Temmuz 2015’ten itibaren Kürt halkına karşı savaşı şehirlere taşıyan Türk devleti sayısız savaş suçu, yaşam ve insan hakkı ihlaline imza attı. Kentleri yakıp yıkan, aralarında çocuklar ve yaşlıların da bulunduğu yüzlerce sivili katleden; yaralıları ölüme terkeden; Cizre’de olduğu gibi vahşet bodrumlarında yakarak infaz eden; cenazelerin ilçelerden çıkarılmasını engelleyerek sokaklarda, buzluklarda, camilerde tutulmasına neden olan; definlerini dahi engelleyen Türk devletinin, yakınlarını yitirenlere yönelik zulmü hala devam ediyor. 

HDP Genel Merkezi Enformasyon Masası’nın 21 Haziran tarihli raporuna göre Temmuz 2015’ten bu yana devletin savaş açtığı Cizre, Silopi, İdil, Şırnak, Gever, Nusaybin ve Sur gibi kentlerde 825 kişi katledildi. Hala 214 kişinin ise kimlik bilgileri tespit edilemedi. Söz konusu tarihten sonra bazı cenazeler DNA eşleşmesi sonucu aileleri tarafından alınırken, HDP verileri, MEYA-DER Eşbaşkanı Hasan Pençe’nin verdiği bilgiler ve basına yansıyan haberlere göre; halen 200’ü aşkın cenazeyle ilgili belirsizlik devam ediyor.


Cizre’de 56 kişi 

Türk devletinin tüm dünyanın gözü önünde büyük bir vahşete imza attığı Cizre’de sadece son yasakta 258 kişi katledildi. (Daha önceki ablukalardaki ile birlikte Temmuz 2015’ten bu yana ilçede 291 kişi katledildi.) Cizre’de 14 Aralık 2015’te başlayan sokağa çıkma yasağı 11 Şubat 2016’da bitirildi ancak zulüm sona ermedi. Cizre’den Mardin, Şırnak, Antep, Urfa, Silopi, Cizre gibi farklı farklı merkezlere gönderilen çoğu tanınmaz haldeki cenazelerden 202’si aileleri tarafından peyder pey alınarak toprağa verilirken; aradan geçen 4 ayı aşkın süreye rağmen 56 kişinin cenazesi hala aileleri tarafından alınabilmiş değil. 


ATK ve kimsesizler mezarlığında

Gazetemize konuşan MEYA-DER Mardin Yöneticisi Mehmet Kültür, cenazeleri henüz alınamayan Cizre şehitlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Teşhis edilemeyen 56 kişiden 14’ünün Cizreli olduğu düşünüyoruz. Çocuklarının direnişte olduğunu bilen aileler geliyor ve biz de onları DNA testine yönlendiriyoruz. Bu şekilde cenazelerden 14’nün Cizreli olduğunu belirledik. Şimdiye kadar 70’e yakın aile derneğimize başvurdu. Test sonuçları bazen uzayabiliyor. Ancak başvuru yapan ailelerin bazılarının test sonuçları cenazelerle uyuşmadı. Silopi ATK’deki 34 cenazeden 12-13’ü alındı. Yanılmıyorsam 21-22 cenaze kaldı. Urfa, Antep, Malatya ve Mardin’deki 21 cenaze ise kimsesizler mezarlığına defnedildi. Adıyaman’da cenaze yok, sadece bir cenaze yanlışlıkla oraya götürülmüştü.”


DNA test sonuçları bekleniyor 

Kültür, teşhisin uzaması ve isimlerin aylardır netleştirilememesini ise cenazelerin tahrip olmasına bağlıyor. Cizre’deki üç bodrum katından 167 cenaze çıkartılmış, cenazelerin çoğunun vücut bütünlüğünün bozulduğu, yandığı görülmüştü. Cizre’de birinci bodrumda katledilen 51 yaşındaki Mahmut Duymak’ın eşi Lütfiye Duymak’ın sözleri cenazelerdeki tahribatı özetliyordu. Eşinin cenazesini DNA test sonucu sonrası alan Duymak, “Bana 5 kilo kemik vererek, ‘Al bu senin eşin’ dediler. Yakmışlar. Hiçbir şeyi kalmamış” demişti. 


Kayıp cenazeler de var 

Cizre’de katledilenlerden bazılarının ise cenazeleri kayıp. DNA testi için kan örneği veren ailelerin bazılarına “yakınlarının cenazeler arasında olmadığı“ belirtildi. Edinilen bilgilere göre Cizre’de katledilen ve cenazeleri bulunamayanların isimleri şöyle: Hacer Aslan, Abdullah Gül, Osman Gökhan, Serdar Pişkin, Mehmet Püskül, Lokman Bilgiç, Yakup Dadak, Fidan Dadak, Sercan Oğun, Murat Arslan, Agit Aydın ve Feride Yıldız. 


‘Buhar olup uçtu mu?’

Cenazesi kayıp olanlardan Feride Yıldız, Mem û Zîn Kültür Sanat Merkezi’nde Cizreli çocuklara dönük halk dansları atölyesi çalışmaları yürütüyordu. Yıldız’ın ismi, Ocak ayı sonunda bodrumda mahsur kalan yaralı siviller arasında Mehmet Yavuzel, Rohat Aktaş, Sultan Irmak’ın da yer aldığı 16 kişi arasında geçiyordu. Yavuzel, Aktaş ve Irmak’ın cenazeleri aileri tarafından alındı ancak Feride Yıldız’ın cenazesi kayıp. Almanya’da yaşayan dayısı Samet Yaman, “Mardin Devlet Hastanesi’ne DNA testi için kan örneği verildi. Ancak mevcut cenazeler içerisinde olmadığı söylendi. Oysa ki yaralı olarak bodrumda mahsur kalanlar arasındaydı. Fotoğrafı da yayınlandı. Tüm bunlara rağmen cenazemize ulaşamadık, kayıp. Buhar olup uçtu mu” diye tepki göstererek, cenazelerini istediklerini söyledi.  


ATK’den kimsesizler mezarlığına

Şırnak’taki öz yönetim direnişi sırasında farklı tarihlerde yaşamını yitiren ve teşhis edilmeyen 15 kişinin cenazesi Silopi’de bulunan Habur Sınır Kapısı Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) alınarak, özel harekatçıların kontrolünde 4 gün önce Ofis Mahallesi’nde bulunan kimsesizler mezarlığında defnedildi. Şırnak’ta şehit düşen ve kimlik teşhisi yapılamayan 20 cenaze daha dün Silopi ATK’den alınarak Tilqebin Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildi. Defin sırasında belediye çalışanları dışında kimse mezarlığa yaklaştırılmadı. Böyece Silopi’de son 4 gün içinde 35 cenaze kimsesizler mezarlığına defnedildi. 

Şırnak’ta şehit düştüğü açıklanan YPS’li Veysel Ekerler’in ailesi savcılık başvurusu ardından Silopi Habur Sınır Kapısı’nda bulunan ATK’ye başvuru yaptı. Silopi girişinde polis kontrol noktasında silahlı saldırıya uğrayan, özel harekat polislerinin hakaretlerine maruz kalan Ekerler, ATK’de ise “Burada hiçbir cenaze yok, size fotoğraf falan gösteremeyiz. Gidin savcılıkla konuşun” denilerek geri çevrildi. Ailenin DNA testi için kan örneği vereceği bildirildi. 

İlk kez 14 Mart’ta sokağa çıkma yasağı ilan edilen Şırnak’ta yaşamını yitirenlerden 40 kişinin kimliği belirlenmişti. Kentte yasak 100 günü aşkın süredir devam ediyor. 


160 gündür bekletiliyor 

Sur’daki direnişte şehit düşenlerden Hakan Arslan’ın ailesi ise 160 gündür çocuklarının cenazelerini almayı bekliyor. 22 Ocak’ta yaşamını yitiren Arslan’ın cenazesinin Hasırlı Camisi yakınına defnedildiğini öğrenen ailesinin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na cenazeyi almak için yaptığı başvurunun üzerinden 2 hafta geçmesine rağmen herhangi bir yanıt verilmiş değil. Sur’da 10 aile aylar boyunca çocuklarının cenazelerini alabilmek için nöbet tutmuştu. Şehitlerden 17 yaşındaki Rozerin Çukur’un cenazesi, ancak 5 ay sonra alınarak defnedilebilmişti. 


Sur’dan 2 cenaze daha çıktı 

Toplamda 6 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Sur’da 2 Aralık’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağı 9 Mart 2016’da yapılan ‘operasyonlar sona erdi’ açıklamasına rağmen devam ediyor. 210 gündür devam eden ablukada kimliği belirlenen 55 kişi yaşamını yitirdi. Temmuz 2015’ten bu yana Sur’da kesin olmamakla birlikte yaklaşık 87 kişi katledildi. Hala Elazığ’da 2, Malatya’da 5, Antep’te 3, Amed’de 5 cenaze teşhis için bekliyor. Bağlar’da katledilen 2 kişinin de cenazesi henüz alınamadı. Yasağın devam ettiği Sur’da dün 2 cenaze daha bulundu. 


Erzurum’da 50 cenaze 

Hakkari’nin Gever ilçesinde öz yönetimin direnişinde şehit düşen ve Erzurum Adli Tıp Kurumu’na (ATK) götürülen 53 kişinin cenazesi ise korsan bir şekilde kaçırılarak defnedilmişti. Cenazelerin defnedildiği yer 2 ay sonra ortaya çıktı. Belediyeye ait Abdurrahman Gazi Mezarlığı’ndaki kimsesizlere ait alanda cenazelerin rampa kısmında kazılan çukurlara numaralandırılarak yan yana gömüldüğü görüldü. 


Mezarda da işkence 

Mezarlar üzerindeki tekerlek izleri, katledildikten sonra devlet güçleri tarafından teşhir edilen cenazelere yönelik işkencenin mezarda da devam ettiğini gözler önüne sererken; kefensiz, ceset torbalarıyla gömüldü. DNA testleri sonucu kimlikleri belirlenen Davut Kurt, Baver Özbay ve Mevlüt Selazer’in aileleri de cenazelerin kefensiz defnedildiklerini doğruladı. Cenazeler kepçelerle mezarlıktan çıkarılırken, savcı eşlik etmedi, aileler de mezarlığa alınmadı. 


İdil’in 12 şehidi 

İdil’de 16 Şubat - 8 Mart arasında devam eden Türk devlet güçlerinin saldırılarında 69 kişi katledilirken, cenazelerden 56’sı defnedildi. 12 kişinin ise henüz kimlik tespiti yapılamamış. HDP’nin raporuna göre; hastanelerde bekletilmekte ya da kimsesizler mezarlığına defnedilmiş. Son olarak Mardin’de kimsesizler mezarlığına defnedilen İdil şehitlerden 17 yaşındaki Emrah Şahinsoy’un kimliği DNA eşleşmesi sonucu netleşti. Cenazesi ailesi tarafından alınan Şahinsoy, defnedilmek üzere Urfa’nın Suruç ilçesine götürüldü. 


Nusaybin’de 45 cenaze 

7 kez sokağa çıkma yasağı ilan edilen Nusaybin’de 99 gün süren son ablukada kimliği belirlenen 47 kişi yaşamını yitirdi. Hala Mardin’de 11, Urfa’da 30, Amed’de 4 cenaze teşhis için bekliyor. 3 Haziran tarihinde Qamişlo sınırında infaz edilen 26 kişi ile birlikte Temmuz ayından itibaren ilçede 125 kişi katledildi. 


3 ilçe tam zamanlı yasak

Türk devleti Şırnak kent merkezi ve 7 şehrin (Amed, Şırnak, Batman, Hakkari, Mardin, Muş, Elazığ) 22 ilçesinde onlarca mahalleyi kapsayacak şekilde 64 kez sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ablukalar, şu an Cizre ve İdil’de 23.00 - 02.30; Silopi’de 21.30 ile 04.30; Gever’de 23.00 ile 06.00 saatleri arasında; Nusaybin, Şırnak ve Sur’da da tam zamanlı olarak devam ediyor. Devam eden ablukalar, cenazelerin çok sayıda kente dağılması, DNA test sonuçlarının uzaması, cenazelerle ilgilenenlerin tutuklanması, Kürt kentlerinde katledilen cenazelerle ilgili net rakamlar verilmesini zorlaştırıyor. 


 HABER MERKEZİ