1 Mayıs’ta Türkiye ve Kürdistan’da milyonlar alanlara döküldü. Sadece Taksim’de yüz binler özgürlük ve demokrasi türküleri söyledi. Emekçiler, başta Kürtler olmak üzere, ezilen halklar, gençler, kadınlar, sanatçılar AKP hükümetine sonun başlangıcını yaşadığını gösterdiler.
AKP Hükümeti ve Başbakan o kadar kibirli ki, başka nedenlerden olmasa da bu kibri onu yıkacaktır. Tiyatroculara “siz kimsiniz” demesi ve kullandığı üslup bu kibrin belgesidir. İşte 1 Mayıs’ta milyonlar AKP’ye ve Başbakan’a “sen kimsin” demişlerdir.
Bir Yunan filozofu binlerce yıl önce “türkü yapanların gücü her zaman yasa yapanların gücünden fazladır” demiş. Bu söz tarih içinde defalarca kanıtlanmıştır. Bu nedenle olacak ki günümüzde en itibarlı kişiler sanatçılar ve yazarlardır. Yazarlarını ve sanatçılarını yüceltenler aynı zamanda toplumuyla barışık olmaktadır. Günümüzde demokrat ve özgürlükçü olmanın ölçütü sanata ve sanatçılara yaklaşımdır. Türkiye’de Başbakan’ın sanata nasıl yaklaştığı tiyatroculara söyledikleriyle netleşmiştir. Sanata bu yaklaşım Başbakan’ın özgürlükçü ve demokrat olmadığını kanıtlamıştır. Bir musibet bin nasihatten yeğdir sözü bir daha doğrulanmıştır. AKP’nin faşist otoriter bir güç olduğu söyleniyordu. Bazıları bu haykırışları dikkate almıyordu. Şimdi bu haykırışları dikkate almayanlar AKP hükümetinin nasıl bir faşist karakterde olduğunu iyi anladılar.
1 Mayıs’ta AKP Hükümetine gösterilen yoğun tepki, AKP’nin yüzünün teşhir olduğunu göstermektedir. Artık kendine demokrat kendine Müslüman yüzünü gizleyemiyor. Başbakan’ın öfkeli olmasının esas nedeni budur. Bu nedenle ağzını her açtığında birilerine saldırıyor.
2012 1 Mayısı AKP’yi daha da saldırgan kılacaktır. Çünkü 1 Mayıs AKP’ye karşı muhalefetin birleşeceğini gösteriyor. Özellikle Kürt demokratik hareketiyle Türkiyeli demokrasi güçlerinin birleşmesinin yaratacağı sinerji bu 1 Mayıs’ta görülmüştür. Türk devleti şimdiye kadar bu iki demokratik gücün birleşmemesi için büyük çaba gösteriyordu. Böylece demokratik güçlerin etkili olmasını engelliyordu. Ancak Halkların Demokratik Kongresi (HDK)’nin oluşmasıyla birlikte demokrasi güçlerinin önündeki barikat yıkılmıştır. 1 Mayıs’ta milyonların meydanlarda toplanmasında HDK’nin büyük etkisi olmuştur. Katılanların tümü tabii ki HDK bileşeni değildi, ama Kürt demokratik hareketiyle Türkiye demokrasi güçlerinin bir çatı altında toplanma kararı Türkiye’nin demokrasi potansiyelinin açığa çıkmasının önünü açtı.
1 Mayıs’ta Türkiye’nin demokrasi güçlerinin zayıf olmadığı görüldü. Doğru öncülük yapıldığında ve bir araya getirildiğinde demokrasi hareketinin daha da gelişeceği anlaşıldı. Bu nedenle 1 Mayıs’taki tablo meydanlarda kalmamalıdır. Geniş yelpazede bir demokratik hareketin yaratılmasına vesile olmalıdır. HDK önemli bir başlangıçtı. 1 Mayıs’la birlikte HDK’nin yeni bir örgütlenme ve mücadeleyi yükseltme hamlesi içine girmesi gerekir. Yoksa demokrasi güçlerinin yılda bir iki defa kendini göstermesinden öte bir gelişme yaratılamaz.
1 Mayıs’ta demokrasi güçlerinin tümü bir araya geldiği için görkemli bir tablo ortaya çıktı. Eğer tek tek ya da grup grup kalınsa bu tablo ortaya çıkarılamaz. Dolayısıyla bu tabloya uygun bir demokrasi programı ve demokratik hareket gereklidir. HDK bunun için en uygun çatıdır. Bu nedenle HDK içinde yer almayanlar da bu çatı altında toplanmalıdır.
Çeşitli sol gruplar zaman zaman çok ideolojik yaklaşımlarla ortak mücadele platformunda yer almıyorlar. Bu yaklaşımlar bir çocukluk hastalığıdır. Sosyalizmde en temel kavramlar emek ve emekçilerdir. Toplumsal taban da esas olarak emekçilere dayandırılır. Türkiye’de bugün emek ve emekçilik en fazla da Kürt toplumsal gerçeğiyle bağlantılıdır. Bugün Türkiye’de en ağır işlerde ve en az ücretle çalışanlar Kürtlerdir. Kürtlerin yarısı ülkelerinden kopuk metropollerde yaşamaktadır. Türkiye’nin işçileri Kürtlerdir. Bu nedenle sol, Kürtlerin hem emek sorunlarıyla hem de ulusal sorunlarıyla yakından ilgilenmek zorundadır. Bu yönüyle Türkiye demokrasi güçleriyle Kürt demokratik hareketinin ortaklaşması gerekir. Böyle bir ortaklaşma solu gerçek zeminine oturtur. HDK mevcut karakteriyle tüm solun da çatısı olacak karaktere sahiptir.
6 Mayıs da yaklaştı. 6 Mayıs şehitlerinin anısı da Türkiye’deki sol demokratlar ve Kürt demokratik güçlerinin ortak hareket etmesini emretmektedir. Türkiye’deki demokrasi güçleri bundan kaçınamaz. Bundan kaçmak en fazla da bu büyük devrimcilerin anısını ve özlemini doğru ele almamak olur.
Bugün 6 Mayıs şehitlerinin özlemlerini Kürt Özgürlük Hareketi gerçekleştirmiş bulunuyor. İki halkın birlikteliğini de en iyi temsil eden bugün Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Türk devleti tüm çabasıyla iki halkın birlikteliğini engellemek isterken, Kürt Özgürlük Hareketi birleştirmek için büyük bir çaba göstermektedir.
AKP Hükümeti Türkiye halklarının demokrasi ve özgürlük mücadelesinin yarattığı birikimi kendi iktidarına dayanak yapmaktadır. Kendine demokrat kendine Müslüman gücüyle demokrasi güçlerinin ortaya çıkardığı birikimi devleti ele geçirmede kullanmaktadır. Yoksa AKP demokrasi mücadelesiyle bugünkü imkanları elde etmedi. Bu durum bile demokrasi güçlerine büyük sorumluluk yüklemektedir.
Büyük devrimcilerin ve bedel ödeyen demokrasi güçlerinin yarattığı değerleri böyle haramzadelere bırakmamak, 1 Mayıs’ta toplanan halkın beklentilerine ve 1 Mayıs şehitlerinin özlemlerine verilecek en doğru cevap olacaktır. Bunun da 1 Mayıs’taki birliğin bir çatıda bir araya getirilmesi ve ortak mücadelesiyle olacağı açıktır.