20 yıl sonra rötar

Haberleri —

Lice’de 1993’te gerçekleşen katliamın hem tanığı hem de müdahil avukatı olan Yunus Muratakan, “Lice’nin bombalanmasını yaşadım, ben de ölebilirdim, ölmedim, şimdi buradayım adalet için” dedi. Ancak 20 yıl sonra görülen duruşmadan adalet yerine “yargılamayı durdurma” çıktı.

Amed’in Lice İlçesi’nde 22 Ekim 1993’te dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin açılan dava duruşması ‘güvenlik’ gerçekesiyle taşındığı İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde dün görüldü. “Taammüden öldürme”, “halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle haklarında dava açılan dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ duruşmaya katılmazken temsilen avukatları katıldı. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ile birlikte ÖHD ve ÇHD üyesi 19 avukatın müdahil olarak katıldığı duruşmayı HDP ve BDP il ve ilçe yöneticileri ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da izledi.

Soruşturma izni alınsın

Duruşmada sanık avukatı, Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesine ilişkin davanın ayrılmasını, mahkemeye yayın yasağının getirilmesini ve sanıklar üst dereceli kolluk amiri olduğundan Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma ve kovuşturma izni alınmasını isterken, müdahil avukatlar taleplere tepki gösterdi.

Tanığı müdahil oldu

Lice katliamı yaşandığında ilkokul öğrencisi olan Yunus Muratakan da duruşmaya müdahil avukat olarak katıldı. Av. Muratakan, “1993 tarihinde ilkokul 2. sınıftaydım. Lice’nin bombalanmasını yaşadım. Ben de ölebilirdim, ölmedim, şimdi buradayım, adalet için” dedi.
Av. Zeynep Sedef Özdoğan ise, “Sanıkların halen tutuksuz olarak yargılanması adalet için ayıptır” dedi.
Savcının sanık avukatlarının taleplerinin reddedilmesi yönünde verdiği mütaala ardından duruşmaya ara verildi. 
Adliye binası önünde basın açıklaması yapan Tahir Elçi, davanın İzmir’e kaçırılmasına tepki göstererek, “20 yılın sonunda yeterli soruşturma yapılmadan bir dava açıldı. Ama bu davada da Diyarbakır’da görülemeden sanıklar adalet önüne çıkmadan ilk duruşmadan sonra buraya nakledilmesi istendi. Bugün burada bir kez daha hukuksuz yasaya, usule aykırı bir uygulamayla karşı karşıya geldik” dedi. 20 yıl boyunca 16 sivil insanın ölümüne ilişkin objektif ve tarafsız bir soruşturmanın yapılmadığına vurgu yanan Elçi, “Bu ağır suçu işleyen devlet görevlilerinin kimlikleri tespit edilmedi. Deliller toplanmadı. 20 yıl boyunca bu ağır suçun failleri korundu, kollandı” diye konuştu.

Yargılama durduruldu

Aradan sonra devam eden mahkemede, savcının aksi yöndeki görüşüne rağmen sanıklar Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın üst dereceli kolluk amirleri olmaları nedeniyle Adalet Bakanlığı’ndan kovuşturma izni istemek üzere yargılama durduruldu. Gözler, bakanlıktan gelecek cevaba çevrilirken, avukatlar mahkemenin kararını, “Bu türden katliamlara göz yumulması, onay verilmesi anlamına geliyor” şeklinde değerlendirdi.

İZMİR


paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.