayan halkların, geleceğine de sahip çıkamayacağını belirten Bingöl, ”Bu eylem bu açıdan da, bir halkın geleceğine sahip çıkma eylemidir” dedi.
Her gün Önderlikleyiz
Nöbet eyleminin büyük bir disiplinle kesintisiz olarak sürdürüldüğünün altını çizen Bingöl şöyle devam etti: ”Bu eylem doğrudan Önderlik için yapıldığından, her gün aynı disiplinle sürdürüyoruz. Eyleme geldiğimizde Önderlik ile beraber yol aldığımızı, yan yana durduğumuzu bilerek ve hissederek, disiplinli şekilde sürdürüyoruz. Bu tarihi nöbet bu açıdan da kutsal bir eylem bizim için. Önderlik fiziki olarak burada olmayabilir. Fakat bu nöbette, Önderlik fikirlerini, mücadele tarzını ve yaşam tarzını esas alıyoruz. Her kesimden insana, hazırladığımız broşürlerle Önderliği, fikirlerini, yaşam ve mücadelesini anlatıyoruz. Nöbet eylemindeki disiplinimiz aynı zamanda, Kürt mücadelesinin de disiplinini ve kararlığını yansıtıyor. Dolayısıyla nöbete gelen herkes bu ciddiyet içerisindedir.
Öcalan’ı sahiplenmenin fotoğrafı
Her hafta ortalam 4-6 arasındaki yurtsever halkımızın bireyleri bu nöbet eylemini devralarak, sürdürüyor. Dönem dönem aksaklıklar olsa da, nöbeti devralan her kişi gönüllü olarak bu nöbet sürecine katılıyor. Nöbeti sürdüren her arkadaşımız Önderlik ideolojisini anlamış, özümsemiş, birikimli ve yurtsever bilinci yüksek arkadaşlarımızdır. Tabi bu eylem Önderliğe bağlılığın ve sahiplenmenin de fotoğrafını da bize gösteriyor.
Birlikte mücadele geleneği
Bu eylem elbette aynı zamanda bir gelenek oluşturdu. Önderliğimiz özgürleşinceye kadar sürdürmekte kararlı olduğumuz bu eylem, aynı zamanda birlikte mücadele etmenin de geleneğini oluşturdu.
Uluslararası Komplo’nun ortağı olan ülkeler her ne kadar Önderliğimizi kabul görmeselerde, dünya halkları nezdinde Önderliğimiz, en önemli liderlerinden biri olarak kabul görmüştür. Bu nöbeti sürdürdüğümüzde aynı zamanda tüm insani değerleri de sahiplendiğimizi ve bu değerleri savunduğumuzu da göstermiş oluyoruz. Zaten Önderliğimizin ortaya koyduğu ideolojik yaklaşım, sadece Kürt halkı için değil, tüm halkların özgür, eşit bir dünya da birlikte yaşaması içindir.
Dünyada tek, örneği yok
Bu tarihi nöbette ekoloji, kadın haklarını baz alarak yaşamak istediğimizi de göstermiş oluyoruz. Yani bir bütün olarak bu tarihi nöbet hem Önderliğin fiziki özgürlüğünü sağlamak hem de onun fikirlerinin yaşam bulmasını amaçlamıştır.
Bu nöbete tarihi diyoruz çünkü örneği yoktur. Haftanın 7 günü aynı kararlılık ve disiplinle bu eylemi sürdürmek herkesin sürdüreceği bir eylem tarzı değil. Bu kararlılık ve disiplin, Kürt halkının özgürlük ve eşit yaşamdaki ısrarın sonucunda, açığa çıkıyor.
Nöbette tarih yazılıyor
Biz aslında aynı zamanda bu nöbetle, gelecek tarihimizi de oluşturuyoruz. İleriki zamanlarda çocuklarımız, torunlarımız bu eyleme baktıklarında, dört parça Kürdistan başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinden verdiğimiz bu onurlu mücadele ile gurur duyacaklar. Her direniş ve eylem biçimi, toplumsal tarihimizi de oluşturuyor.
İnanç ve bilinçle
Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi ve ölüm orucu eylemi sonrasında devlet, Önderliğimizin gasp ettiği yasal haklarını tanıyarak avukatları ile görüşmelerinin önünü açmıştır. Kuşkusuz ısrar, kararlı olmanın sonucudur bu. Yakın tarihimizin en önemli eylemlerinden biri olan açlık grevi ve ölüm orucu ile de bu görülmüştür. Önderliğimizin özgürlüğü için ise ortaya koyacağımız her eylem daha da önemlidir ve katbekat kararlı şekilde yürütülmelidir. Bizler de bu nöbeti bu inanç ve bilinçle yürütüyoruz.
On binlerce kişiye ulaştık
Yedi yıldır burada sürdürdüğümüz eylemde birçok insan ile temas sağlandı. Kürt halkı ve mücadelesinden bihaber olan on binlere ulaştık. Gerek AP parlementerleri, gerek çeşitli düzeylerde siyasetçi standımızı ziyaret ederek, talebimizi dinlediler. Türk Devleti’nin Önderlik üzerinde yürüttüğü kara propagandaya karşı bizlerde onu fikirlerini, dünya görüşünü, ideolojisini gelen herkese anlattık. Kürt halkını ve mücadelesini tanıyan birçok insan, hala standımızı ziyaret ediyor. Bu nöbet eyleminin süreç içerisinde en önemli başarısı, Önderliği ve Kürt Halkı’nın mücadelesini kitlelere anlatabilmesidir.
Bizden aldığı broşürleri alıp, okuyan birçok kişi, diğer günlerde bizleri ziyaret ederek, Önderlik hakkında sorular sormuş ve bilgilendirilmiştir. Önderlik ideolojisi böyle bir şeydir. Bir balığın gözüne uzaktan baktığınızda onu sadece bir nokta olarak görürsünüz. Ama yakından baktığınızda ise bir okyanus farkedersiniz. Önderlik ideolojisi ve mücadelesi de böyledir. Onu bir defa okuyan, onu anlamaya; onu bir defa anlayan ise onun parçası haline dönüşüyor.
Özgürlük Nöbeti 25 Haziran itibari ile 7.yılını geride bırakıp, 8.yılına girecek. Şüphesiz 8.yıl çok önemli bir yıl olacak bizim açımızdan. Sekizinci yılda da, geçmişte olduğu gibi halkımızın bu tarihsel nöbeti devralarak, yürüterek Önderlik özgürleşinceye kadar mücadele edeceğinden eminim.
Israrlı bir direniş
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geçmişte avukatlığını üstlenen Mahmut Şakar da Öcalan’a özgürlük eylemini takip eden isimlerden birisi. Uluslararası komplonun 20. yıldönümünde Öcalan’a Özgürlük Nöbet eyleminin önemine ilişkin gazetemize açıklamalarda bulundu.
Komplonun odağında bulunan Öcalan’ın aynı zamanda komplodan kurtulmanın, onu aşmanın da merkezi aktörü olduğunu belirten Şakar, ”Komploya karşı Kürdistan’ın tüm parçalarında ve diasporada destansı, uzun soluklu ve ısrarlı bir direniş geliştirilmiştir. Bu kadar ağır bir saldırı karşısında halkımız da, büyük bir irade ve kararlılık sergilemiştir. Komployu ve Öcalan’ın esaretini kabul etmeyen, özgürlük umudunu her dem diri tutan örnek bir çaba göstermiştir. Komplocular karşısında Kürt halkının tüm politik ve toplumsal dinamikleri, Öcalan’ın Özgürlüğü merkezli bir direniş söylemiyle kendi yanıtını oluşturmuştur” dedi.
İsabetli ve önemli
Özgürlük Nöbeti’nin kendine mekan olarak seçtiği alanın son derece isabetli ve önemli olduğunun altını çizen Şakar, ”Bu mekanda yer alan kurumlar, bu eylemin yapılmasını gerektiren olgunun muhataplarıdırlar. Birincisi, bu kurumlar esasında hem komplo sürecinin bir sonucu ve parçası da olan İmralı sisteminin inşasında ve sürdürülmesinde temel bir role sahiptirler İkincisi de; Avrupa Konseyi, CPT, AİHM gibi kurumlar Türkiye’nin üyesi olduğu temel kurumlardır. Yani Türkiye’nin yaptıkları karşısında tavır alması gereken kurumlardır. Bu iki noktadan dolayı, Sayın Öcalan ile ilgili taleplerin yöneltildiği, bir alan olma özelliğini uzun zamandır taşımaktadırlar” diye belirtti.
Rollerini oynamadıkları açık
Ancak bu kurumların, Kürt halkının taleplerini karşılama konusunda rollerini oynamadıklarının açık olduğunun altını çizen Şakar şöyle devam etti: ”Bunun ana nedenlerinden biri Kürt halkının meseleyi ele alışlarıyla bu kurumların konuyu kavrayışları arasında, ciddi bir farkın olmasıdır. Kürt halkı komployu ve onun bir sonucu olan İmralı sistemini meşru görmemekte, red etmektedir. Dolayısıyla daha yapısal bir karşı koyuşu ve kavrayışı vardır. Bu kurumların ise Öcalan’ın esareti ve İmralı sistemi ile bir sorunları olmamakta, sadece bazı ufak değişikliklerle sistemin iyileştirilmesini istemektedirler. Kaldı ki bunu bile gerçekleştirecek bir ciddi yaklaşıma, sahip değiller.”
Avrupa değişime zorlanıyor
Bu iki ayrı duruşun yarattığı bir gerilimin söz konusu olduğunu kaydeden Şakar, ”Doğrusu bunu görerek, uzun soluklu bir eylemlilik kararı alınmıştır. Avrupa’nın yapısı da genel politik dengeler de sürekli bir değişim halindedir. Kürt halkının kendi duruşundan taviz vermeyerek, sürekli, ısrarlı ve istikrarlı mücadele çizgisiyle, Avrupa’nın yaklaşımında radikal değişimler yaratması olasılık dahilindedir. Tabi ki, Ortadoğu’da verilen genel mücadele süreciyle birlikte ele alarak bunu ifade ediyorum” dedi.
Şakar, ”Özellikle Avrupa cenahından gelen her olumlu açıklamada, CPT ve diğer kurumların attığı her adımda, sürdürülen bu mücadelenin tartışılmaz bir payının olduğunu da belirtmek isterim. Bunu asla gözardı etmemek lazım” diye ekledi.
Özgürlüğü temel taleptir
”Sayın Öcalan’ın özgürlüğü öncelikle komplo karşısında ve komplonun temel bir sonucu ve parçası olan İmralı sistemi karşısında olması gereken, savunulması gereken yegane taleptir” diyen Şakar, hukuken de böyle olduğunu kaydetti. Şakar, ”Korsanca bir biçimde hukuksuz bir kaçırılma esasında sonraki tüm süreçleri de hukuken geçersiz hale getiriyor. Yine adil bir yargı kararı olmadan bugüne kadar tutsak olarak tutulmaktadır. İşkence olarak kabul edilen tecrit sistemi içinde tutulmaktadır. Tüm bu olgularla Öcalan’ın tutsaklığı sürdürülemezdir. Hukuken de özgür bırakılmasından başka bir talebi dile getirmek, adil ve doğru değildir” diye belirtti.