İngiltere Gündemi
Savaşın, göçlerin ve kıyımların yine eksik olmadığı bir yıl geçirdik. Ortadoğu ve Afrika halkları kadar olmasa da Avrupa için de sancılı bir seneydi, 2014. IŞİD örgütüne Avrupa’dan yüksek sayıdaki katılım, Avrupa’da 11 Eylül olaylarından beri ilk defa bu denli ciddi bir gerilim ve panik etkisi yarattı. Bu durum en çok da İngiltere’yi panikletti. 500’ün üzerinde Müslüman İngiliz vatandaşın örgüte katılması ülkedeki tüm Müslümanları etkileyebilecek tedbirlerin alınmasına neden oldu. İslamofobi güçlendi.
İngiltere'deki Müslümanlara yönelik saldırıları takip eden "Tell Mama" isimli grup, Irak'ta ve Suriye'de yaşanan son gelişmeler ışığında Müslüman karşıtı nefret olaylarının gittikçe arttığı alarmını verirken, halihazırda sertleşen göçmenlik yasaları da 2014'te en katı senesini yaşadı. Yabancı düşmanlığını körükleyecek yasa tasarıları tartışıldı, AB ülkeleri ile en çok da Almanya ile ilişkiler gerildi. İngiltere Başbakanı David Cameron’ın AB vatandaşlarının İngiltere‘de kalışlarında kısıtlama önerileri Almanya’yı çileden çıkardı. Cameron bu konuda geri adım atsa da AB vatandaşlarının sosyal yardımlara ve belediye evlerine başvurularını zorlaştıracak yasaları uygulamada gayet ciddi bir tavır sergiledi. Ne Almanya’nın ne de diğer AB ülkelerinin bu konuda Cameron’a müdahale etmeyecekleri netleşti. Mayıs seçimlerinde Muhafazakar partinin hükümetten de düşmesi bu durumu değiştirmeyecek zira muhalifleri de Cameron ile göçmenlik konusunda hemfikir.
Irkçı ve AB karşıtı politikalarıyla bilinen UKIP’in (Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi) göçmenlere dair sert görüşlerinin halk tarafından desteklenmesi, diğer siyasi partilerin de kendi göçmenlik politikalarını gözden geçirmelerine neden oldu. UKIP Avrupa Parlamentosu seçimlerinde rekor kırdı. Muhafazakar partiden iki vekilin istifa etmesiyle, bu bölgelerde ara seçim yapıldı ve UKIP’li iki vekil İngiliz parlamentosuna girmiş oldu.
Göçmenlik sorunsalı dışında grevler de 2014’e damgasını vurdu. Eğitim, sağlık ve metro çalışanları günlerce süren ve tüm ülkenin dengesini sarsacak iş bırakma eylemleri gerçekleştirdi. İngiliz sendika örgütleri her zamanki gibi tüm dünyaya örnek teşkil edebilecek kararlılıkta çalıştılar. Ancak sendikanın lideri Bob Crow’un aniden hayatını kaybetmesi, sevenini de sevmeyenini de şoka uğrattı. Crow, işçi sömürüsüne karşı mücadelenin yegane temsilcisiydi. Crow’un yerini dolduracak bir ismin olmaması da çok sıkıntılı bir durum.
2014’de Kuzey İrlanda sorununun ara ara kendini göstermesi, görünürdeki barış ortamının sorgulanmasına neden oldu. Hele ki IRA’nın siyasi kanadı olan Sinn Féin'ın lideri Gerry Adams'ın, 42 sene önce işlenmiş bir cinayetten ötürü gözaltına alınması soğuk savaş korkusunu körükledi. Adams, birkaç gün sonra salıverilse de işgalci İngiltere, barışı hazmedemediğini bir kez daha göstermiş oldu.
İngiltere, Kuzey İrlanda dışında İskoçya yüzünden de bu sene siyasi gerginlikler yaşadı. İskoçya, bağımsızlık referandumunda yüzde 45’lik ‘evet’ oyuna rağmen bağımsız olamadı ama ileriki yıllarda bağımsız olabileceğine dair ciddi sinyalleri vermiş oldu. İskoçya Ulusal Partisi'nin de hızlı yükselişi bağımsızlık inancının en büyük göstergesi zaten. 2015’te olmasa da İskoçya’nın bağımsızlığı yakındır.