2014 Newroz’u Kürtlerin özgür ve demokratik yaşamda ne kadar ısrarlı olduğunu göstermiştir. Bu halk mutlaka özgürleşecek ve kendi kendini yönetecektir. Zaten bu Newroz coşkusu ve görkemi seçimlere yansıyacak; Kürtler kendi kendilerini yönetme iradesini ortaya koyacaklardır. Seçim, Kürdistan’da demokratik özerklik referandumu olacaktır. Türkiye’nin başka yerlerinde seçmenler hangi nedenle oy verirse versin, Kürdistan’da oylar demokratik özerkliğe verilecektir. 2014 Newroz’undan çıkarılacak bir sonuç budur.

2014 Newroz’u, Kürtlerin Ortadoğu’da artık yok edilemeyecek bir ulusal topluluk olduğunu gözler önüne sermiştir. Böyle bir ulusal topluluğu yok saymak artık akıl karı değildir. Kürtlerin varlığını tanıyıp özgür yaşamını kabul etmemek Kürtlere savaş açmak anlamına gelir. Dolayısıyla Türkiye ancak Kürtlerin varlığını ve demokratik özerkliğini sağlayarak istikrara ve barışa kavuşabilir. Kürt halkı kültürel soykırımcı sömürgeciliği kabul etmeyeceğine göre, Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamını kabul etmekten başka bir yol yoktur. 2014 Newroz’u bunu herkese göstermiştir.
2014 Newroz’u özgür ve demokratik yaşamda ısrarı ortaya koyduğu gibi, Kürtlerin birliğinin de önemli oranda gerçekleştiğini gözler önüne sermiştir. Birçok yerde Kürtlerin yüzde 70’ten fazlası Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi etrafında toplanmıştır. Önceki seçimlerde Araplar, Mahelmiler, Türkmenler Türk devletinin özel savaş politikası sonucu topluca AKP’ye oy veriyordu. Bu seçimde bunun da belirli düzeyde aşıldığını görüyoruz. Zaten birçok şehirde yüzde 5, hatta yüzde 10 civarında asker ve polis bulunmaktadır. Bunlar dışında tutulursa Kürdistan’daki şehirlerin çoğunluğunda yüzde 70-80 oy oranıyla BDP seçimlerde başarılı olacaktır. Kürtlerin birliği böyle bir sonuç ortaya çıkaracaktır.
Türk devleti on yıllardır Özgürlük Hareketi’ne karşı Kürtlerin dini duyarlılığını kullanmak istemiştir. AKP zaten bunun için iktidara getirilmiştir. Yakın zamanda ele geçen 2011 tarihli bir belgede MİT Başbakanlığa rapor sunmuş, dini cemaat ve örgütlerin daha fazla teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerektiği önerilmiştir. Toplumun inançları, kutsalları bir psikolojik savaş aracı olarak kullanılmıştır. Kürt halkı Türk devletinin bu yüzünü görerek AKP’nin Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerini dini maske kullanarak reddetmesine tepki göstererek BDP etrafında birliğini sağlamıştır. Newroz’daki büyük kalabalık ve coşku bu gerçekliğin ifadesi olarak görülmelidir.
2014 Newroz’u Türk devletinin Kürdistan’da izlediği tüm özel psikolojik savaş politikalarının ve argümanlarının etkisiz hale geldiğini göstermektedir. İşte bu nedenle Kürt sorunu artık çözümsüz bırakılamaz. Zaten Kürt halkı 2014 Nerwoz’unda özgür yaşam dışında bir seçeneği kabul etmediğini, özgür yaşamı mücadele ederek kazanacağı iradesini en yüksek düzeyde ortaya koymuştur. Nerwoz’la birlikte birliği, örgütlemesiyle, kendi demokratik kurumlaşmasıyla özgür yaşamı inşa edecektir. Özgür yaşam iradesine ve demokratik kurumlaşmalarına saldırıldığında buna karşı da çok güçlü biçimde direneceğini Newroz’la birlikte ilan etmiştir.
Kürt Halk Önderi de AKP’ye, artık ara yollarla, yani oyalama ve göstermelik bazı şeyler yaparak kendisini yaşatamayacağı, tek yolun radikal demokrasi olduğu konusunda uyarı yapmıştır. Özcesi AKP’nin şimdiye kadar kullandığı yol ve yöntemler kabul edilmez demiştir. Aslında Kürt Halk Önderi 2013 yılında da Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü açısından Kürt halkına ve demokrasi güçlerine tarihsel rol yüklemişti. Demokratik siyasetin devreye sokulması bu anlama gelmektedir. Demokratik siyaset de Kürt Halk Önderinin literatüründe toplumun tabandan örgütlenerek siyaset yapılmasıdır. Zaten demokratik toplumu siyasetin temel öznesi olarak görmesi de bunun ifadesidir. Bu açıdan radikal demokrasiyle çözülecek bir sorunu da halklar ve demokrasi güçleri çözer. Kürt Halk Önderi’nin radikal demokrasiden söz etmesi bu anlama gelmektedir. Çünkü üst toplumun, egemenlerin radikal demokratik adımlar atması tarihte çok az görülmüştür. Bunu da ancak çok zorlandığında yapmıştır.  
Kürt Halk Önderi AKP’ye son bir şans tanımış, kapının açık olduğunu söylemiştir. Ancak esas rolü yine Kürt halkına ve demokrasi güçlerine vermiştir. Radikal demokrasi dışında Türkiye’yi demokratikleştirmek ve Kürt sorununu çözmek mümkün değildir. AKP hegemonyacı ve baskıcı karakteriyle kendi sonunu getirirken, yeni hegemonya kurulmasını önleyecek tek güç de Kürt halkı ve demokrasi güçleridir. Bu nedenle mevcut siyasal ortamda tek çıkış yolu, demokrasi güçlerinin bir program etrafında ittifak kurarak demokrasi mücadelesini yükseltmeleridir. Türkiye halkları yeni bir hegemonya değil, demokratik bir Türkiye istemektedirler. Bu açıdan yeni bir hegemonyaya fırsat vermeyerek Türkiye halklarının özlemi ve istemi olan demokratik Türkiye yaratılmalıdır. Kürt halkı Newroz’da bu iradeyi ortaya koymuştur.
Newroz’la birlikte ortaya çıkan halk iradesi demokratik özerkliği kendi demokratik toplum gücüyle inşa edip bu gücünü Türkiye’nin demokrasi güçleriyle ortaklaştırarak halkların özlediği demokratik Türkiye, özgür Kürdistan yaratılacaktır. 2014 Newroz’unun verdiği esas mesaj ve çağrı budur.